Bir Dünyevî
456 şiiri ve 226 yazısı kayıtlı Takip Et

Şiirde giriş mısrası





Yok, okuyamıyorum ne zamandır bir şiir. Belki de haklısınız, şiir okumayı bilmiyorumdur. Olabilir, ülkemizde kaç yıl zorunlu eğitim var ise okudum, hem de fazlasıyla, kimi zaman oldu çift dikiş geçtim. Hiç bir okulda ve bölümde de şiir nasıl okunur diye bir ders almadım. Belki böyle bir ders edebiyat Fakültelerinde de yoktur. Olacağını da düşünmüyorum. Ben olsaydım da koymazdım böyle bir ders zaten. Nasıl okunursa okunsun değil mi şiir? Peki siz, şiir nasıl yazılır diye hiç ders aldınız mı? Ben şahsen almadım lakin vermeyi düşünüyorum.

Deliye her gün bayram misali, belki birkaç enayi bulurum kendime öğrenci diye. Nasılsa para almıyorum veya para dağıtmıyorum ders verdiğim için… bu aralar parasal konuları çok düşündüğümden midir bilemiyorum aklıma ne geldi? Devlet para dağıtmaya başlamış ya edebiyatçılara… hangi kritere göre, ya hu edebiyatçının parayla alakası ne, zaten edebiyatla ilgilenenler az çok karnı tok, sırtı pek kesimlerdir… Bana fakir yazar ve şairler de var demeyin, o fakir şair ve yazarların ki edebiyatçılık değil ki, onların ki bir başka aşk… 1200-1300 yıl önce olsa idi büyük ihtimal şu Göktürk dikilitaşlarını yazan ustalara para vermemiz gerekirdi. Adam lar öyle bir yazmışlar ki 1000 yıllardır yankılanır durur çekiç ve çivi sesleri kulaklarımızda.. Bizimkiler de iş mi yani hem kağıda yazsınlar hem de üstüne üstlük devlet para versin? Ki ihtimal, mülakata göre seçiyorlardır şair ve yazarları. Kim desteklenecek kim desteklenmeyecek diye mezarından bir kaç üstat ve usta şair yazar kaldırıp soruyorlardır inşaallah.

Konu nereden nereye geldi okudunuz mu? Eğer bu soruyu cevaplamaya çalışıyorsanız, şu an bu kelimeleri de okuyor olmalısınız. Anlamadıysanız, baştan bir daha başlayın okumaya efendim. Ben gayet açık anlatım meramımı.
Ben serbest şiir okumayı beceremediğimi yıllar evvel olmasa da yakın yıllar içinde belirtmiştim. Serbest şiir görünce bir türlü okuyamıyorum. Bunun şiir yazanlar veya şiirin türü ile alakası yok. Çünkü serbest şiirin kapısı bir türlü bulamıyorum ki, kapıyı bir bulsam müsaade isteyip dalacağım içeri ne anlatmış şair, anlamaya çalışacağım veya okumaya işte.

Peki hece şiirinin kapısı, kapıya giden yolları belli midir? Bana aruzdan maruzdan bahsetmeyin, kedinin erişemediği ciğer gibidir aruz benim için. Yüzde doksan dokuz nokta dokuz aruz da bir hece şiiridir sonuçta. Gerisi hurafe bir bakıma da. Yok develerin ayak sesleri, yok demircinin çekiç sesleri.
Allah aşkına ya, ben bu yazıya Merhaba Anadolu diye başlayacaktım.. nasıl buraya geldim bir bilsem.

“Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak,
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.”Mehmet Akif ERSOY

Öncelikle hani şairlerin bu kısmı düşünürmüş epeyce virgüldü, noktaydı, ünlemdi diye ya ve bu yüzden bir türlü şiirlerini bitiremezlermiş. Doğru mu bu konu, yoksa şehir efsanesi mi? Yukarıda İstiklal Marşımızın kapısı olan mısralar var değil mi? Ve kapı sonuna kadar açılmış… istersen okumayacağım de…”Korkma” dan sonra virgül mü var, ünlem mi? Ben ünlem olanını tercih ettim eğer böyle bir hakkım varsa tabii ki. çünkü internette bir çok sayfaya baktım, bu iki mısra için kiminde virgül, kiminde ünlem var.

Neyse…

Korkma! : – Neden korkmayacağım veya korkmam mı gerekiyor?
“…Sönmez bu şafaklarda yüzün al sancak”:- sanki ben söner diyorum. Peki ya şairim, sonra?
“Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.” Allah Allah… ne yurdu, ne üstü ne ocağı ya hu…
Kapıdan sora sora girdik muhteremler. Çünkü, sor diyor şair, sen sor ki ben de cevaplayayım. Şair, okuyucusuna bir aile büyüğü gibi yaklaşıyor ve o anlamadan daha karşısına oturtturup derse başlıyor… yaşar gibi anlattığını yaşatıyor sanki yeniden yanına okuyucusunu da alıp…

Neyse...

Ninem beşyüz altına satılmış bir esirdi,
Dedem beşyüz altını sayan bir derebeyi:
Köpek kanı, kurt kanı biri birine girdi,
İkisinden meydana çıktı bir kurt köpeği. Faruk Nafiz ÇAMLIBEL.

Şair, “nine”sinden başlamış anlatmaya, ninesinin “esir” olduğunu….
Siz hiç meraklanmıyor musunuz? Esir? Başına ne geldi de acaba esir düştü? Kim sattı, kim aldı?

Bu kıtada, nine, dede, köpek, kurt, kurt köpeği… peki burada hiç hakaret var mı birisine, “köpek” deyince bir insana bizim kültürümüzde hakaret etmiş olmuyor muyuz? Hadi onu geçtim, şair kendisini de tanıyor, ben köpeğim lakin kanımda kurt kanı var demede. Bir de bu şiirin son mısrası var ki bir okur olarak beni bitirdi. Daha bir insan nasıl anlatılabilir ki diye yüreğimle alkışladım şairi ve dua ettim ahir ömrü için de.

Neyse…

“İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya:” Necip Fazıl KISAKÜREK

“Aylardan Ağutos, günlerden Cuma,” Niyazi Yıldırım GENÇOSMANOĞLU

“Dostlarım, toplanın öldüğüm zaman;” Orhan Seyfi ORHON

“Uçun kuşlar, uçun doğduğum yere” Rıza Tevfik BÖLÜKBAŞI

“Ne zaman baksam çevreme elli yıl sonra” Ümit Yaşar OĞUZCAN

“Artık demir almak günü gelmişse zamandan” Yahya Kemal BEYATLI

Büyük Çağrı

Bir gün bir mektup gelecek
Zarfsız, kağıtsız, pulsuz.
Vurulacak kapınız,
Çağrılacaksınız

Hani mektuplar yazarlar:
Bizim küçükken soğan sularıyla yazıp da
Kibritlerin ateşine tutup okuduğumuz
Hani şu masum sevi pusulaları gibi.
Bir yazı harfsiz, hecesiz.
Tutacak ateşinize bir gizli el,
Belirecek imla… ve sökmeye çalışacaksınız…

Hani askere çağırırlar, işte öyle?
“Bilmem.. şu … vakte… kadar..
Filan.. yerde.. Filan..saatte… Birliğ.. inize..”
Yekinip şöyle doğrulmaya çalışacak
Ve düşüneceksiniz.
Ve bitecek artık bütün savaşlar. Zeki ÖMER DEFNE

Sustuk sabırla, her şeyi öğrettiler bize. Mehmet ÇINARLI

“Takvimdem bir yaprak kopardım kızım” Haşim Nezihi OKAY

“Çalındı nekkare, çözüldü sancak” Haluk Nihat PEPEVİ

“Yok’ta noksan aranılmaz” Halil SOYUER

“Var Allah’ım bir şey var bu toprakta” Fazıl Hüsnü ÇAĞLARCA

“Yaş otuz beş yolun yarısı eder” Cahit SITKI TARANCI

“Budanmış bir ağacın dalları gür mü büyür?” Bilal COŞKUN

“Geceleyin bir ses böler uykumu,” Ahmet Kutsi TECER

“Gel kardeşim, engelleri birden aşalım, gel,” Ali Ulvi KURUCU

“Ellerin yurdunda çiçek açarken” AbdurRahim KARAKOÇ

İlgili şiirlerin giriş mısralarından bir demet sundum hepimize, türlü renkte, türlü kokuda….
Daha güzel şiirler yazmak, daha etkili hitap etmek şiirde ve hatta okurun yakasından tutup kapıdan içeri çekebilmek için ilk mısrada...

Allah’a emanet…

Beğen

Bir Dünyevî
Kayıt Tarihi:24 Ağustos 2014 Pazar 00:31:50

ŞİİRDE GİRİŞ MISRASI YAZISI'NA YORUM YAP
"ŞİİRDE GİRİŞ MISRASI" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Can Huseyin
24 Ağustos 2014 Pazar 14:55:19
bir nefescik soyliyeyim
dinlemezsen neyliyeyim
ask deryasin boyluyayim
ummana dalmaya geldim..

Pir Sultan Abdal..

.......

yukari da dahi gorulebilinilebilecegi gibi..

sair..

kapi yoksa pencere.. o olmadi bacadan.. daha olmadi dalarim dibe.. dehliz tunellerden okuruma ulasirim diyor..

emek caba sarfediyorsa..

okurda.. biraz fedakarlik tas altina elini sokmali..

sairin.. anlatma istedigi.. anlatamadigi..

kas goz isareti ile belirtmiye calistigini dahi.. algilama ugrasi verilmeli..

hece siirini..

ust uste atilmis kat betonu ile..

terazi sakulun de.. apartuman..

gokdelene benzetirsek..

serbest siir.. yanin da derme catma baraka.. gorunumu ile..

kenefin de alafranga konfora..

banyosun da kuvet luksune duskun mudavim sebeb..

damliyan catisi..

ve oyuklarindan iceri giren faresi..

dosemeden gelen gicirti kuf kokusu ile..

daire tip kat malikligin de israrli..

yegane zevki balkon sefasi.. tul perdeyi cekip..

gozden iramak olan..

okur acisindan..

serbest mustezat..

pek ic acici olmadigi asikar..

kaldi ki..

hikmet ran denli basari kaydeden.. sutuvenden bu gune..

serbes mustezatta bir baska isim cikmamasi..

mukallitlerinin..

zirvadan..

sacmaliktan ote gitmez..

muhtevayi.. busbutun sekilsiz zerke calismasi..

cok kisiyi hakli olarak serbeste sicak baktirmasa bile..

cakil orulu genis bahcesi.. zerdali fisne dali leylaklari..

ve aksam.. altta picama ustte atlet mangal yapabilim keyfi..

belli bir zumreyi.. serbest sever etmistir..

dort nala gelip uzak asyadan
akdenize bir kisrak basi gibi uzanan..
bu memleket bizim..
bilekler kan
disler kenetli
ayaklar ciplak..
ve
ipek bir haliya benziyen bu toprak..

bu cehennem bu cennet bizim

kapansin el kapilari
yok edin insanin insana kullugunu
bu davet bizim
yasamak bir agac gibi tek ve hur
ve bir orman gibi kardesce bu hasret bizim..

diyen sair..
Ran..salt kapi baca degil.. tum sathi acmis..

kuvayi milliye destani ile..
kagnilar gidisini..

sozcukler ile.. dimagimiza resmetmistir..

var.. duvari kerpicten orulu olsun..

aruz denince.. mesneviyi bile.. farscadan ceviri..

siir olma ozelligini yitirmis olarak..

ceviriyi yapanin becerisi nispeti okuyor..


muhtevasi ile gonul oksuyorsa..

saksi oturturca..

ust uste uyakli sozcuk oturtup..

muhteva tutturamamis..

bitevi..

bas agrisi.. bobrek sancisini yazar.. zumreye nispetle..

daha derinlikli.. irfan yuklu aruzu sevmiyorum serbest guzel

demekte mantikli olmaz sanirim ..

yani biri opere biri pop biri caz yapacak..

biz hayir canim tek muzik halk muzigi turku deyip..

sarkiyi gazel arabeski reddedecegiz..

zevk renk tartisilmaz bittabi..

fakat onun ona gore musterisi var..

yoksa sizin de ifsa ettiginiz gibi..

unlem isareti olmazsa korkar..

unlem isareti olursa korkmaz denilip..

trafik levhalari gobegine.. unlem isareti koyup..

kazalari engelleyebilirdik..

oysa cesaret unlem de degil yurekte..

cunku siir unlemle.. boylamla enlemle..

aglamakla gozun de nemle..

imla kurali verilen onemle..

kisir ataletsiz donemle..

yazilmaz..

siir..

kapisi ve bacayla..

siir karisi ve kocayla..

ocak kenari duran masasi ve sac altinda sacayla..

siir.. koy miktari hocayla yazilmaz..

siir.. oda bos ise iceri girekle..

siir..

kirisi ayakta tutar orta direkle.. siir.. manda gonunden bir yurekle yazilir..

bu vesile ile de.. yurekten yazilmis..

ne varsa eskiler de..

findik cukunatasi tadinda..

siir potporiniz musebbib.. saygilar sunarim..

varsigiz eyiki susma yurek ses.. saygilar..
dayim ol kalem saygilar..

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bir Dünyevî 24 Ağustos 2014 Pazar 23:55:26
kısa yazsan gönlünüz razı değil, uzun yazınca çıkıyor şirazeden manalar.

şairlerin hayal dünyası ve öngörüsü cıva gbi, kah orda kah burda...
nerede istersen orada işte.

selam ve saygılarımla...
Bir tutam hayat
24 Ağustos 2014 Pazar 11:40:48
İlgi ile, merak ile okudum yazıyı baştan aşağıya.
Her cümlesine basa basa okudum hem de.
Ama,
ne yalan söyleyeyim,
beklediğim ağırlığı bulamadım.

Ders, biraz havada mı ne kaldı hocam.
Ya da biz toparlayamadık kendimize bir şeyler.
Sondan ikinci cümlenin nefesi yetmedi tamamlanmaya galiba.
Ya da,
yazarın hoş bir edebiyat güzelliğini resmedişi.
Biz keşfedemedik bir türlü.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bir Dünyevî 24 Ağustos 2014 Pazar 23:47:36
insan kendi ağırlığını taşıyamazken bir de taşıyacak ağırlık mı arar oldu:)

geçenlerde bir gün hatta arada bir bu sitede günün sözü olarak çıkıyor ya karşımıza...

"Yağmurlu bir Pazar günü öğleden sonra ne yapacaklarını bilmeyen milyonlar , bir de ölümsüzlük isterler."

sorun sizde değil aslında, sorun bu dünyanın bir oyun oluşunda ve bu oyunun aniden ve apansızca yine oyun kurucu tarafından bozuluverecek olmasında...

kendimizde kendimizi keşfetmek dileğiyle...
hayırlı geceler.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.