mevlana diyarı
886 şiiri ve 47 yazısı kayıtlı Takip Et

Korku mayınları



İnsan bazı şeylerden korkar mı? Başka bir deyişle insanı kendi kabında tutabilmek onun elini ayağını bağlayabilmek için illa korku salarak ona korku pompalamak doğru bir yöntem mi? Onu bir şekilde bu korku paranoyaları ile teslim almak kolaycılık mı?
Bizim politik/politize olmuş ve bunu meslek haline getirmiş bulunduğu mevki/makamın sağladığı imkânlarla güle oynaya geçinip giden ve bu menfaat sevdasından asla taviz vermeyen aktörler, siyasetimizde nedense hep “korku””öcü” oluşturarak ayakta kalmaya ve sevdalıklarını da böyle dillendirmeye gayret göstermişlerdir.
Onlara sorarsanız bu ülkenin gerçek sahipleridir. Bizler yerliler yani Kızılderililer olarak bize ön gördüğü doğruları kabulden başka çare bırakılmamıştır. O, efendi beyazdır biz ise ya Kızılderili ya zenciyizdir onların gözünde.
Bizler efendilerimize/baronlara hizmet için varız.Başımızı eğeceğiz ve işimizi yapacağız.Derebeyleri de artık bizlere ne takdir etmişse onların dışında başka hayat hakkımız olmayacak?İşte böyle emreylemişler beyaz efendiler/hukukçular/gak gukçular/baronlar/piyonlar/ağalar/beyler/ biz köle ruhlu Kızılderililere ve zencilere!..
Neden biz kendi ülkemizde kendimiz olamıyoruz? Neden başkaları kendi ülkemizde bize rahat vermiyor?
Uzun uzadıya cevap yerine kısaca diyeyim ki: Eğer kendi içimizde bize ihanet eden menfaat şebekeleri çalışmasa/olmasa hiçbir kale içten fethedilmez.
Olmaması mümkün mü? Hayır değil. Tarihin her döneminde kaleyi içten içe fethedebilmek için türlü yollar denenmiş ve bazı zayıf karakterliler bulunarak bu zemin hazırlanmış, ihanet şebekeleri de, amaçlarına böyle ulaşmışlardır.
Düşünebiliyor musunuz, sözde bir davayı savunacaksınız ve o davaya uygun taviz vermeden bir gönül eri olacaksanız ama zaman gelecek, bir basit hiçlik uğruna ne kendiniz ne de davanız kalacak ve hatanız sizi alıp götürecek. Basit değil bunlar birer gerçek.
Efendim 1960’lı yılar da Celal Bayar bir demecinde “Bu kış komünizm gelecek”demiş ki o dönemler sol hareketlerin yükselişe geçtiği yıllar. Niye söylemiş bazı çevrelere mesaj verip korkutmak için tabi. Ama bu korku, sahip olduğu konumu itibariyle birleşince bayağı geniş kitlelere ulaşabiliyor çünkü bir makam üzerinden veriliyor bu korku.
Yine 1930’lu -40’lı yıllar da öyle hakeza.O zaman da kullanılan korku paranoyası neydi?”İrtica”…..Gerçi halen bazı aklı evvellerin sürekli masa altından çıkartıp kullandıkları bir masa kartıdır irtica.Dönem ve yıllar geçse de asla kimliğinden/asli yetinden/özünden/Son kullanım tarihini hiç kaybettirmeden/ taviz vermeden kendini kullandırtmaya devam eder.Çünkü bu ülkede algı halen bir Müslümanı velev ki nüfus kağıdındaki yazılı olan ibareden olsa bile potansiyel korku algısı olarak gördükten sonra değişmeyen bir masa kartı olarak;yeri ve zamanı iyi hesaplanıp kullanımına devam edeceklerdir.Müslüman/mütedeyyin onların gözünde irticacıdır/mürtecidir vs.
19502li yıllar da ülkemiz de Menderes korkusu yaşandı. Ve Allem galem ettiler sonunda Cuntacılar idama gönderdiler.
12 Eylül öncesi ise; bildiğiniz gibi kırılmaya yüz tutmuş bir satıh ve iyice gerilen bir zemin de ve alttan alta kaynatılan/kaynayan mağmanın ( ki küresel güçlerin senaryosuyla yapılmıştı hep bunlar kardeş kardeşe düşürülmüştü? Kalem yerine silah kullanan gençler birbirine düşman hale getirilmiş ve kurtarılmış alanlar vardı ülkemizde) sonun da güçlü bir enerji ile açığa çıkmasıyla şiddetli bir deprem yaşanılmış ve yaşanılan depremin her on yılda bir artçıları değişik şekillerde kendini rölantiye almak için korku üretmeye devam etmişti.
Etrafımızda bütün ülkeler bizim için tehlikeydi. Acem Ülkesi/Irak/Suriye/Araplar/vs. her kim varsa kendi içimizde de bize kendi kardeşimiz korku olarak gösterilerek her şeyden artık hatta kendimizden bile korkar hale getirildik. Biz İstiklal uğruna on üç milyon km’den ve hiçbir korku duymadan yedi düvel ile uğraşırken korkmamıştık ama şimdi etrafımızdan kendi gölgemizden bile korkar olduk. Sığdığımız yediyüzseksenbin km bizleri korkutur oldu. Niye?
Bize Anglo-sakson zihniyet tekabül edeli biz işte bu korkularımıza havale edildik. Bu zihniyet kendi sömürge çarkını devam ettirmek için gitmediği yer harcamadığı para dökmediği kan gözyaşı bırakmamışken bize dediler ki: Yemen de ne işiniz vaaaaar! Ve bunu da içimizdeki zillet yanlısı korku korkaları eliyle tüm bir topluma ihale ettiler.
Günümüz de halen geçerli olan zihniyet ve dünyayı idare eden anlayış budur. Eğer bu zihniyetin piyonu olursan ve oyunu onları istediği kulvar da onların menfaatına uygun yürütürsen o zaman senden iyisi yok, fakat sen onların gidişatına “one minute limonu” sıkarsan o zaman kötüsündür…
Şunu söylemek istiyorum. Küresel aktörler bilhassa bizim ülkemizde oluşturdukları”kriz Çıkarma Üniteleriyle” her zaman ekonomimize siyasetimize iç huzurumuza zarar vermişler/verdirmişlerdir.
Hatırlarsanız iki binli yıllarda dış manipülasyonlu bir ekonomik kriz yaşatıldı. Hükümet olabilme için sergilenen tiyatroda afacan üçlüler, zorla bir araya getirilip diktelere maruz kalmışlar ve berbat bir yönetim sergilemişlerdi.
Sonrası malum gelişmeler. Diyeceğim o dur ki: bugün ekonomik çalkantılar varsa siyasal krizler çıkartılmak isteniyorsa bu tamamen dış endeksli anglo-sakson aktörler ve onlara hizmet eden figüranlar eliyledir. Zamanında salınan bu korku parana yoları işe yaradı. Şimdi ise sıkıyor biraz. Çünkü “one minute” diyenler var. Öyleyse ne olacak? Ha işte o zaman haddi bildirilecek bunun. Niye? Onlar ellerinden ekmeklerinin gitmesini istemiyor da ondan tabiî ki.
Bakın bugün dünyayı dizayn etmeye çalışan güç kimdir?diye sorsam sizlere…Cevabınızı duyar gibiyim ama mesele şu.Churcill,ikinci dünya savaşı sonunda şöyle diyordu.”Bu savaşıda kazandık ama yıprandık.Şimdi gücümüz geçici olarak ABD’ye ödünç veriyoruz”..
Ruslar İngilizlerin hep yanındadır. Ruslar İngilizlerin adeta kara gücüdür. İngilizler(Anglo-Sakson) siyaseti denizde kendileri yapar ve üzerinde güneş b atmayan ülkedir diye söylerler. Çünkü onlar müstemlekecidir.
Mesela bizler şimdiye kadar hep ABD’de Yahudi lobisi güçlü diye bilirdik ama öyle değilmiş. Eski dış ileri bakanı Kissinger, kendisine İngiliz kraliyet nişanı takılırken şöyle diyordu.”Ömrüm boyunca Kraliçenin tacına sadık kalmaya özen gösterdim.”….
ABD, ingiltere’nin paravan şirketi ve Yahudi lobisi de, gizlenen İngiltere’nin maskesidir. Yahudi kendi güvenliğini geleceğini para ile eş değer olarak görüp varlığını buna bağlı kılmanın peşinde koşan, cani sahtekâr işgüzar eli kanlı bir Siyonist zihniyet ürünüdür.
Anglo-Sakson hegemonyası vatansız İngiltere’nin Protestan hükümdarlık anlayışını Fransız misyonerliği, Hint ve İran Aryanlığı eşliğinde yanına bazı önemli şehirleri de katarak başta Hindistan olmak üzere birçok önemli şehir devletleri ile küresel güç merkezi odağında kalmaya devam edip sömürü çarkını böyle yürütmek istemektedir. Ki bizim bölgemizde Orta Doğu coğrafyasındaki en önemli şehirler buna dâhildir. İstanbul da öyle.
Şimdi sen bu hödüklerin siyasi anlayışına ters düşer efendim biz kanal İstanbul yapacağız, köprü yapacağız, marmaray yapacağız, tüp geçit yağacağız dersen ve nasırlarına basarsan o zaman onlarda son sözlerini böyle söylerler yani içeriden birilerini bulur ve seni kendi milletine karşı suç işlemiş! Tarzında gösterir ve yıkma doğru giden bir ülke koduna geçilir. Allah muhafaza. Bir ağaç bahanesiyle başlayan gezi olayları ülkeye milyar dolar kaybettirdi. Dersane kavgasıyla başlayan/başlatılan çekişme yolsuzluk ve rüşvet operasyonuna dönüştü ve görevlerini kanunlar çerçevesinde yapması gerekenler o çerçevenin dışında başka amaçlar peşinde koştular. Bu kargaşada ülkeye milyar dolar kaybettirdi. Olan kime oluyor. Bize yani Ülke’ye. Bizler ne zaman oturup adam gibi korkmadan kendi sorunlarımız kendimiz çözme konusunda olumlu bir adım atmayacağız? Daha ne zamana kadar bize dikte ettirilen saçmalıkların peşinde koşup enerjimizi boşa akıtacağız.Bu kaybettirilen paranın hesabını kim verecek?
Niye sahip olduğumuz davamıza Ülke birlik ve beraberliğine sahip çıkmıyoruz da başkalarının maşası oluyoruz.
İnsan bu dünya da kendi davası ve adamlığı ile vardır. Sadece ihtirasları ve yönlendirmelere direnemeyecekse o zaman ben dava adamıyım diye yola çıkmasın. Hırs ve Kin insanı insanlıktan çıkartır ve onu adeta yok haline getirir, makineden farksız kılar.
Şimdi anladınız mı neden bizim ülkemizde olaylar ve saldırılar durmaksızın devam ediyor. Küresel sermayeye kim karşı çıkarsa orada komplo vardır, Linç vardır, karalama vardır ve anarşi terör vardır. Niye sadece İslam coğrafyasında savaşlar sürüyor? Diğer ülkeler çok mu rahat ya da huzurlu? Hayır, onlar korkularına mağlup olmuş esirlerdir. Onlar köle olmayı kendilerine yedirmişlerdir ve öylece yaşamaya alıştırılmışlardır. Ama biz asla öyle olmayacağız.
Efendim seçimlerde yaklaştı ya şimdilerde bütün izler birbirine karıştı. Sırf inat ve muhalefet olsun diye adamlarda ne dava kaldı nede başka bir şey. Unutuldu. Sadece yazıklar olsun diyorum. Rabbim basiret versin diyorum. Sizler de duydunuz değil mi? Ankara’dan aday olan zat şimdi de bu seçimlerde zıt partiden adaymış! Ne farkınız var? Şimdi. Hani bir reklam vardı ya aklıma geldi.”Yok aslında bizim birbirimizden farkımız ama biz Osmanlı bankasıyız” söylemek istediklerime tıpa tıp uyduğu için bu örneği verdim. Dillerle gönüller artık birbiriyle uyumlu değil. İnsani değerler artık meyveye durmaz oldu bizde. Sadi der ki:”Vicdanlı insanlar başkalarını kederlendirerek elde edilen zevke rağbet etmezler” …Öyleyse; savunulan değerler nereye gitti? Allah yâr ve yardımcımız olsun….
Kâğıttan kaplan mı yoksa borumu
Millet kafayı yedi roller değişti
Dayatma mı yoksa aklın zorumu
İhtimal vermezdim Mansur ne işti?
Yusuf Erdoğan

Beğen

mevlana diyarı
Kayıt Tarihi:29 Aralık 2013 Pazar 19:16:35

KORKU MAYINLARI YAZISI'NA YORUM YAP
"KORKU MAYINLARI" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR


Henüz yorum yapılmamış.

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.