Düşmanlarınızı daima bağışlayın, hiçbir şey onların bu derece canını sıkmaz. Oscar Wilde [Paylaş]
E-mail: Şifre: Facebook ile bağlan Üye ol | Şifremi Unuttum
Türkiye Şiir Platformu
ANASAYFA ŞİİRLER Edebiyat Defteri YAZILAR Edebiyat Defteri FORUM Edebiyat Defteri ETKİNLİKLER Edebiyat Defteri NEDİR? Edebiyat Defteri Kitap KİTAP  Edebiyat Defteri Tv TİVİ Edebiyat Defteri Sesli Şiirler MÜZİK Edebiyat Defteri BLOG Edebiyat Defteri Atölyeler ATÖLYE  Edebiyat Defteri BİCÜMLE Edebiyat Defteri ARAMA Edebiyat Defteri İLETİŞİM

Toplumdaki bozulma çevrede, ailede,sokakta hulasa her alanda derinden hissediliyor....

Toplumdaki bozulma çevrede, ailede,sokakta hulasa  her alanda derinden hissediliyor....



Başımızda bir poşet belası yoktu o da çıktı.Hem de ne çıkış.Memleketin başka meselesi yokmuş gibi gündemin ortasına oturdu.Poşet nasıl da gündeme oturdu… Ne poşetmiş arkadaş! Alt tarafı yirmi beş kuruş için millet birbirine girdi. Herkes onu tartışıyor.Öyle deme arkadaş, yirmi beş kuruşu küçümseme.

Günde kaç poşet kullanıyorduk. Bir hesap yapınca, milyonlarca liraya ulaşıyor.İyi ya işte. Böylece ne kadar önemli olduğunu anladık. Toprağa suya zarar veren bu mereti az kullanmak lazım. Hatta hiç kullanmamak daha iyi.”

Sigara gibi diyorsun.Öyle…Poşet bıraktırma hattı kurulsa nasıl olur?Neden olmasın?Tekrar fileye mi döneceğiz şimdi? Yoksa kesekâğıdı mı kullanacağız?Ben fileden hoşlanmıyorum. İçindekini gizleyemiyor. Hiç kullanışlı değil. Hem pırasa mırasa alınca deliklerinden kayıp düşer. Kesekâğıdı da ağaçları yok eder

Bez torba kullan o zaman.Pazar çantaları vardı eskiden, renkli renkli..Ondan evvel de zembil vardı.Zembil mi? O da ne?Hasırdan örme, saplı, uzun sepet gibi bir şey. Pırasayı kesmeden yanlamasına koysan alır. İçini de göstermez.”


İyiymiş. Nerede var?Hiçbir yerde yok artık. Hatıralarda kaldı.Belki birileri fırsat budur deyip tekrar üretip satar.Hiç sanmam. Şimdi kimse ona emek vermez. Herkes işin kolayına kaçıyor artık.

Poşet olayında maksat doğayı korumak ve geri dönüşüme kazandırmak ise;Devlet eskimiş poşetleri bedeli karşılığında alsın memurda işçi de asgari ücretlide Devlette kazansın.

Neden olmasın vergi iadesi gibim bir şey..On poşet bir lira olsa ne güzel olur.
Yenisi olsa on poşet 2.5 lira..Benim evde bin poşet hazır.100 tl.az paramı..

Diyeceğim ama işlerine gelmez..Maksat Devlet de değil zengin biraz daha zengin olsun.BİM A 101 Lerde 7000 şube her şubede günlük en az 500 alışveriş.

500 çarpı en az üç poşet alır vatandaş.7000 çarpı 1500 poşet çarpı 25 kuruş yarın elli kuruş.Sadece bir günde 1.5 trilyon gelir bir AVM ye.Kime yaradığını görün.

Ortalık yine poşetten çöpten geçilmeyecek.
Kapitalist iktidarlar zengini korumak için iktidara getirilir ya da zenginler iktidarı besler iktidarlarda onları..

Yılbaşından itibaren marketler ’çevrecilik’ (!) adına milletten poşet başına 25 kuruş kesmeye başladılar. Hayırlara vesile olur inşallah.

Bu her bir marketler zincirine yıllık 500 milyon dolar kâr anlamına geliyor. Bunun anlamı şu: ’Bas parayı kirlet çevreyi!’...

1Ocakta markete gittim. önümdeki müşteriye kasadar: ’poşet alacak mısınız? 25 kuruş ücreti var.’ dedi.

Adam poşeti aldı, ben arkamdaki kuyuruğa dönüp: ’Allah rızası için bakın komşular, şu koca markette ambalajı plastik olmayan tek bir ürün var mı?’ diye sordum.

Çıt çıkmadı. Devam ettim: ’Bu uygulama sadece marketlerde var. Bakkallarda, şarküterilerde, pazarlarda, kasaplarda, manavlarda hasılı hiçbir yerde yok!

Bu bizimle alay etmek, dalga geçmektir!... Tabii ki kimsenin umurunda değil. Ne hale gelmişiz anlayamıyorum!

Ekonomiyi düzeltmek için yapılan %100’ e yakın zamlardan %10 indirim yapıyorlar, çevreyi korumak için marketlerde poşetlere 25 kuruş fiyat biçiyorlar, soğan depolarını stokçu diye basıyorlar...

Bir tiyatrodur almış başını gidiyor... Elektrik faturaları 80,90’dan 150, 160 liraya çıktı, doğal gaz 500’den aşağı inmiyor, meyve sebzede 5 liradan aşağı bir kalem yok!...

Bize yetkili ağızlardan verilen cevap: Türkiye ekonomisi cumhuriyet tarihi boyunca hiç bu kadar sağlam temellere oturmamıştır, oluyor!

Ne diyeyim, büyüklerimiz öyle diyorsa, demek ki vardır bir bildikleri!...

Hükümet bir daire ihdas etmiş Merhum Adnan Kahvecinin zamanında olduğu gibi,nerden nasıl vergi üretebiliriz diye kurulan komisyonlar durmadan arastırma yapıyorlarmış.

Akla uyan uygulanabilir projelerin mucitlerine gelirden pay mı ister koltuk makam mansıb mı ne isterse veriliyormuş.
Poset köprü zamları düşük emekli zammi yerel secimde iktidarın oylarında büyük düşüşlere neden olacaktır.


Bu benim görüşüm emekli memurlara diğer emeklilere makul bir zam olması lazım.Hayat zor..

***

Ünüversitede okuyan gencin biri öğretim görevlisi hocasını bıcakla kursunla öldürmüş.Bu nasıl kin anlamakta güclük cekiyor insan.Bu genc bu raddeye nasıl getirildi acaba..

Baba emekli polis babanın beylik silahı kullanılmış olayda.Sevgi ortamında yetişmeyen kalabalık şehirde yalnız yasayan aile ve onun içinde birbirinden kopuk sözde anne baba kardesler. .

Kopya cekmeyen ögrenci sanıyorum yoktur.Herkes öğrencilik hayatında mutlaka kopya cekmiştir.Onca yıl lise ünüversite açık ögretim sınavlarında gözetmenlik yaptım.Din görevlisi imamların yıllardır idarecilik öğretmenlik yapmış arkadaslarımın birbirlerinden hocadan yardım istediklerini gordüm.

Ünüversitede okurken matematiği derste anlıyamaz sonraki sınavlarda basarısız olurdum.Meslek Lisesi cıkıslı benim gibi arkadaslar basarısız olurdu.
Hocamız dersi anlatıp gecer konular bırıkir sınavda en zor cıkmayan soruları karsımıza cıkartırdı.Hiç unutmam yedi sınav hakkımız vardı.Yedincide zar zor nırinci yıl gordügüm dersi üçüncü senede ancak gecebilmiştim.

Matematik yuzunden bir donem gec mezun olmustum.Okulls ilişiği kesilen arkadaslar olmustu.Yıllsr sonra baska alanlarda gormüştük onları..Bir yandan evlilik hazırlıgı var mezun olamıyorsunuz.Ana baba es dost ne der olayı var.

Matematik hocamızın odasına girerek durumu anlatmış sonraki sınavda gecmiştim.Bir baska dersten sınav kagıdına yazıp hocamızdan anlayış gostermesini istemiştim.

Matematik dersi yapamadıgımız o meshur limit türev integral hayatta hiç işimize yaramadı.Matematikten oldum olası nefret ederim.En lüzumsuz ders olarak matematik ve yabancı dili görürüm.Bir dersi önce sevdirmek lazım.Nerede kullanılacağını neden bize gerekli olduğunu kavratmak lazım.

Sınavları gecince dersle ilgili kitap ve dokümanları sobada zevkle yakmıştım.Bir cok arkadasım Kızılayda ozel dersanelere kurslara gıderek o dersi gecmişlerdi..

Matematik hocamız her insan gibi öldü gitti.Hocam bu bizim işimize yaramayacak dediğimizde-Siz ögretmen olacaksınız bu derslerede girebilirsiniz öğrenmenin bilginin zararı olmaz derdi.

Bes yıllık ögretmenken bile bazı geceler okuldan atılma endisesiyle kabus dolu rüyalar gorup birden sıcrayarak uyanırdım.
Simdi konuya dönersek hocaların talebenin durumunu psikolojisini bilmesi gerekir mi gerekmez mi..Genc idealist bir akademisyen olabilirsiniz.Maddi sıkıntılarınız olmayabilir.

Ama Anadoludan gelen maddi sıkıntı yaşayan anne baba ayrı o cocukların sehirde kampüste neler yasadıklarını bilmek zorundasınız...

Yoksa dini terbiyeden yoksun öfkesini konrol edemeyen bir yeni yetme gidan gibi akademisyeni dünyadan alır götürür.Allah rahmet eylesin .Yakınlarına Rabbim sabırlar versin..


***
Her yerde her tarafta bir şiddet olgusu var.Bu hale nasıl geldik anlamakta güçlük çekiyorum.
Bunda en önemli amil sinema ve televizyonlarda dizilerde gösterilen şiddet sahneleri olduğu kanaatındayım.

İnsanlar gündelik hayatta sıkıntısı geçim zorluğu yaşarken en önce bunu ailelerine eşlerine çocuklarına sonra da sokakta trafikte hastanede görevlilere yansıtıyorlar.

Hastanede seni tedavi eden doktora hemşireye ya da çocuğuna ders anlatıp onu yetiştirecek iyi adam yapacak olan öğretmene sen nasıl şiddet gösterebilirsin?

Biz otuz kırk sene evvel böyle değildik.Yüz sene önce hırsızlık cinayet yılda bir bile olmayan vakalardı.
Osmanlıda cinayet adam kesme öldürme yoktu.İnsanlar komşularının namusunu kendi namusu telakki ederdi.
Genç kızlar evinde otururlardı.

Bugünkü gibi iş meslek alanlarında çalışan hanımlar yoktu tabii ki.Ne geldiyse başımıza bayanların dışarıya çıkıp fabrikada okulda çarşıda pazarda çalışmaları sonrasında geldi.

Ne geldiyse başımıza Batıyı taklit ederek yaptığımız işleden sonra geldi.Balo opera,tiyatro,dans,moda,sinema,avm.hipermarketler,gazino,meyhane,affedersiniz genelevler huzurevleri kadın sığınma evleri,bakım evleri,çocuk yuvaları bize hep Batıdan gelmedi mi?.


Ondan sonra iki yakamız biraraya gelmedi değil mi.Halbuki kadınlar evdeyken moda sanat sinema televizyon yokken ne kadar mutluyduk değil mi?

Pazarda on liraya satılan okul formasını gösterilen mağazadan bir logo ya da marka yapıştırlmış şekilde 100 liraya alınca çocuğumuz sevinerek okulda arkadaşlarına hava atarak ne de güzel giyiyorlar değil mi?


Okul formaları nice fakirlikleri yoksullukları gizler bir öğretmen olarak çok iyi bilirim.Serbest okul kıyafeti uygulaması Etilerde Leventte Ankara Çankaya Kızılayda belki olabilirse kenar mahallelerde ilçelerde sakıncalıdır.


Her ailenin kızına oğluna hergün ayrı elbise alacak ne parası ne de ekonomik durumu kifayet etmezse faraza okulda bir kaç tane zibidi zengin aile çocuğu hergün ayrı elbiseler giyerek o çocukları ezik duruma sokmayacak mıdır?


Okuldan eve gelen çocuk odasına kapanıp anne babasına kızıp somurtup içine kapanık olmayacak mıdır?Anne babalar yetmeyen üç kuruş maaşa ilaveten rüşvet ek iş,çalıp çırpmaya tevessül etmeyeceker midir?

Olaylar hadiseler istatistikler bunun doğru olduğunu insanların çocuklarının dersane öezel okul,kıyafet kira yakacak yakıt,düğünlere takı eve eşya alalım derken ahlakı ölçülerden uzaklaşıp haram akçeli işlere yöneldiklerini ortaya koymaktadırlar.

Kızlarımız binlerce liraya gelinlik okul forması giyerse,kuaföre giderek bin liraya saçını başını yaptırırsa,mobilta takı altın,beyaz eşya derken bir düğün en az altmış yüz bin liraya malolursa bu gençlerimiz nasıl evlenecekler,kızlarımız kocaya gidemeyip evde kız kurusu olmayacaklar mı?

İslami terbiye alamayan genç kızlar ve genç oğlanlar bilgisayarın olduğu telefonlarda her türlü rezil resimlerin hikayelerin olduğu bu ahir zamanda kolayca onlara erişip enerjilerini cinsel açlıklarını bunlarla doyurup ondan sonra da eve gelen komşu kızına,dersanedeki en yakın komşunun oğluna şeytanca fikirlerle yaklaşıp fırsatını buldukları anda televizyon dizilerinde seyrettiği Fatmagülün suçu-Aşk-ı memnu fragmanlarını topluca yaşatmayacaklar mı?

Meşru yoldan cinsel ihtiyacını karşılamayan genç oğlanlar şehirlerde açılan Devletin polisinin nezaretci olduğu alçak genelev işletmelerinde çalışan zavallı iffetleri alçaklar tarafından kirletilip zorla senetle çalıştırılan Ayşeler Fatmalar üzerinde haram fiili yapmayacaklar mıdır?

Birisi elli-yüz bin lira biri elli lira olunca evlenmekte bu devirde çok zor olunca,hanımları ölen maaşlı kadınlar kocaya varmayınca zina fiiiline aracılık yapan yerlerin çoğalacağını neden yetkililer din adamları düşünüp çareler aramazlar??

Kız babaları Doğuda neden hala dinde olmayan süt hakkı kılıfına bürünmüş başlık isterler?İffetli kızları iffetsiz zengin ağa çocuklarına varlıklı ama imanı az insanlara peşkeş çekip heder ederek iki dünyalarını zelil ederler.

Halbuki bu devirde kız babaları imanlı dili Kur’anlı bir hoca ya da genç buldukları kızları onları istediği taktirde evlerine gidip oğlanın babasından istemeli değiller midir?

Oysa yıllardır eve gelen damat adayına ve ailesine ilk önce oğlanın ne iş yapıp ayda ne kadar para kazandığı sorulmakta hatta evi kiralayacak kimselerden bile ayda ne kadar maaş alıp kirayı ödeyip ödeyemeyeceği araştırılmakta değil midir?

Toplumumuzun elli yılda ne kadar sefalete düçar olduğunun göstergesidir bütün bunlar.Dün evinin damına televizyon anteni takana boynuzlu diyenler şimdilerde her odada ayrı televizyonlara bakmakta değil midirler?

Dün kızına maksi eteği giydirmeden dışına pardesü almadan evden çıkarmayan anneler babalar bugün apart evlerde ne yaptıklarından bi haber ünüversitelerde okutmak ta değiller midir?

Dün televizyonlarda gördüğü dansöz de genelev reklamında öpüşme sahnelerinde televizyonu kapatıp çocukları o saatte uyutanlar bugün beraber damadıyla geliniyle en mahrem dizilerdeki rezil sahneleri izlemek te değilller midir?

Bizi bu hale koyan cehhennem ateşinde elbette cayır cayır yanacaktır da Allla cc. bize sen niye engel olmadın evindeki bu duruma demeyecek midir?

Elbette bu rezil müesseleri getirenide bu kanunları çıkartanları da bu haram hınzır ve besmelesiz hayvan etini millete yedirenleri de banka faiz zinaya müsaade edenleri de tek tek ilahi mahkeme-i kübrada mutlaka yargılayacaktır.

Dicle kenarında ayağı kırılan koyunun hesabını Hz.Allah cc. Hz. Öemer ra. gibi ondan sonra gelen tüm idarecilerden elbette soracaktır.

Herkes idaresi altında olanla beraber gelip elinde dosyalarla kendini hesabı verip de kurtarmadan Mahşer yerinden bir adım bile kıpırdayamayacak ya cennete ya da cehenneme yollanacaktır!!

***
Bu düzen devam ettikçe halkın alım gücü azaldıkça,zararlı neşriyat artıkça bu ahlaksız Batıdan gelmiş müesseseler, genelevler, meyhaneler,tımarhaneler, huzurevleri kadın sığınma evleri,çocuk yuvaları,bakım evleri de ona keza katlanarak artmayacak mıdır?

Yılbaşında onca rezilliği topluca ana baba dede babaanne izleyip,alkol ve sefahatin zirvesine çıkıp dansederek,haykırarak meydanlarda coşarak yeni yıl kepazeliğinin gırdaplı akıntısına kapılan zavallı Türkün harcanmış evlatları sabah okulda yanındaki kız arkadaşına işyerindeki komşu kızına evdeki damat baldızına alçakça duygular besleyip sonunda rezil fiile cesaret edip gerçekleştirmeyecekler mi?


Çalışan hanımlar dünyanın en mutsuz kadınlarıdır demiyorlar boşuna.Akşama kadar amirine arkadaşlarına katlanan,akşam eve gelince yorgunluktan mutfakta yemek yapmayan çocuklarını bakıcıya emanet edip harcayan,kocasına süslenmeyip amirine arkadaşlarına süslenen,cilveleşen iş arkadaşıyla mahrem konuları bir odada paylaşan kadın da iffet kalır mı,mümine hanımların yüzlerindeki nurun yüzde biri olur mu?


Çocuklar iki arada bir derede anne baba kavgalı,hafta sonraları parkta avm.de gezerek ne olduğu bilinmeyen muhtemelen hınzırdan yapılmış hamburgerleri çizburgerleri yiyen çocuklar namaza Kur’ana İslama hizmet eden,Çanakkalede can veren dedelerinin torunlarının kanına ruhuna sahip olabilirler mi?


Bütün bunlar yalan doğru söylemiyorsun diyenlere bir çift lafım olacak.Deve kuşu gibi başınızı kuma sokup kıçınızı açıkta bırakmayın!!

Gazeteler televizyon haberleri,magazin ve kadın proğramlarında hergün görüyoruz.En rezil sahneler en iğrenç ilişkiler,kaybedilen parçalanmış aileler ve ortada kalan zavallı çocuklar ..

’Türkiye’de son derece acayip işler oluyor. Akıl ve mantıkla, siyaset ve insanlıkla açıklanması mümkün olmayan işler!..
Toplumun önemli bir bölümü adeta sapıttı.

Eski geleneksel değerlerimiz birer birer yok edilirken bazıları olanları gülerek, heyecan duyarak ve merakla izliyor.Bazı televizyon kanalları derseniz, onlar iyice sapıttı.Akıl almaz programlarını gündüz kuşağından ekranlarında izliyoruz.


Anımsayın, yakın geçmişte sergilenen evlendirme programları vardı. Tamamı düzmece, tamamı kurgulama idi. Kadınlı erkekli bir sürü işsiz güçsüz “Artist (!)” piyasadan toplanır, “Ünlü olmak” hayaliyle ekrana çıkarılır ve her türlü rezalet o programlarda sergilenirdi.

Çoğu insanımız da o programları ciddi ciddi ve hatta beğenerek izlerdi.
Katılanların otel ve yemek paraları ilgili tv kanalı tarafından karşılanır, bunlara üste para verilir ve Türk toplumu, sergilenen bu rezilliklerle resmen kandırılırdı.

Hadisenin üzerine burada defalarca gittim, Türk medya tarihinin en büyük sahtekârlığını burada belgeledim.
Sonuçta o programlar kaldırıldı.
Ama ne ilginçtir, evlendirme programlarının sunucusu olan ve olmayan kadınlar şimdi yine çeşitli kanallarda boy gösteriyor.

Bazıları kadın, bazıları da yemek programlarında.Bunların adına topluca “Aile programları (‘!)” deniliyor.


Söz konusu programlarda ne ararsanız var. Toplumun nasıl yozlaştığını, eğitimsizlik, çaresizlik ve cehaletin sonucu olarak insanların başına neler geldiğini görüyoruz. Eğer içimiz sıkılmadan ve utanmadan izleyebiliyorsak!..

Karı koca kavgaları.Kaynana gelin kavgaları.Tecavüze uğrayan evli kadınlar ve küçük çocuklar.
Çocuğunu terk eden anneler, gayrimeşru çocuk sahibi olan küçük kızlar.
Şeyh özentileri, büyücüler.

Aile içinde ve dışında her türlü vahşet, ensest ve işkence.
Havada uçuşan yalanlar, iftiralar ve karşılıklı hakaretler.
Birbirini suçlayan aile bireyleri.

Sunucular tarafından ekranda açıklanan babalık (DNA) testleri. Kimin babası kim, kimin eli kimin şeyinde!..
Ve sahte ağlama numaraları, art arda sıralanan yalanlar, karşılıklı suçlamalar!


Bu programlarda yer alan yalanları falan bazen izlerken şunu görüyorum:
Hepimiz için kutsal olması gereken aile yapısı “Reyting” hesaplarına alet ediliyor ve çökertiliyor.

Ancak bu programları düzenleyenler işin tam anlamıyla profesyoneli… Olayları iyi yönetip yönlendiriyorlar, olanlardan sanki haberleri yokmuş gibi davranıp aile yapımızın temeline koydukları dinamitleri birer birer patlatıyorlar.

Programlar canlı yayınlanıyor.
Katılanlara ve yakınanlara bakınca ilk fark ettiğiniz şey, bu insanların eğitimsiz, çaresiz ve cahil kesimden oldukları!

Stüdyolar seyircilerle dolu!İnsanlar rezil oluyor, rezil ediliyor.
Hemen her kanalın profesyonel katılanları ve alkışçıları var. Onların görevi sunucu kadını alkışlamak.
Tamamına yakını işsiz güçsüz ve orta yaş üzeri kadınlardan oluşuyor!


Son olarak bir aile ortaya çıktı… İnanılmaz bir olay…Bunlar günlerce ekranda boy gösterdi…
Ortaya çıkan manzara korkunçtu…
Aile bireyleri arasında tehdit, tecavüz, insan öldürme, büyücülük, her şey olmuş.
Polis dün sabah stüdyoyu bastı, bazılarını kelepçe takıp götürdü.


Bu programların yapımcılarını ve sunucularını soracak olursanız, onlar çok mutlu!
Reklam yağıyor, paracıklar geliyor.

Toplumun aile yapısı zedeleniyormuş, insanlar örselenip suçlanıyormuş, onları hiç mi hiç ırgalamıyor!
Öbür yanda en önemlisi ise, bizim milletimizin göz bebeği olması gereken aile kurumu, reytinge ve parasal kazanca feda ediliyor.

Haklı veya haksız, bir sürü insan suçlanıyor.
Kim kime tecavüz etmiş, çocuğun babası hangisidir, bunları bulmak ekranlarda sergilenen o programların üzerine vazife oldu!

Bu rezilliklere “Dur” diyecek, yaptırım uygulayacak herhangi bir makamın Türkiye’de olmadığı anlaşılıyor.
Katılanlara bakıyorum, o eğitimsiz, çaresiz ve cahil insanlara gerçekten acıyorum.

Ama onların çoğu, kendilerince çareyi televizyon kanallarında aramak zorunda bırakılan birer zavallı…
Onları değil, onları ekranlara çıkarıp bir sürü saçma sapan şeyleri topluma yutturmaya kalkışan programcıları eleştiriyorum. Aynen evlendirme programlarında olduğu gibi.


Başımızda muhafazakâr bir iktidar var.
Bütün güç elinde…
Peki ama bu rezilliğe, utanmazlığa, kepazeliğe kimler nasıl göz yumuyor?

Türk aile yapısının dinamitlenmesine nasıl seyirci kalıyor?
Ahlâk değerlerimizin, aile ve namus kavramının böylesine yozlaştırılmasına niçin tepki vermiyor.Alıntı..


İnanın reytigler zirve yapıyor ama bu durumlar aleniyet kazanıyor.Çıkanlar rezil olduklarının insan içine çıkacak yüzlerinin kalmadığından bi haber ne var ne yoksa kendilerini aile ve çocuklarını seksen milyona gösterdiklerinin farkında olmadan mayalarını millete belli ediyorlar.




Bunları yapıp da o naneleri yiyip de ekranda boy gösterenler nasıl yarın sokakta insanların yüzüne bakacaklar,nasıl iş arkadaşlarının karşısına çıkacaklar en zoru da yarın nasıl çocuklarının okuluna varıp ben bu çocuğun annesiyim babasıyım diyecekler?


Çocukların arkadaşlarının yanında ezileceğini kırılıp yerin dibine geçmek isteyeceklerini okula gitmek istemeyeceklerini nasıl hesaba katmazlar?

Allah cc. bu millete dini anlamda feraset versin.Gidişat iyi değil her mahalleye kıraathane açmakla bu işler düzelmez.Bizi nerden ifsat ettilerse oradan imara kalkmalıyız.Genelevi kapat Kuran Kursu aç.Bankayı kapat fabrika aç.Çalışan kadınları evinde eşine iki kat maaş vererek oturt çocuklarını yetiştirsinler.

İş işten geçmiş değil.Bir müslüman ülkede nasıl cuma tatil olmaz,nasıl kerhane olur nasıl kumarhane meyhane olur hala anlamakta güçlük çekiyorum.

Asrı saadetin tekrar gelmesini istiyorum.Bizler düzelmedikçe dertler sıkıntılar bitmeyecektir.
Düzelmek içinse hastalığın ne olduğunun teşhisi gerekir.Sonrada ilaç tedavisi.Kangren olmuş genelev-banka-meyhane-zina gibi urlar vucuttan ivedi olarak atılmadıkca vucut bu kanser illetinden kurtulamaz..


05.01.2018//KIRIKKALE
HİDAYET DOĞAN ***





Etiketler: sayfam ,




Toplumdaki bozulma çevrede, ailede,sokakta hulasa her alanda derinden hissediliyor.... başlıklı yazıya henüz eleştiri yazılmamış.





Toplumdaki bozulma çevrede, ailede,sokakta hulasa her alanda derinden hissediliyor.... başlıklı yazıya eleştiri yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.


Bilgi
Yayınlanma Tarihi:
5.1.2019 16:23:45
Toplam 0 yorum yapıldı
628 çoğul gösterim
451 tekil gösterim