Gerçeği her zaman savun, anlayan olmasa bile vicdanına karşı hesap vermekten kurtulursun. (Herbert George Wells) [Paylaş]
E-mail: Şifre: Facebook ile bağlan Üye ol | Şifremi Unuttum
Türkiye Şiir Platformu
ANASAYFA ŞİİRLER Edebiyat Defteri YAZILAR Edebiyat Defteri FORUM Edebiyat Defteri ETKİNLİKLER Edebiyat Defteri NEDİR? Edebiyat Defteri Kitap KİTAP  Edebiyat Defteri Tv TİVİ Edebiyat Defteri Sesli Şiirler MÜZİK Edebiyat Defteri BLOG Edebiyat Defteri Atölyeler ATÖLYE  Edebiyat Defteri BİCÜMLE Edebiyat Defteri ARAMA Edebiyat Defteri İLETİŞİM

İyeliğin Psişesi

Hatay’da eski zamanlarda kahve kıtlığı olmuş. Kahve bir süre sadece kaçakçıların ellerinde dolaşmış. Jandarma ise bir süre sonra kaçakçıları içtikleri kahveden tespit etmeye başlamış. Kafein bu, hafife almamak lazım... Milyon tane bağımlılık arasından sonu -in ile biten tehlikeli bağımlılıklardan. Kaçakçılar ise tespit edilmemek adına, bizim ince belli bardağın büyük boylarında içmeye başlamış kahveyi. Gel zaman git zaman bu tada alışılmış. Bardağın adı da var, süvari bardak...

Herkesin, her şeyin hayatımızda bir görevi var. Nesnenin canlısının da cansızının da. Kahvenin de süvari bardağın da... Bazen canlı bir nesne bir nokta bırakır hayatlarımıza. Cansız nesneler de bir nokta bırakabilir hayatlarımıza. Sonra o noktalar birleşir ise tek bir yere çıkar; kalpteki nokta...

Noktaların içeriği şifa da olabilir zehir de. İkisini de işleyebilmektir önemli olan. Şifa da aynı yere çıkar, zehir de... Rollerin de içeriği vardır. Doğanın en incelikle donattığı rol ise intikamcıların rolleridir bence. Kişi intikamı ister alsın, ister kişiden intikam alınsın incelik gerektirir. İntikam da intikamcı rol de incelik gerektirir. Roldeki kişi çoğu zaman bu inceliğin farkında dahi olamaz. Kendisinin yaptığını sanır...

Kapalı bir sistemde yaşıyoruz. Hiçbir şeyin yok olmadığı, sadece dönüştüğü bir sistem. ’’Dışarıda olan her şeyin içeride, içeride olan her şeyin dışarıda’’ da olduğu bir sistem... Noktaları birleştirdikçe alırsın köklerdeki bereketin daldaki meyveden tadını. Köklerdeki enzimlerin, bakterilerin dalları nasıl beslediğini. Bakterilerin ve enzimlerin de aleminin bizim alemimiz gibi olduğunu. Belki bir gün sen de anlarsın, şirklerin en büyüğüne, egoya bencillik ve vahşi bir hayvan güdüsü ile yaptığın yatırımın, aşkı aşağılamanın, insanlardan beslenmenin dönüşümünün ben olduğunu! Bu yüzden arkamdan kalan sesin do diyez olduğunu. ’Do’ sert ve yıkıcı, diyez olunca ise sert, hüzünlü ve yıkıcı...

Noktalarımı birleştirip kocaman bi’ ’1’ yakacağım, siyah fon üzerine yeşil parlak ışıkla... Bunun afişini asacağım yer duvarın değildi. Üzgünüm. Duvarına Kahlo yakışırdı. Bana ise bıyıklarını ’ülkücü bıyığı’ yapıp, memesine Nazi dövmesi yapmak ve daha bir sürü şebekçesi... İçi bilmek için dıştan başlamalı işe. Nefret ediyorum yani Kahlo’dan da bıyıklarından da insanların 2 koltuk değneği ya da 1 protez gördüğündeki içsel şükür içeren kolpa layklarından da...
Kitaplarım yakışmadı kitaplığa. Şarkılarım ne anlamalı idi o vibratör kılıklı hoparlörüne bakıp? Yine de Cesar’ın hakkı Cesar’a Kahlo’dan iyi çiziyorsun, hele son zamanlarda...

Işığı karanlıktan ayıran el, makrkozmosta da mikrkozmosta da aynı şeyi yapmıştır. Maddede de parçacıkta da, bakteride de insanda da... Bu yüzden işte içi bilmek için dışa bakarız. Teklik mucizesinden yararlanırız. Ben, sana gelene kadar o ışığı karanlıktan ayıramayan ellere aşk duyamayacağımızı kavramıştım. Patilere belki... Senin de zaten yıldızını inatçı bir enfeksiyon kaplamış. Mutlak olmakla suçlanacak bir katılık vardır. İnsan dünü, bugünü ve yarını ile sevilebilir ancak...

Uykusuzum yine de. Bunları bile bile. Zaten gördüğün her şeyi olmayacağını da bile bile yaptım. Planlı kaybediş. Uykum daha fazla kaçmasın diye kahveyi süvari bardağa dolduruyorum;

-Süt tozu nerede A. ?
-Sarı kutuda Abi.

Sarı kutuyu açıyorum. Kavanozlar. Kavanozların arasında ise bana verdiğin küçük maket sincap.

-N’aber lan?

Diyor sincap. Bakakalıyorum. Sesim o gün ki gibi çıkmadı. Geveledim bir şeyler, eh müsamahanın boyutunu anlatmama gerek yok herhalde?

- Gel banyoda bir şey konuşacağız seninle...

Diyor, kikirdiyor, çekiştiriyor. Aynanın karşısına geçiyoruz. Sincap omuzumda;

-Bak lan bak. Aynaya bak!.. Viktorya çağında mıyız, aynanın asılı olduğu dolaba, kombinin ısıttığı peteğe bak...

Baktım ve gördüm. Işığın tenimden geçerken bıraktığı izleri gördüm. Tenimin ışıktan geçerken bıraktığı hücrelerini gördüm. Ruhunun 19. yüzyıldan geçerken kaptığı o viral nevrozu gördüm. Aramızda geçenlerin psişesini gördüm. Sen, drama peşinde kırklanmış, Fırat Nehrinde kırklansa da arınamayan ceylan; ben ’kazanmak için her yolun
mübah’ olduğu vejetaryen avcı... Sana kaçmanın ve arkana bakmanın, bana refleks ve keskin gözün kodlandığını gördüm. O eti yememenin bana kodlanmış olduğunu göremedin sen. Hiç hem de...

Bu görmüş geçirmişliğe süvari bardakta kahve yakışmazdı artık. Süvari bardağı gecenin üçüne, asfaltın üstüne kırdım ve kahvemi büyükçe bir bardağa yeniden doldurdum. Sana kendimi, inancımı, karşı cinste bulunacak mutlulukların, hazların bekaretini, saflığımı, adanmışlığımı saklayamadım ama bu sincabı ömür boyu saklayacağım...





Etiketler:


Ethem_Namık  | Bay Buhar
16 Kasım 2019 Cumartesi 16:37:26

Okuduğunuz yorum yazar tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.

Çok hoşuma gitti, bir kez daha okuyayım,dedim.


    [ Cevap yaz ]    

14 Kasım 2019 Perşembe 19:32:06


Farkındalığı dipte olanlar çok yaşamaz diyeyim.:)


    [ Cevap yaz ]    

Ethem_Namık  | Bay Buhar
13 Kasım 2019 Çarşamba 23:31:48


Şu söz gurubunu hiç sevmem kullanmam da ama anlatmak için başka bir şey bulamadım.

" On numara beş yıldız"

Süper süper süper.

BayBuhar tarafından 11/13/2019 11:36:01 PM zamanında düzenlenmiştir.


    [ Cevap yaz ]    

13 Kasım 2019 Çarşamba 23:29:43


Etkileyici. Etkiledi. Bir köşede motto olarak yer edinecek alzheimer olmadıkça.


    [ Cevap yaz ]    

13 Kasım 2019 Çarşamba 23:11:07


Bu yazıdan bir kitap konusu çıkar; onu diyeyim.. bence hepsini yazmalısın. Bazılarımızın da görevi böyle, önce kendi üstünde deneyip başkalarına anlatmak. Tekamül yolunda tüm ruhlara güzellikler diliyorum; acı, ana besin kaynakları olsa da.. güzeldi.



    [ Cevap yaz ]    

13 Kasım 2019 Çarşamba 22:56:22


büyük yazı derim ben buna..
işte bu asfalta savrulup yenilen tüm korkuların adına...ben kaçar:)

saygılarımla..


    [ Cevap yaz ]    




İyeliğin Psişesi başlıklı yazıya eleştiri yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.


Bilgi
Yayınlanma Tarihi:
13.11.2019 22:43:31
Toplam 6 yorum yapıldı
339 çoğul gösterim
205 tekil gösterim


Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.