Hakikat aleyhine hürriyet olamaz. -- Salazar [Paylaş]
E-mail: Şifre: Facebook ile bağlan Üye ol | Şifremi Unuttum
Türkiye Şiir Platformu
ANASAYFA ŞİİRLER Edebiyat Defteri YAZILAR Edebiyat Defteri FORUM Edebiyat Defteri ETKİNLİKLER Edebiyat Defteri NEDİR? Edebiyat Defteri Kitap KİTAP  Edebiyat Defteri Tv TİVİ Edebiyat Defteri Sesli Şiirler MÜZİK Edebiyat Defteri BLOG Edebiyat Defteri Atölyeler ATÖLYE  Edebiyat Defteri BİCÜMLE Edebiyat Defteri ARAMA Edebiyat Defteri İLETİŞİM

Özledim-3

Özledim-3

Çocuk mutluluklarımız bile ne denli değişti Yarabbi!

Bizler bayramlarda, her ailenin bütçesine göre, iki bayramda alınan ayakkabı ve elbiselerimizi bayram günü giymenin sevinciyle gün sayardık.

Küçük mahalle bakkalından, kâğıt külâhlarla aldığımız leblebi tozu, taneyle satılan meyve aromalı hayat şekerlerini büyük bir lezzetle yerdik.

Dedemin bize gelişi, her zaman beraberinde çok sevdiğimiz Nestle çikolatalarından olduğu için, büyük mutluluktu.

Üzerinde şirin bir esmer kız resmi olan Zambo sakızlar, o dönem adları şekerci olan, şimdilerin modern pastanelerinin renk renk akide şekeri kavanozları, Hindistan cevizli ve sütlü bir çeşit şeker, adına bugün bile neden kaynana şekeri dendiğini bilmediğim sütlü kahve renkli şekerlerin kavanozları hayalimde birer birer kayıp gidiyor.

Renkleri çok kızarmamış halka adıyla satılan, tereyağlı gevreklerin, batonsale adlı ince galetelerin tadını kolay kolay unutamıyorum.Yıllar evvel çocuklarıma tattırmak için yine Fatih’te, bu halkalardan üreten dükkânlardan aldığımda o tadı bulamadım.

Çünkü artık ne ben o küçük kızdım, ne de o halkaları doğal yağlarla imal eden ustalar hayattaydı.

Gezici kamyonlarda hizmet veren Migros’tan annemin bize aldığı sütlü bonbonlar, yeni yeni imaline başlanan çikolatalı gofretler, çocuk ruhumuzun en büyük mutluluklarıydı.

Azla mutlu olmak öğretilmişti bizlere, elde edebildiklerimize teşekkür etmek.


Bayramlarda mahalle aralarına kurulan seyyar lunaparklar, salıncakları kaydıraklarıyla ne büyük eğlenceydi!

Ara sıra gelen ip cambazları, o yıllarda yeni yapılan Spor ve Sergi Sarayında gösteri yapan yabancı sirkleri izlemek, bunlarının içinde en çok sevdiğim Medrano sirkiydi, büyük ayrıcalıktı.

Günümüz çocuklarının istekleri o yıllarda hayal bile edemeyeceğimiz, ütopya gibiydi.

Bilgisayarlarla ilk tanışmamız, oğullarımın ilk yetiştiği dönemlere rastlıyor. Birçok elektronik alet zaman içinde hayatımızda sırasıyla yerini aldı.

Ülkemiz geliştikçe, bu nimetlerden faydalanmak, işlerimizin kolaylaşması, dünya ile iletişimin sağlanması yaşamımıza farklı pencereler açtı.

Mutlu olmanın çıtası gün be gün yükseldi.

Hep daha iyisini istemek, elindekiyle yetinmemeyi, her zaman daha fazlasını talep etmeye yöneltti.

Galiba mutlu olmak, paranın gücüyle doğru orantılı olarak hep arttı.
İnsanlar mutlu olmayı, büyük bir güç olan parayla elde edebileceklerine inandıkları için, mutsuzluklar arttı.

Her şey maddiyata bağlandı. Nasreddin hoca rahmetli, ‘Ye kürküm ye’ derken bir kez daha haklı çıktı.

Elde edilemeyen mutluluklar, mutsuzlukları, boşanmaları artırdı.

Hayallerime ara verip günümüzün güzelliklerini düşündüğüm zaman, ‘haksızlık yapmamalıyım’, dedim.

Teknoloji geliştikçe ev işlerimizi yapmamız kolaylaştı, sobalar yerini kalorifer ve doğalgaz sobalarına, küçük mahalle bakkalları yerlerini süpermarketlere, bulaşık ve çamaşır makinelerinin yaygınlaşması, mutfakta kolaylığa sebep oldu.

İnternet ağının yaygınlaşması, oturduğumuz yerden kolayca haberleşmeye, gurbetteki canlarımızla görüşerek hasret gidermeye, dünyanın bir ucuna bir tıkla bağlanmaya imkân sağladı.

Daha sayamadığım niceleri, her dönemin ayrı özellikleri ve güzellikleri var.

Bizler insan olarak geride bıraktıklarımızı özlüyoruz, benim sızlanmalarım da böyle bir şey işte.






Etiketler:

 « Önceki 10 eleştiri   1   2   Sonraki 10 eleştiri » 

Güneri Yıldız  | Güneri Yıldız
26 Ocak 2012 Perşembe 15:00:53


Kendi çocukluk yıllarıma, o yıllardaki fakir bayram günlerime döndüm yazınızı okurken, çok üzeldi, tebriklerimi, selam ve saygılarımı yolladım....


    [ Cevap yaz ]    

okutucu 71-istanbul  | FİLİZ AKTAŞ
24 Ocak 2012 Salı 08:21:59


Geşmişe özlem ne güzel...öyle uzaklara götürdünüz ki bu güzel anlamlı yazınızla...yetmişli yılların çocuğuydum ben o yıllardan kareler canlandı gözlerimde belli başlı tatları ne bileyim nestle çikolata çok yedim hatırlıyorum ancak o yıllarda kaldı şimdiki tatlardan çok çok güzel vede özlediler belkide bizlere öyle gelmiştir şimdiki çocuklarda ilerleyen yaşlarında diyecekler ki ''neydi çocukluğum''zaman tekerürden ibaret kişiden kişiye tatlar gibi bi çok şey değişecek taki dünyanın sonuna kadar diyor sizi ve kaleminizi bu güzel çalışmanızı gönülden kutluyorum...saygılar:)


    [ Cevap yaz ]    

19 Ocak 2012 Perşembe 09:50:47


ellerinize sağlık


    [ Cevap yaz ]    

18 Ocak 2012 Çarşamba 10:54:52


Acaba herkesin kendi çocukluğu mu güzel, yoksa İstanbul'da geçen çocukluk herkesinkinden mi güzel? Acaba bugünün çocukları da yirmi yıl sonra mesela "Guitar Hero vardı haftasonu giderdik ne eğlenirdik. Babam Nintendo Vi almıştı nasıl sevinmiştik" diye anlatacak mı? Yoksa hatıralar da tükenecek mi hayat hızlandıkça?
İstanbul'u var ya, elime alıp bütün o yüksek binalarını makasla kırt kırt keseceğim, bir minareleri kalacak bir de yeşil tepeleri. Sonra da annesinin eteğine sarılan çocuk gibi Boğazın eteğine sarılıp öylece kalacağım.
Güzel yazınız için teşekkürler.


    [ Cevap yaz ]    

Ağyar  | İsmet Babaoğlu
18 Ocak 2012 Çarşamba 04:26:14


Değerli Handan Hanım genel itibari eskiye bilhassa eski İstanbul’a ithafen yazdığınız “Özledim” isimli üç bölümden oluşan yazınız için toptan tebriklerimi iletiyorum. Onca eski içinde yazlık sinemaları pas geçtiğiniz ve Gülhane parkının adını anmayarak bir nevi üvey evlat muamelesi yaptığınız için de teessüf ediyorum. :-)

Şaka bir yana geçen zaman içerisinde maddi manevi o kadar güzel şeyleri imha etmişiz ki binalar, bostanlar, kıyılar, mesire yerleri ve bunlara paralel insani ilişkiler, arada Gülhane Parkını saymayı unutmuşsunuz, çok mu Allah aşkınıza.

Şuna inanıyorum ki bırakın İstanbul’u Anadolu’nun ücra bir kasabasında yaşayan bir insan bile yaşadığı yerin hatırlayabildiği otuz, kırk yıl öncesi ile ilinti kurmaya çalıştığında benzeri sızlanmalarda, hayıflanmalarda bulunacaktır. İlle de beton ve tuğladan. İllallah yani...

Yazınızın bir yerinde şöyle bir cümle geçiyor; “canım şehrim de gün geçtikçe gelişip güzelleşiyor.”.

Yapmayın Handan Hanım. Güzelleşmeden neyi anlıyoruz, binaların yüksekliklerinin artmasını mı yoksa enlerinin genişlemesini mi? Estetikten vazgeçtik, yükselen her kat bir ağaca gölge ediyor, genişleyen her duvar dünyanın çayır çimenini eziyor yok ediyor, suyunu kirletiyor. Plan mı, geçiniz efendim, planın adı talan olmuş maalesef.

Maalesef Mimar Sinanlar yetiştirmiş bir neslin milenyum versiyonlarındaki akli ve ahlaki çözülme, bozulma tedavisi imkânsız kronik bir hastalığa dönüşmüştür. Uluslararası estetik şuur turnuvalarında klasmana bile giremediğimiz gibi üstüne üstlük mizahi malzeme oluyoruz. İstanbul’u gezmeye gelen bir yabancı turiste gösterebileceğimiz yetmişbeş yaşın altında mimari eserimiz yok henüz. Köprüyse, gökdelense heriflerde köprünün de, gökdelenin de kralı var zaten. Varsa yoksa Sultan Ahmet. Orayı da her sene çevre düzenlemesi adı altında milim milim mahvediyoruz.

Nerden nereye geldik, özür :-)

Selamlar, saygılar


    [ Cevap yaz ]    

18 Ocak 2012 Çarşamba 01:37:34


okurken çoğu zaman kendimden birşeyler buldum inan o kadar güzel ve içten anlatmışsın ki kalemini yürekten alkışlıyorum handancığım sevgimlesin


    [ Cevap yaz ]    

17 Ocak 2012 Salı 23:25:33


çocukluğumda on beş günde bir mahallemize gezici halk kütüphanesi gelirdi.o günü iple çekerdim. bitirmiş olduğum romanın yerine bir başkasını almak için otobüsün kitap dolu rafları arasında en renkli romanı seçmeye çalışırdım..
hey gidi günler hey..
sevgiyle okudum sizi..
elinize sağlık..
sevgilerimle..


    [ Cevap yaz ]    

17 Ocak 2012 Salı 23:16:32


çocukluğma gittim leblebi tozu alırdık lokum tozo alırdık ve şemsiiye çikolata alırdım bici bici alırdık çocukolmakçokgüzeldi teşekkür ederim size tebrikler


    [ Cevap yaz ]    

AYSE 09  | AYŞE KARAN
17 Ocak 2012 Salı 20:57:28


eski tadı bulmak çok zor artık
çünkü kalmadı canım ya
yeni teknoloji bitirdi hepsini
saygımla çok güzeldi yine


    [ Cevap yaz ]    

17 Ocak 2012 Salı 20:11:12


Aynen öyle,

Cep tel. derken internet, velhasıl ne dostluk kalıyor, ne akrabalık.

Çocuklar oluyor, büyüyor... ya bir yerde karşılaşıyoruz, ya düğünlerde veya cenazelerde.



Şimdi özlemden bahsedersek ÇOK ayıp olmaz mı ?




    [ Cevap yaz ]    


 « Önceki 10 eleştiri   1   2   Sonraki 10 eleştiri » 




Özledim-3 başlıklı yazıya eleştiri yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.


Bilgi
Yayınlanma Tarihi:
17.1.2012 17:54:57
Toplam 12 yorum yapıldı
1043 çoğul gösterim
938 tekil gösterim


Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.