Hedefe kestirmeden giden yol en tehlikeli yoldur. Çünkü o kurşunların gittiği yoldur. Jerzy Lec [Paylaş]
E-mail: Şifre: Facebook ile bağlan Üye ol | Şifremi Unuttum
Türkiye Şiir Platformu
ANASAYFA ŞİİRLER Edebiyat Defteri YAZILAR Edebiyat Defteri FORUM Edebiyat Defteri ETKİNLİKLER Edebiyat Defteri NEDİR? Edebiyat Defteri Kitap KİTAP  Edebiyat Defteri Tv TİVİ Edebiyat Defteri Sesli Şiirler MÜZİK Edebiyat Defteri BLOG Edebiyat Defteri Atölyeler ATÖLYE  Edebiyat Defteri BİCÜMLE Edebiyat Defteri ARAMA Edebiyat Defteri İLETİŞİM

Takip


(korku ve gerilim barındırır)

Takip

Bir gölgenin sinsi sessizliğini arkamda hissettiğimde korkularım umutlarıma bir kez daha yenik düşmek üzereydi. Ceketimin yakasını kaldırırken omzumun üzerine düşen bakışlarımı zulalamaya çabaladım onu bakışlarımın kıskacına alabilseydim hangi köşeye sindiğini anlayacaktım.
“ Zıplayıp durma katil gölge, bir o köşe bir bu köşe.”
Yeni geçtim ben kaldırımlardan, ayak sesim bile silinmedi hala mermer bozuntusu, traverten çakması, uğrunun taşı unutmadı daha.
Bir göz atmayı daha esirgemeden arkama dönen bakışlarım, bir salon ışıltısına dönüştü.
“ Eyvah! Büyükçe bir katedralin ortasındayım, başımı kubbesine yöneltiyorum göğü göremedim ki avizenin ışıltısı ve haşmetinden.” Tanrı taklidi yapan kutsamalarını kulaklarımdan beynime kadar sokarken her zaman kendimi kaybediyorum.”
“ Lucifer seni mi taktılar bu kez peşime…” Lucifer! Ben Buhar, kaynayan kazan… anlatmadı mı sana önceki geceyi yoldaşın Ehrimen.
Köpek ulumaları duymuştu kulaklarım, yaklaşan hırlamaları içimdeki ürpertiyi coştururken, koltuğumun altına sıkıştırdığım somundan parça parça koparıp önlerine attım, onlar beni değil ben onları korudum senin korkularından. “ah nasıl da aldandım”.
Yaşlı bunak ayyaş marangoz arkadaşım vardı, ruhuma dar gelen gecenin sabahına karşı sizin vaktiniz de yürümüştü ayaklarım. Satmaya kıyamadığı, hayranlığımı bildiği, talaşına bile kıyamadığım Tanrı’nın parfümü ardıç ağacının kütüklerine yaslanmış, bacaklarını uzatmış nispet edercesine bana bakıyordu.
“ Hey dostum senin için ayırdım bak bu ardıçları, tabutunu bundan yapacağım.” Yanına yaklaştım, gözleri kapalıydı sarhoşun, kirli sakallarında şarap kokusu yoktu, az şüphelendim. Eline baktım kocaman bir çiviyi tutuyordu buz gibi. Tek gözünü açtı alaycı hainliği yüzünü kapladı sinsi gülümsemesi kahkahaya ulaştı lanet olası. Dostun Ehrimen karşımdaydı…
“ Bak bu çivi senin ben emanetçiyim mutlaka sana teslim etmeliyim.” Saate baktım zaman az kalmıştı tan yerinin ağarmasına acele etmeliydim. Elimi boğazından soktum, gülmeye başladı, diğer gözünü de açmıştı.
“ Ne oldu kalbimi mi sökeceksin?” Aptal… kalbi var sanıyor, o çoktan söküldü Tanrı tarafından. Ben içindeki pisliği arıyorum.
Korkusuzluğumu sınamıştı daha önceden…
“Delice çayının üzerindeki bendin orada suyun kenarına gel,” demişti bir zamanlar. “ “Seni taifemle tanıştırayım.” Gittim… saat on ikiyi geçiyordu, karşıdaki kırmızı kayanın dibindeki düzlükte beşinci elementin temsilcileri egregorelerin bir düğün derneği vardı.
“ Hadi bağır,”dedi. Beni sırtüstü yatırdığı topraktan üzerimde gezinen tarantula büyüklüğündeki örümcekler yüzümde gezerken sokturduğu akrebin acısı dinmemişti hala.
“ Şimdi de bana korku mu yaşatacaksın? Öyle olsun…” Bağırdım.
“ Hey karşıdakiler kesin artık eğlenceyi.” Davul zurna bir an da durdu.
“ Sen bize mi bağırıyorsun.”
“ Evet dedim size kesin artık şu şamatayı entityler.” Suyun üzerinden bana doğru yürümeye başladılar, düğün alayı. Bir kez daha sordular.
“ Sen bize mi dayılanıyorsun?” Bendin üzerine sıçramaya çalışan balıkların dolunayda hayranlık vericiydi. Baktım hepsi korkularından terse yüzmeye başlamış kaçmak için.
“ Evet, dedim size…” Çakılıp kaldılar suyun ortasında, arkamda duran Ehrimen’den yardım istediler geriye döndüm “ tilmizlerin bunlar mıydı, diyecektim” baktım yoktu, sıvışmıştı anlaşılan.
Oysa bilmiyordu dostum Kılıç’la ben Çiftlik Köyü’nün göletine gitmiştik. Kavaklıkların arasına hoş kokular serpiştirip cücelerin gelmesini beklemiştik.
Ritim tuttuğumuz Şaman töreninde edindiğimiz deneyimlerimizi bir kez daha tekrarlamıştık. Bu kez çok kalabalık gelmişlerdi, hep aynı melodiyi tekrarlıyorlardı. Kılıç’a döndüm.
“ Ben korkuyorum.”
“ Korkma, dedi yoksa hazır değil misin? ” Unutmuşum bir an, bir titreme bir cezbe hali ile götürmüşlerdi hastaneye EKG ya bakan doktor gözlerime baktı şaşkınca.
“ Farkında mısın kalbinin ritimleri Tanrı’nın şarkısını söylüyor.”
Zaman dolmak üzereydi… tüm pisliklerini temizledim boş bir çuval gibi ayaklarımın önüne serildi aptal Ehrimen.

“Hey arkamdan gelen Lucifer! Sana anlatmadılar mı bunu. Hadi ses ver.” Ortalık ışıl ışıl rakkaselerin ne güzelde renkli giysiler giymiş, ya danslarındaki davetkar kıvrımları, hani bilmesem… ben de katılayım diyorum bu dünyevi cennetin eğlencesine.
(devam edecek)











Etiketler: sayfam ,




" Takip" başlıklı yazıya
yapılan yorumları sadece site üyeleri görebilir.
(Bu seçenek yazı sahibi tarafından yapılmıştır.)

Bu yazıya yapılan yorumları görmek için üye girişi yapmalısınız...

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.






Takip başlıklı yazıya eleştiri yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.


Bilgi
Yayınlanma Tarihi:
13.2.2019 23:15:38
Toplam 2 yorum yapıldı
375 çoğul gösterim
329 tekil gösterim