Hüma Efkan
747 şiiri ve 78 yazısı kayıtlı Takip Et

25.yaş gününe basan yakışıklı oğluma mektup.



25.YAŞ GÜNÜNE BASAN YAKIŞIKLI OĞLUMA MEKTUP.

25.YAŞ GÜNÜNE BASAN YAKIŞIKLI OĞLUMA MEKTUP.
Merhaba canım oğlum,
Senin varlığından haberdar olduğum ilk andan itibaren, tarifi imkânsız bir sevinçle kapladın içimi oğlum.
Hele annenin karnını tekmelemen yok muydu heyecandan bayılacak gibi olurdum. Kollarıma alıp, doyasıya koklayacağım günü sabırsızlık ve büyük bir telaşla bekledim!
O güzel yüzünü, miniminnacık ellerini hayal ederek günlerce, haftalarca ve aylarca uyudum ve aynı hayallerle uyandım her sabah.
Sevgin dağ oldu, okyanus oldu, volkan oldu taştı yüreğimden. Sen; yüce Rabbimin en büyük lütfuydun bana.
Belki de Yaşama sebebim, her şeyim, en güzel eserimdin, herşeyimdin benim.
Hayata ilk gözlerini açtığında doğum hemşiresi seni kucağıma vermişti.
Sana ilk kez dokunduğum an, benim yeniden doğuşumun müjdesi olmuştu.
Sanki deden karşımdaydı, o kadar yakışıklı ve o kadar masumdun ki, sanki bulutlardan bile yumuşak bir yumak gibiydin. Bahar sabahının esintisi gibi ılıktı nefesin.
Sımsıkı, bir o kadar da nazikçe bağrıma bastım seni! Kâinatı kucaklar gibiydim seninle.
Yüreğim kuş oldu, uçtu bir anda, tüm kırık dökük duygularım kayboldu. O an Cennetim olmuştun benim, canıma can, dar günlerime umut doğmuştu her şeyim sen olmuştun bir anda. Büyük bir hayranlıkla seyre daldım seni.
Zaman durdu sanki! Burnunun ucundan, kirpiğinin gölgesine dek rahmetli dedene benziyordun ve bir kez daha, yüce Rabbimin hikmeti karşısında diz çöktüm! Minnetim sonsuzdu.Ne büyük bir armağandın sen bana canım oğlum!..
O günden sonra, birlikte keşfe çıktık dünyayı, her hareketin pusula olup yol gösterdi bana. Ağladığında, unufak oldu çaresiz kaldı yüreğim.
Minicik tebessümlerinde içim içime sığmadı. Kahkahalarında ise tadına doyamadım babalığımın. Sevmek ancak bu kadar zevk verebilirdi bir insana.Ve sevilmek; o riyasız masum bakışlarınla....
En çokta kollarımın arasında melekler gibi uyurken korkardım. Ya iyi bir baba olamazsam?
Ya hayat incitirse Haniş’imi?
Ben sevginle deli, bu sevgi benimle deli oluyordu.
Bildiğim ne varsa unutmuştum. Sen
benim biricik oğlumdun ve artık ben seninle baba olmanın hazzını yaşıyordum.
Ne kadar zordu anlatman bana kendini. Sabrın manasını içime sindire sindire olgunlaştırıyordun beni.
Hoşgörünün yolunu sunduğun güvenle buluyordum. Yanımdayken bile özlüyordum seni.
Babandım; babaların en acemisi, en heyecanlısı ve en tedirgini. Alabildiğine zordu bu sevda...
Dedim ya, ben sevginle deli, bu
sevgi benimle deli! İlk banyomuz, banyomuz diyorum; zira sırılsıklam olmuştum. Keza annen de öyle. İlk hastalanışın, ilk emekleyişin, ilk düşüşün ve sonra ilk adımlarını attığında mutluluk çığlıkları ile süslenmiş doğal cesaretin, bambaşka bir alemin kapılarını ardına kadar açan anahtarım olmuştun benim.
Ruhumu varlığınla yıkamıştım. Henüz ağır bir ameliyat geçirmiş ölümden de korkar olmuştum!.. Senden ayrılacak olmanın bu kurtlar sofrası
dünyada seni bir başına bırakıp gitme düşüncesi bile kahrediyordu beni.
Dualarım seninle, Allah’a emanetsin canım oğlum! Zaman bize neyi sunar bilemiyorum. Ama her ne olursa olsun seni son nefesime dek seveceğim.
Bana, ilk kez ’’ Baba!’’ dediğin günü anımsıyorum. Daha milyarlarca kez baba diyecektin ama ne güzel bir andı onu söylediğin an.
Sadece dokunmakla değil, kelimelerle de anlaşabilmenin hazzını yudum yudum içime sindiriyordum seninle.
Gün geçtikçe beni inanılmaz zekânla her gün daha da şaşırtıyordun.
Henüz üç yaşındaydın ki, korkunç bir anımız yaşamıştık seninle. Bu anıyı yazmadan geçemeyeceğim.
Akşam saatleri idi.. Bir patlama sesiyle irkilmiştik!.. Teröristler evlerimize saldırı düzenlemiş bir panik içinde silahı sakladığım yerden çıkarmış seni, henüz bir yaşında olan kardeşini, anneni ve babanneni korumak için kendimi dışarı atmıştım!.. Annen de kendisini dışarıya atmış, bana destek veriyor boşalan şarjörlerimi mermiyle dolduruyordu. Rahmetli babaannen hasta olduğu için yatağından kalkamamış ve sen de o kargaşada balkona çıkmıştın!..
O silah ve roket sesleri arasında, senin o masumane bir o kadar da güzel sesini duydum.
Şöyle diyordun; “baba kafanı aşağı ey mermi sana değer.” Bu benim için o Cehennem ateşi altında duyduğum en güzel sözdü. Bir o kadar da ürkütücü! Çünkü sen de çatışmanın ortasındaydın ve ben çaresizlikten hiç bişey yapamıyordum!
Kırk beş dakikalık çatışmanın ardından teröristler püskürtülmüş nihayet seni kucaklamayı Rabbim bana bahşetmişti.
O an senin yaptıkları akıl süzgecimden geçirmiş Gözlerine bakakalmıştım. İşte benim oğlum diye gururlanmıştım doğrusu. Bir süre daha bakıştık. Muzipçe göz süzüşünün ardından uykun gelmiş olacak ki hemen uyudun.
Bir konuda kendimi hiçbir zaman affetmedim affetmeyeceğimde! İşsizliğin ve fakirliğin bir baba için ne anlama geldiğini bilemezsin. Geleceğe dair epeyce kaygılarım vardı. Çok sinirli olduğum anlarda sana kızıyordum!
Doğruyu söylemek gerekirse sen de çok hırçındın yaramazlıklar yapıyor, yerinde duramıyordun. O hırsla sana vurmuştum!
Ağlamaya başladın mavi gözlerinden boncuk boncuk akan yaşlar kanayarak içime akmıştı. O küçücük bedene karşı işlediğim günah ve hata benim bedenimden bile büyüktü!.
O an yutkunmakta bile zorlandım.
Benim maviş oğlum, banim Haniş oğlum, bu günün yeni doğum günümüz ki, ben de seninle yeniden doğdum.
Kutlu olsun doğum günün!.. Sen sadece bir evlat değil, benim canım oğlumsun, belki de yaşadığım sürece sahip olabileceğim en iyi arkadaşımsın benim. Seni sonsuzlukta da sevmekten asla vazgeçmeyeceğim. Çünkü sen ailene, annene ve kardeşin Emre’ye sahip çıkacak kadar onurlu, bilinçli ve erdemli kişiliğe sahipsin! Artık sen oldun. Bundan sonra ölsem bile gözüm arkada kalmaz. Seni çok seviyorum babacığım.
Doğum günün tekrar kutlu olsun. “MUTLU YILLAR.”
Hüma Efkan

Beğen

Hüma Efkan
Kayıt Tarihi:1 Ekim 2013 Salı 23:08:09

25.YAŞ GÜNÜNE BASAN YAKIŞIKLI OĞLUMA MEKTUP. YAZISI'NA YORUM YAP
"25.YAŞ GÜNÜNE BASAN YAKIŞIKLI OĞLUMA MEKTUP." başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR


Henüz yorum yapılmamış.

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.