Timur KOHEN
76 şiiri ve 77 yazısı kayıtlı Takip Et

Bir çocuk masalı 2



Bir Çocuk Masalı 2

Bir Çocuk Masalı Vol.2 Jengar
Küçük çocuk, üzgündü ve korkuyordu. Merdiven altında kaldığı yerde bir nebze ışık olsa yüzündeki üzüntünü en duygusuz bir insanın bile gözlerinin dolmasına yeterdi. O daha küçücük bir çocuktu. Bacaklarını karnına çekmişti. O haliyle kaskatı uyuyordu. Tahta arabasına öyle özlemle sarılmıştı ki, yüzündeki korku ve hüznün ardında tatlı bir şefkat belirtisi belirmişti, kendisi gibi minicik.
Küçük çocuk tüm bu kasvetli anların ardında babasının da dâhil olduğu ilginç bir rüya görüyordu. Sonsuz denilebilecek bir rayın üzerinde çocuk ve babası bir maden arabasıyla aşağıya doğru ilerliyorlardı. Babası bir bilim insanıydı ve beyaz önlüğü üzerindeydi. Yanlarından akıp giden parlak, yuvarlak, renkli ve kararsız cisimler görüyorlardı. Her ikisi de hayretle bakıyorlardı. Şaşkınlık ve hayranlıkları o dereceye gelmişti ki bir an düşme hissinin verdiği g kuvvetini dahi hissetmediler. Düşüşleri inişli çıkışlıydı. Bu iniş çok çok uzun bir zaman sürse de aslında birkaç saniyelik bir şeydi yaşadıkları. Ve derken raylar artık düz bir zeminde ilerliyordu. Etraflarını saran ve kuzey ışıklarının masalsı renklerinden kat be kat tatlı ve canlı renk helezonları vardı. Harikalar diyarı burası olabilirdi.
Babası yol boyunca beyaz önlüğüyle ona eşlik etti. Ona büyümenin ve küçülmenin sonsuz olduğundan bahsetti. ‘Mantık ve oran kaypak bir ölüme mahkûmdu belkide.’ Demişti. Babası sanki ona bir şeyler anlatmaya çalışıyordu. Ama çocuk gördükleri karşısında çok şaşkındı ve söylenenleri çok dikkatli dinlemiyordu. Şimdi bir an kendi benliğinin farkına vardığında onun yanında olmadığını fark etti. Kalabalıkta birini kaybetmişti sanki. Sağa sola koşturmaya başladı. Ama nafile siyahın ve renklerin bir duman gibi etrafı sardığı bu yerde babasını kaybetmişti. Bağırdı, küçük ve cılız sesiyle. Gözlerine yaşlar doldu. Ama pes etmeyecekti babasının bu defa onu bırakıp gitmesine asla ve asla müsaade etmeyecekti. Çocuk ayakları ne kadar açılabiliyorsa ve gücü ne kadar yetiyorsa o kadar hızlı ve çok koştu. Gözlerinde biriken yaşlar zaten loş olan bu yeri iyice buğulu bir hale sokuyordu. Attığı her adım temas ettiği yerden ışınlar saçıyordu. Çamura sıçratmak gibiydi. Sonunda çocuk pes etti. Babasını aramaktan vazgeçti ve dizlerinin üzerinde ağlamaya devam etti Hıçkırıkları yankılandı boşlukta.
Büyükannesinin merdiven altına inişi sırasında çıkardığı gıcırtılar ve akabinde torununu kahvaltı etmesi için kuru ve soğuk bir ses tonuyla uyandırması ile çocuğum rüya serüveni de son buldu.
Kahvaltısını yaparken aklı gördüğü rüyadaydı. Bir taraftan mutlu hissediyordu kendisini. Bir taraftan da babasını rüyasında kaybettiği için üzgündü. Küçük elleri küçük lokmalarını ağzına götürürken bakışları sofraya sabitlenmişti. Büyükannesi bu durumu fark etse de oralı olmamıştı.
Kahvaltının hemen ardından merdiven altı hapishanesine dönmeden önce geçirebileceği bir saatlik zamanı vardı. Büyükannesi bir lütufta bulunmuş ve ona böyle bir serbest zaman vermişti. Küçük çocuk bu bir saati dolu dolu geçirdi. Oradan oraya hoplayıp zıpladı. Kimi zaman neşeli kimi zaman heyecanlı anlar geçirdi.
Merdiven altına dönmesine daha yirmi dakika vardı ve o yapmaması gereken bir şey yaptı. Tıpkı dün gece rüyasında gördüğüne benzer bir şekilde kendini merdiven trabzanlarından aşağı bıraktı. Yanlamasına oturunca ilk birkaç metreyi sorunsuz kaydı ama sonraki metrelerde dengesi bozuldu ve şans eseri bir yerine ciddi bir şey olmadan aşağı indi. Ama yere sertçe düşüşü kalan yirmi dakikayı merdiven altında geçirmesine sebep oldu.
Şimdi yine o kasvetli yerdeydi ve kapı kapatılmıştı. Olsun yine de mutluydu, hem az sonra büyükannesi sesli kitap okuma ayinine geçecekti ve o merakla kitabı, orada anlatılanları dinleyecek ve hayaller kuracaktı.
Tam büyükannesi kitap okumaya başlamıştı ki sağ baldırında bir ağrı hissetti. Eliyle yokladığında bir taş parçasının cebinde olduğunu hissetti. Bunun ne olduğunu görmek için elini cebine soktu. Elini çıkardığında parlak bakır yeşili bir taş buldu. Bulunduğu merdiven altı gündüz olduğu için yer her ne kadar karanlık sayılmasa da bu taş odayı aydınlatmıştı. Bir çocuk için, özellikle yoksunluklarla başbaşa olan bir çocuk için bu taş oyuncakların ağababası sayılırdı. Öyle mutlu olmuştu ki oyuncak tahta arabası bir an gözüne bile gelmedi.
Çocuk, elindeki bu taşı avucunun içine alınca ışık yok oluyor, avuçlarını açınca bakır yeşili bir renk etrafı kucaklıyordu. Sırf bunu yaparak bile keyifli saatler geçirebilirdi. Zaman sonra taşı daha derinden incelemeye başladı. Dikkatlice bakınca taşın özel olarak şekillendirildiğini anladı. Zaten taşın nereden geldiğini merak ediyordu üstüne böyle özel bir şekli nasıl aldığını da düşününce iyice merakı arttı.
Zaman akıyor ve çocuk taşla oynamaya devam ediyordu. Sonra bir ara oyuncak arabasına baktı. Bir eline oyuncak arabasını diğer eline taşı aldı ve dünyanın en keyifli anını yaşadı bir an. Derken oyuncak arabasının ön tarafındaki boşluğa ilişti gözü. Bu boşluğa daha önce hiç dikkat etmemişti. Parmağıyla içini yokladı. Sonra tamamen tesadüfle taşı o boş yere koydu. Bunu tamamen düşünmeden yapmıştı. Hiçbir şey olmamıştı. Tekrar taşı almak için parmaklarıyla çekti ama taş çıkmıyordu. İki eliyle tutmaya ve çekip almaya çalıştı ama yine başaramadı.
Bu durumu umursamadı ve arabayı öylece elinden bıraktı. Babaannesi tüm bu süre zarfında sesli kitap okumaya başlamıştı. Duyduğu ama umursamadığı bir sesti şu an için. Tekrar arabaya ve taşa yöneldi. Dikkatle baktığı bir an taşın hafif hafif yanıp söndüğünü gördü. Babası bu arabayı ona kendi elleriyle yapmıştı ve şu an bu taşın onun için özel olarak oyulduğunu düşünmeye başladı.
‘Mantık ve oran kaypak bir ölüme mahkûmdu belkide.’ Belki de bu araba kaybolan babasına gitmesi için özel bir vasıtaydı. Kim bilebilir?

Timur KOHEN

Beğen

Timur KOHEN
Kayıt Tarihi:28 Haziran 2019 Cuma 16:40:16

BIR ÇOCUK MASALı 2 YAZISI'NA YORUM YAP
"Bir Çocuk Masalı 2" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR


Henüz yorum yapılmamış.

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.