Osman Kılıçkıran
22 şiiri ve 11 yazısı kayıtlı Takip Et

Papandreu'ya cevap




MUHTEREM OKUYUCULAR - İKİ -

Papandreou’nun açıklamasını okuduk. Şimdi Kıbrıs’ın geç- mişi ile ilgili bir çalışmamın olduğunu hatırlatarak, meselenin başka bir boyutuna değinmek için, tarihte kısa bir yolculuğa çıkalım :
“9251 km2 yüzölçümü olan Kıbrıs’ın ilk sakinlerinin adaya Anadolu, Suriye veya Filistin’den MÖ 7000–6500 yıllarında göç ettikleri sanılmaktadır. Doğal afetler ya da düşman saldırıla rından kaçarak sallarla adaya çıktıkları ileri sürülen bu insanların ülkelerinin dağları, açık havalarda adadan görülebilmektedir" (kentvedemiryolu.com/icerik.php?id=475r.)
“Türkçe’de Kıbrıs, Arapça’da " Kubrus" (Kubruş), Batı dillerinde "Cyprus", "Cypre", "Chypre", "Gipros" ve "Cypren" olarak adlandırılan ada, "Kypros" olarak ilk defa Homeros’ta zikredilmektedir. Adının, Ana Tanrıça Kibele’ye bu adada verilen isim olan Kipris’ten geldiği de rivayet edilmektedir. ( ) Mısır ve Doğu Akdeniz ticaret yolları üzerinde yer alması, tarihin bilinen ilk devirlerinden itibaren Kıbrıs’ın önem kazanması ve bu önemin sürekli olmasına neden olmuştur. Jeolojik devirlerde bir çöküntü neticesinde Hatay bölgesinden ayrılıp bir ada haline gelen Kıbrıs’ın ilk sakinleri Anadolu’dan gelmişlerdir. Adanın kuzeyinde ve Karpas Yarımadası üzerinde, Neolitik devre ait yerleşim yerlerinde yapılan kazılar neticesinde elde edilen bulun- tular, Anadolu’nun Hacılar ve Çatalhöyük Neolitik devir yerleşim yerlerinde elde edilen buluntularla benzerlikler arz etmektedir. M.Ö. 4000 yılından itibaren insan unsuruna rastlanılan adanın, M.Ö. 3000’de yoğun bir iskana sahne olduğu ve elde edilen eserlerden de bu iskanın Anadolu kaynaklı olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan Kıbrıs’ta eski mezarlardan elde edilen eserler de, Truva kültürünün ürünüdür.( ) Anadolu’ya benzerliği sebebiyle önde gelen coğrafyacılardan Dd. Frey, "Kıbrıs Adası tektonik, jeolojik ve iklim bakımından Anadolu’nun bir parçası gibi ele alınabilir” demiştir.( ) Kıbrıs’ın bilinen tarihi, taş devrine kadar uzanır. Osmanlı İmparatorluğunca fethine kadar adada sırayla Hititler, Fenikeliler, Asurlar, Eski Mısırlılar, Persler, Makedonyalılar, Romalılar, Bizanslılar, Müslüman Araplar, İngilizler (Aslan Yürekli Richard), Lüzinyanlar, Cenevizler ve Venedikler hüküm sürmüşlerdir. İlahi dinlerden Hz. Musa’nın dinine inanmış olan insanlar, Kıbrıs’ta özellikle Salamis, Baf gibi merkezlerde yüzyıllar boyu yaşamışlardır. Ancak adada varlığını sonuna kadar sürdüren din, Hristiyanlık olmuştur. Hz. İsa’nın getirdiği din Kıbrıs’ta kabul görmüştür. Kuşkusuz bu kabullenmede en etkin kişi, aynı zamanda bir Kıbrıslı Yahudi olan Levililerden Joseph’tir (Yusuf). Mevcut İncil’de Pavlos’tan ayrılana kadar “resullerin işleri” bölümünde, adı sıkça “Barnabas” olarak geçen ( ) Levilili Yusuf”tur.
( www.ulkemasalari.com/tr/yazi/46 )
Alman bilgin “Dümmler de ‘Eski Anadolu halkı ile Kıbrıs yerlilerinin ( sakinlerinin ) aynı kavimlerden olduğunu kabul etmek zorundayız ‘ demektedir. Dümmler’e göre ; neolitik devrede aynı dini inanca sahip idiler. Kıbrıs, Tarsus ve Mersin’de (Yümektepe) bulunan heykeller aynıdı. ( ) Kıbrıs’ta Obsidien taşı yoktur. Bu taş Toroslar’da vardır. Kıbrıs’tan kayıkla Anadolu’ya geçenler , Toroslar’dan bu taşı alıp götürmüşlerdir.”(ÖZFATURA Mustafa Necati, Kıbrıs Anadolu’nun Tabii Uzantısıdır, 24 Kasım 1998 Türkiye)
3. bindeki Anadolulular Ege adalarını, Girit’i ve Yunanistan’ı işgal ve iskân etmişler ve bu yerleri kendi dillerindeki adlarla adlandırmışlardır. Bizim genişletmiş olduğumuz incelemeler bu hususun Kıbrıs için de varit olduğunu göstermiştir. Amatos, Arabanda, Melanthos, Paphos, Tamassos, Tegessos gibi yer adları Anadolu diline aittirler. Bu bize M . Ö. 3. Binde Kıbıs’ı iskân etmiş olan halkın Anadolulu’lar olduğunu açıkça göstermektedir. Ayrıca menşei 3. bine kadar giden ve eski Anadolu dillerinden biri oldu- ğu anlaşılan Kıbrıs’ın bir yerli dili ve yazısı vardır ki , bu dil ve yazı M . Ö. 3. Yüzyıla kadar yazılmış ve konuşulmuştur. Kıbrıs seyahatimde eski Paphos müzesinde bu yerli Kıbrıs yazısı ile yazılmış pekçok kitabe gördüm. M . Ö. 3. Binde Kıbrıs’da ne Fenikeliler ve ne de Mikenler mevcuttur. Kıbrıs’ın bu devir halkı Eski Anadolu ahalisidir.
(www.journals.istanbul.edu.tr/iusoskon/article/viewFile/1023005942/1023005466) Bir ansiklopediye göre “ada, Grekçe olmayan bir dili klasik çağa kadar konu"şmuştur. ( Ansiklopedik Sözlük, Dil ve Kültür Ansiklopedisi, Milliyet Yay., 1967, sh. 1139 )
Yunanlı tarihçi Dr. Achille Emiliyanidisi; adada yaşayan ilk insanlar “ hakkında ; ‘ Historie de Chypre ‘ isimli eserinde ‘Kıbrıs’ın halkı Anadolu kıyılarından gelip Ada’ya yerleşmişlerdir. Bunlar, adet ve davranışlarını beraberlerinde getirmişlerdir” (ÖZ- FATURA Mustafa Necati, Kıbrıs a.g.m. ) diyor.
Romalı’lar ne zaman geliyor? Bir alıntı yapalım :
( Irak merkezli ) “Asur hakimiyeti M.Ö. 669’da sona erdikten sonra Kıbrıs, bir müddet bağımsız krallık olarak devam etmişse de bu uzun sürmedi; tekrar Mısır hakimiyetini kabul ettiler. Pers Kralı Kombizes M.Ö. 525’de Mısır’ı işgal edince Kıbrıs da Pers (İran merkezli) hakimiyetine girmiş oldu.” (Çoğunluğu Slav olan ) Makedonya devletinin lideri “ Büyük İskender’in M.Ö. 333’te Persler’e karşı kazandığı İssus Savaşı’ndan sonra Kıbrıs Makedonya hakimiyetini tanıdı. Büyük İskender döneminde Kıbrıs’ta başlarında Nikokles ve Nikokreon’un bulunduğu Pafos ve Salamis Krallıkları vardı.
Büyük İskender’in ölümüyle (Slav yoğun ) Makedonya İmparatorluğu’nun parçalanması üzerine I. Pitolemaios Mısır’da Pitoleme Hânedanlığı’nı kurdu. Pitolemeler döneminde ada, yarı bağımsızlık statüsüyle Mısır’a bağlandı. M.Ö. 80’den itibaren Mısır’a bağım- lılıktan tamamen kurtularak M.Ö. 58’e kadar bağımsız bir krallık olarak devam etti. Bu tarihte Romalı komutan Marcus Porcius Cata tarafından Roma İmparatorluğu hakimiyetine alındı. M.S. 394’de Büyük Kostantin’in ölümüyle Roma İmparatorluğu’nun parçalanması üzerine ada, Doğu Roma İmparatorluğu’nun (Bizans) payına düştü. Bizans döneminde ayrı bir hükûmet kurulması uygun görülmeyip Fenike, Filistin, Suriye ve Klikya’ya bağlı bir il haline getirildi. Bizans hakimiyeti ile Kıbrıs’ta büyük değişiklikler meydana gelmiş, Hıristiyanlığın doğuşunda bu dini ilk kabul eden Roma vilâyetlerinden biri olmuş ve Ortodoks Kilisesi kurulmuştur. Ancak Katolik-Ortodoks mücadelesi Osmanlı fethine kadar devam etmiş- tir.VII. yüzyılda Bizans sınırlarına dayanan İslâm orduları tarafından 632-964 yılları arasında yirmi dört defa kuşatılan Kıbrıs, Halife Hz. Osman döneminde Şam Valisi Muaviye tarafından 649 yılında fethedilerek Müslümanların hakimiyet i bir anlaşmayla kabul ettirildi. Bu anlaşmaya göre Kıbrıslılar Bizans’a vermekte oldukları 7.200 altını müslümanlara verecek, Bizanslılar’la yapılacak savaşlarda onlara yardım etmeyecek ve Müslümanlar Kıbrıs’ı üs olarak kullanabileceklerdi. Ancak, bir süre sonra Kıbrıslılar’ın Bizans’a yardım etmeleri üzerine bozulan anlaşma, 653’te adaya tekrar sefer düzenlenerek yenilendi. Bu sefer sonunda, adada İslâm ordusundan bir miktar asker bırakılmışsa da, Halife Yezid döneminde bu asker geriye çağırıldı. 688’de Halife Abdülmelik b. Mervan ile İmparator II. Justinianus’un yaptığı anlaşmayla Kıbrıs’tan alınan vergiler iki devlet arasında paylaşıldı. Daha sonraları bu vergiler bir çok defa savaş nedeni olduysa da, müslümanlar devamlı galip geldiler. Emeviler zamanında Kıbrıs, iki rakip devlet arasında nisbî bir muhtariyeti korumuş ve bu devletlere sadece vergi ile bağlanmış idi. Bu durum Abbasi döneminde de devam etti. Üç asır devam eden İslam hakimiyeti döneminde Kıbrıs’ta üretim artmış ve ada ticaret sayesinde oldukça ilerlemiştir. 964’te Bizans İmparatoru II. Nikeforos Fakos tarafından Kıbrıs tekrar geri alınmışsa da, bu dönemde yapılan bir anlaşmayla camiye çevrilen mâbetlerin ve kutsal yerlerin tanınması Bizanslılar’a kabul ettirildi.
(www.os-ar.com/modules.php?name=Encyclopedia&op=content&tid=501345)
Ada “1191 yılında çok kısa bir süre İngiltere Kralı Aslan Yürekli Richard’ın eline geçti. 1192’de yine çok kısa bir süre, Templer Şövalyeleri (Kudüs’te kurulmuş ) ada’da egemen oldular. 1192-1489 yılları arasında da Lusignan’ların ( Lusignan Antakya prensi ve veliahtıdır ) yönetimi altında kalan ada, 1425 ve 1426 yıllarında Memlüklerin ( Kıpçak-Çerkez-Gürcüler ) saldırılarınara uğ- radı. Kısa bir sürede Ceneviz egemenliği altına girdi. Sürekli Memlük saldırıları sonunda yıkılan Lusignan’ların yerine Vene- dikliler ( İtalyan ) geçti Venediklilerin Kıbrıs’ta “olduğu zaman ada’da” Osmanlı akıncıları görülmeye başladı. Venedik korsanları “Türk denizcilerine büyük zararlar” veriyorlardı. Osmanlılar saldırıları da önlemek için ada’ya çıktılar Ada 1570 - 71 yılarında tamamen “Osmanlılar’ın eline geçti.” ( OLGUN Aydın, Kıbrıs’ın Anatomisi – 4 Devir 4 Lider, Ağaç – İş Matbaası, Ankara, 1975, sh. 8 )
Kıbrıs 1570’ lerden 5 Kasım 1914’ e kadar Türklerin toprağı oldu. Osmanlı’lar kendine savaş açmış olan Ruslar’ la uğraşırken Kıbrıs’ ı geri almak kaydıyla ( şartlı olarak ) İngilizler’e emaneten vermiştir. 5 Kasım 1914 yılında İngilizler de Osmanlı’ ya savaş açtı. İngiltere verdiği sözü ve anlaşmaları çiğneyip Kıbrıs’ kendi topraklarına kattı. Yaklaşık 344 yıl ( 1570 – 1914 ) yıl Türk topra- ğı olan Kıbrıs elden çıkmış oluyordu.
Haritaya bakınca hemen anlaşılabileceği gibi coğrafi olarak Türkiye’nin bir parçası gibi görünen Kıbrıs’ın, Yunanistan toprağı olduğunu iddia eden Yunanistan liderleri hakikati değil arzularını ifade etmiş oluyorlar. Daha kolay anlaşılabilmesi için çok basit bir misal verelim. Üzerinde apartmanların olduğu bir arsa düşünelim. Arsa yıllar boyunca 9 ayrı aile arasında el değiştirmiş olsun. Dokuzuncu aile zor ve hile ile 8. ailenin elinden arsayı almış olsun. Sekizinci aile işleri düzeldikten sonra hakkını arıyor olsun. Hadise mahkemeye yansıtılsın. Hakim arsayı zorla gasp eden 9. aileyi suçlu bulsun. Arsa hangi sahibe devredilir ? 1., 2. veya 5’ inci aileye mi, 8. aileye mi ? Mantık ve vicdan arsanın 8. aileye ( yani Türkler’e ) devredilmesini onaylar. ( Ayrıca başka bir hakikati de açıklığa kavuşturmak gerekir. Yunan liderler Roma İmparatorluğu’nu da kendi devletleri gibi düşünmektedirler. Bizans; Roma İmparatorluğu Doğu ve Batı diye ikiye ayrıldıktan sonra, Doğu Roma olmuştur. )
Geçmişte Doğu Roma olan Bizans’ın da egemenliği altında kaldığı için, Kıbrıs’ın Yunanistan toprağı olduğunu iddia eden Yunanlıların yargılarını esas alırsak, Kıbrıs’ın Türkiye’ye verilmesi gerekir. Bu davranış iddialarına daha uygun olur diyebiliriz. Yunanista, Osmanlı Devleti ‘ nin içinde yüzyıllarca yaşamış bir bölgedir. Yani Yunanistan diye bir ülke ve toprak parçası yokken oralarda Osmanlı vardı.
Uzatmayayım. Bir boyut daha ekleyip bu makaleyi şimdilik noktalayayım. Kıbrıs İngilizlerden memnun olmamış. Statüsünü değiştirmek için mücadele etmiş , başarıya ulaşmış, 1960 yılında da federatif bir anayasa ile bağımsız devlet olmuştur. Yani 1960 yılından sonra Rumlar’ın askeri darbeyle devlet düzenini yıkana kadar Kıbrıs dünya’nın tanıdığı bağımsız bir devletti. Yani Yunanistan toprağı değildi. Bunu Yunanistan BM Teşkilatı’na söz vererek, yüzlerce antlaşmayı imzalayarak kabullenmişti.


Beğen

Osman Kılıçkıran
Kayıt Tarihi:29 Ekim 2015 Perşembe 14:34:12

PAPANDREU'YA CEVAP YAZISI'NA YORUM YAP
"PAPANDREU'YA CEVAP " başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR


Henüz yorum yapılmamış.

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.