İnsan ,ya insan gibi akıllıca söylemeli ; yahut hayvanlar gibi susmalıdır! Sadi [Paylaş]
E-mail: Şifre: Facebook ile bağlan Üye ol | Şifremi Unuttum
Türkiye Şiir Platformu
ANASAYFA ŞİİRLER Edebiyat Defteri YAZILAR Edebiyat Defteri FORUM Edebiyat Defteri ETKİNLİKLER Edebiyat Defteri NEDİR? Edebiyat Defteri Kitap KİTAP  Edebiyat Defteri Tv TİVİ Edebiyat Defteri Sesli Şiirler MÜZİK Edebiyat Defteri BLOG Edebiyat Defteri Atölyeler ATÖLYE  Edebiyat Defteri BİCÜMLE Edebiyat Defteri ARAMA Edebiyat Defteri İLETİŞİM

ARANIYORUM...

ARANIYORUM...

Neredesin?
Çık gel yine hangi gölgenin arkasına saklandıysan...

Aranıyorum... Arıyorum yine heryerde göze batmadan. Şu içimde çalmasına alıştığım, sözleri evrene söven ama müziği "çok mutluyum ulan!" diyor gibi hissettiren ecnebi şarkıları,baktığım her metada parlayan köşeler görme yetisini... Aranıyorum yine muhtemelen sağ kulak deliğimden kaçıp gideni...

Geçen gün internette oyun oynarken, biri bana "Aranıyor musun?" diye yazmış. Ben de "Evet yahu" yazdım. Korkma korkma göndermedim. Daha o kadar delirmedim. Artık sadece benim dilimden anlayanlara meramımı anlatıyorum. Diyojen dürüstlüğümü hap yapıp yuttum. İçimde... Arada inekler gibi geri getirip geviş getiriyorum ki; ağzım beynim, içime sakladıklarımı hepten unutmasın.

Yaz bitiyor... Buraları basan o parmak arası terlikle gezen kıllı adam ayakları, turuncu şortlu insan kalabalığı azaldı iyice. Güneş yağı kokan sokaklar, yol kenarlarında erimiş meyveli dondurmalar... Hepsi siliniyor yavaş yavaş. Sahil, sokaklar, gölgelerde yatan kahverengi gözlü kısa bacakllı sokak köpekleri... Herşey yavaş yavaş benim sevdiğim sakinliğe sürükleniyor gün gün...

Ben... Ben aslında yaz yalnızlıklarından kurtulmayı beceremedim henüz. Bu kalabalık yalnızlıklar yoruyor. Gittikçe daha çok... Herkesi etrafımda isteyip, hiçkimseye tahammül edemediğim anlar bitemiyor... Anlıyorsun değil mi?

Dediğim gibi, tatilciler gitmeye başlayalı yerçekiminden yoksun bir kokpit gibi olan bu kasabada herşey patır patır düşüp yerine oturuyor. Sokaklara taşan masa ve sandalyeleri toplarken garson oğlanlar, mevsim de dağıttıklarını topluyor bir bir.

Buranın aksine benim içimdeki yap-boz hala parçalarını arıyor. Yerine oturmayan birşeyler var gibi. Yok, gibi mibi değil. Var bir eksik, yanlış ya da oturmamışlık. Topukların kuruyunca, yüzünün derisi kalınlaşınca ya da saçların evin olmadık yerlerinden çıkmaya başlayınca " hava değişimdedir" denir ya; benim havam da değişiyor. Çok tanıdık değişim bu... Şu kimlik eskiten ömrün için bilmem kaç kez değişti... Biliyorum, biliyorum. Normal. Ama normal olmayan ne biliyor musun? Giderek daha da zorlaşıyor olması herşeyin. Mesela sen;eskiden daha çabuk çıkıp "cee" yapardın saklandığın yerden. Kalabalıkların içinden el sallayan çocuk resimlerinde daha hızlı bulurdum seni, yüzüne yapışan neşeyi.

Ah sana ne anlatacağım... Hani benim hep izlediğim şu dedektif dizisi var ya; geçen gece onun bir bölümünü izliyordum. Orada ışıl ışıl bakan zenci genç bir polis vardı. Yahu, devirme gözlerini, bilgisayar dehası olan hani. Bölümün başında çocuğu trafik kazasında öldürdüler. Dizide uzun uzun uğurladılar. Ben ağla, ağla. İçim çıktı. Tamam duygusal hatunum da bu dizilerde pek ağlamam bilirsin. Böyle bir acıdı içim anlatamam. Gerçekten kaybetmiş gibi üzüldüm. Dizi bitince çocuk diziyi neden bırakmış diye merak ettim. İnternetten baktım. Bir de ne göreyim; çocuk gerçekten ölmüş. Dizi setine gelmeyince evine gitmişler. Evinde ölü bulunmuş. Ben eriyorum herhalde dedim. Ölüm acısını hissettim resmen. Bizde ölenin arkasında öyle çıkıp konuşmak yok biryere çıkıp. Olsaydı arkamdan ne derlerdi acaba diye düşündüm. Şöyle derlerdi herhalde "Hatunun hayatla derdi vardı" Gülme. Okurken güldüğünü biliyorum. "Az kafası karışıktı" ya da "Yerüstünde madencilik yapardı" yada dur dur "iyi insandı....." Kesin böyle derler. Haklılar aslında. Tanımadığımız insanlar için ne diyebiliriz ki?.. Tanımıyorlar ki beni. Ben de tanımıyorum aslında... Kimseyi... Hatta seni...

Bu yüzden aranıyorum. Örtülenlerin örtülerininin altında, kelimelerin-cümlelerin arasında, ortaya serilenlerin gölgelerinde... Aradığımın, aradıklarımın bana gözlerini dikip baktıklarını, içerinden "artık beni gör" dediğini...
Bana seslerinin henüz ulaşmadığını, varsa; nefeslerinin, çıkardıkları rüzgarlarının yüzüme dokunmadığını...

Dün akşam dolunay vardı. Günü denize batırıp geldim eve. Senin sevdiğin yakamoz akıntıları kendi hikayelerini anlattılar uzun uzun. İyi geldi... Sana yazdıktan sonra tekrar çıkmayı düşünüyorum. Bu sefer gözlerime kızılı doldurup gözkapaklarımı kapamayı ve sana yollamayı istiyorum. Alırsan gece vakti. Haberim olsun.





Etiketler: sayfam ,


yasar çetinkaya  | yasar çetinkaya
30 Ağustos 2018 Perşembe 10:13:16


insan özleyince çok yazıyor
az konuşuyor
bakıp bakıp duruyor yollara.
içten bir çalışma, kularım


    [ Cevap yaz ]    




ARANIYORUM... başlıklı yazıya eleştiri yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.


Bilgi
Yayınlanma Tarihi:
29.8.2018 16:39:19
Toplam 1 yorum yapıldı
441 çoğul gösterim
409 tekil gösterim