İnsanlar kötülüğü, arzuları kuvvetli olduğundan dolayı değil, vicdanları zayıf olduğundan dolayı yaparlar. JOHN STUART MiLL [Paylaş]
E-mail: Şifre: Facebook ile bağlan Üye ol | Şifremi Unuttum
Türkiye Şiir Platformu
ANASAYFA ŞİİRLER Edebiyat Defteri YAZILAR Edebiyat Defteri FORUM Edebiyat Defteri ETKİNLİKLER Edebiyat Defteri NEDİR? Edebiyat Defteri Kitap KİTAP  Edebiyat Defteri Tv TİVİ Edebiyat Defteri Sesli Şiirler MÜZİK Edebiyat Defteri BLOG Edebiyat Defteri Atölyeler ATÖLYE  Edebiyat Defteri BİCÜMLE Edebiyat Defteri ARAMA Edebiyat Defteri İLETİŞİM

Atatürk’ü Anlamak ve İnsan Olabilmek

Atatürk’ü Anlamak ve İnsan Olabilmek

Atatürk’ü anlamak, O’nun ilkelerini içselleştirmek ve izinden gitmek için önce insan olmak gerekir. İnsan, Yüce yaratıcı Allah’ın Dünya’daki kulu, halifesidir. Ve insan yalnız ve sadece Allah’a biat eder. O’na saygı gösterir, öğünde eğilir, emirlerini yerine getirir.

İnsan insana kulluk etmez. El, etek öpmez. El öpme sadece geleneksel olarak aile büyüklerine gösterilmesi gereken saygının bir tezahürüdür. Yoksa mevki, makam sahiplerinin önünde el-etek öpmek sünepeliktir. Allah’a karşı da bir saygısızlıktır. Yurttaş olma, birey olma bilincine sahip olan insan bir kere el etek öpmez. Ancak kendilerini tanrının yeryüzündeki tek temsilcisi olarak gören krallar, hanlar, padişahlar kendi tebaalarını kul olarak kabul etmiş, onları kendilerine biat ettirip; el-etek öper duruma getirmişlerdir.

Bu gerçekler ışığında bakmak gerekir Atatürk’e ve yaptıklarına. O, Diyor ki, “Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir.” Bir kere özgür, bağımsız olmak ancak yurttaş olma bilincine varmakla olasıdır. Kullukla, insanlara biat etmekle özgür ve bağımsızlık sağlanmaz.

Atatürk, ulusumuzun tarihin derinliklerinden gelen bağımsız yaşama iradesinin ete kemiğe bürünmüş halidir. Birey olarak yaşamanın, devlet olarak bağımsız olmanın en önemi koşulu ekonomik güce sahip olmaktan geçer. Ekonomik güce sahip olmanın yolu da çalışmak ve üretmekle at başı gider. Ne diyor Atatürk:


“ Hiçbir şeye ihtiyacımız yok, yalnız bir şeye ihtiyacımız var çalışkan olmak.” Evet, bu sözü ne kadar içselleştirebiliyoruz yurttaş olarak, hükümetler olarak? Bilmeyenimiz ya da duymayanımız yoktur şu gerçeği: “Türkiye tarımda kendine yeten yedi ülkeden biridir…” Şimdi ne oldu! Samandan, mercimeğe, nohuttan buğdaya kadar çeşitli tarım ürünlerini ve de et, canlı hayvan ithal eder duruma düştük! Atatürk’ü sevmek nutuk atmak değil. Atatürk’ü anlamak ve sevmek sözle, oy devşirmek adına takıye yapmakla olmaz. O’nu sevmek ve anlamak çok çalışarak ulusal kaynakları en ekonomik biçimde işleyip kendi uçağını, kendi gemini, kendi uydunu ülkende yetiştireceğim bilim insanlarına yaptırmaktan geçer.

Çalışma konusunda dinimizin de yol gösterici nice öğütleri var. “İki günü aynı olan zarardadır. Diyor peygamberimiz. Din ulularından Hz. Ömer ise: “Sakın oturduğunuz yerde, ‘Allah’ım, rızkımı ver.’ deyip durmayın. Biliyorsunuz ki gökten ne altın yağar ne de gümüş.” Bu ve benzeri nice sözler.

Kutsal kitabımızın ilk sözü, “oku” diye başlar. Okumanın-okutmanın birincil görevlisi öğretmenlerdir.

Atatürk, “Öğretmenler, Cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister" diyerek yeni kuşakların fikri, vicdanı, irfanı hür olarak yetiştirilmesini istemiştir. Halkın da aydınlanması, fikri, vicdanı, irfanı hür olarak yaşamasında bir görev de cami görevlilerine hocalarımıza düşmektedir. Yurttaşlarımızın dinimizi yeterince öğrenmesi, anlaması için de Atatürk kutsal kitabımızın meal ve tefsirini yaptırmıştır. Kutsal kitabımızın öğretilerini birazcık anlayabiliyorsak bunu Atatürk’e borçluyuz. Daha anadilimizi yeterli kadar okuyup-yazmakta yeterli olamayan bizler Arap Dili ile gelen Kuran-ı Kerim’i mealsiz, tefsirsiz ne kadar anlayabilirdik!

Günümüzde hızlı bir biçimde Türkçemizde kirlenme yaşanmakta bazı kesim Arapça sözcükler kullanmakta adeta ısrarcı olmaktalar. Bunun yanında, iş yerlerine yabancı dillerde ad koymalar… neler neler! Öncelikle din adamlarımızın siyasilere basamak, arka bahçe olma algısından ivedilikle sıyrılmalıdır. Mevcut uygulamalarıyla güzel dinimize en büyük zararı verdiklerin bilmem farkında mıdırlar? Hükümetlerimiz de kendi siyasi çıkarlarına hizmet eden değil halka dini gereksinmelerini cevap verecek kitap, sünnet… ilkelerine göre hareket eden din adamları yetiştirmesi zorunludur. İşte bunun için Atatürk kışlaya, okula, camiye siyaset sokulmasını istemiyordu. Bunun için laiklik benimsendi. Atatürk’ü anlamak laikliği özümsemektir.

Bayrak gibi, ulusal marş gibi ana dilde ülkelerin bağımsız sembolüdür. “Ülkesini, yüksek istiklâlini korumasını bilen Türk Milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır." Diyor Atatürk. Atatürk’ü anlamaya çalışmak dilimizi yabancı dillerin boyunduruğuna sokmamakla eşdeğer bir olgudur.

Tüm bunları gerçekleştirmenin yolu yine O’nun deyişiyle. “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir fendir, ilim ve fenden başka yol gösterici aramak gaflettir, dalalettir, cehalettir.” Sözünü içselleştirip yaşamımıza katmaktan geçer.

Öğretmenlerimiz ve hocalarımız özellikle iktidara gelen siyasilerin siyasi emellerine göre değil bilimin, aklın yolunda çalışırlarsa ancak ülkemizde ulusal birlik sağlanır. Hele de yeni kuşaklar aynı ülkü doğrultusunda yetiştirilirlerse… Bunun için Atatürk Eğitim Birliği Kanunu’nu hayata geçirerek bu uğurda bilimin ve aklın şaşmaz emirlerini yerine getirmiştir. Peki, hele de bu son günlerde Atatürk sever hale gelenler ne yapıyorlar? Anımsayalım, Milli Eğitim Bakanlığı’nın çalışma alanlarına cemaatleri, tarikatları katıyorlar. Bu konuda tek bir söz söyleyebilirim. Yaşananlardan ders almalıyız… Atatürk’ü anlamaya çalışmak bağlamında bu konuda ki, sözlerini anımsayalım:

“Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır.”

Ülkemizi sevmenin yolu sözde değil özde Atatürk’ü tanımaktan ve O’nun fikirlerini yaşamımıza katmaktan geçer. Tek hedef Türkiye’yi çağdaş uygarlık düzeyine çıkarmaktır. Bu da ancak barış içinde sağlanır. Atatürk’ü dinleyelim: “Yurtta sulh, cihanda sulh.”

Barışı sağlamanın yolu güçlü olmaktan, çalışıp üretmekten geçer. Bu gün ülkemiz için “beka sorunu var” yargısına varılıyorsa bunun tek nedeni ülkemizde çok partili yaşama geçtikten sonra oy uğruna, maka-mevki uğruna ülkenin kuruluş felsefesinden uzaklaşmasından kaynaklanmaktadır.

Atatürk, biz yurttaşları kul olmaktan kurtarıp özgür vatandaş kimliği kazandırmıştır. Kadın erkek eşitliği sağlamıştır. Sömürge durumuna düşüp sonunda yıkılan bir imparatorluğun külleri üzerinde yeni bağımsız bir ülke kurup bizlere emanet etmiştir.

Atatürk’ü anlamak, yıllarca Atatürkçü geçinip bol bol nutuk atmak ya da iktidarını devam ettirmek için bu günlerde O’nu güya anlamaya çalışmak bağlamında nutuklar atmak hiç değil. O’nu en iyi yine de yabancılar anladı. Bakın ne diyor 1916-1922 yılları arasında görev yapan İngiliz başbakanı L. George:


“İnsanlık tarihi birkaç yüzyılda bir dahi yetiştirebiliyor. Şu talihsizliğimize bakınız ki Küçük Asya’da çıktı. Hem de bize karşı.”

Ulus olarak Atatürk’ü riyasız, yalansız anlamaya ve de sevmeye çalışırsak; faniler ölür fakat Türkiye cumhuriyeti sonsuza kadar yaşar… O’nun aynı içerikteki sözünü bir kez daha hatırlayalım:




“Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşayacaktır”

Son söz olarak şunu söyleyebilirim çağımızda dünyanın iki süper gücü var: Rusya ve Amerika Birleşik Devletleri. Bu iki güçlü ülke halkları kurucuları Petro ve G. Waşington’a büyük saygı duyup, onları anlıyor ve ülkelerinin kuruluş felsefesinden hiç sapmıyorlar. Atatürk’ü anlamak bağlamında bu iki örneğe de dikkat etmemiz gerekmez mi?












Etiketler: sayfam ,


12 Kasım 2017 Pazar 13:04:00


Bu gün içinde bulunduğumuz şartlar gösteriyor ki milletçe yapmamız gereken, birlik ve beraberliğimizi korumak, ırk, din ve mezhep ayrılığı gözetmeden tek vücut olmak, cumhuriyetimize sahip çıkmak, Atatürk ilke ve inkılaplarına sımsıkı sarılarak O'nun açtığı yolda yürümek, sınırlarımızda bir kalkan gibi milli bölünmezliğimizi, bütünlüğümüzü korumaktır. Ancak o zaman Atatürk'e ve şanlı ecdadımıza yaraşır bir Millet oluruz.

Kesinlikle güne gelmesi gereken nadide bir eser kaleme almışsınız İbrahim Öğretmenim. Teşekkür ve tebriklerimi bırakıyor, saygıyla selamlıyorum sizi.


    [ Cevap yaz ]    

Aslıbirer  | Aslı Aslı
2 Kasım 2017 Perşembe 18:08:38

Okuduğunuz yorum yazar tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.

Yazdıklarınıza katılmamak mümkün değil hem kaleminize hem de yüreğinize sağlık.
Yalnız şunları söylemeden geçemeyeceğim:saçma sapan herşeyi beğenip fenomen yapıyorlar hakkıyla emek harcayarak yazılan yazıları neden takdir etmezler bu zihniyetten vazgeçmedikçe biz ne insan oluruz nede Atatürk ‘e layık bir milliyet.


    [ Cevap yaz ]    

Billur T. Phelps  | Billur T.Phelps
2 Kasım 2017 Perşembe 15:46:06



“Yurtta sulh, cihanda sulh.”

Bütün arzumuz bu... Bir başarabilsek, dünya cennet olurdu.



    [ Cevap yaz ]    




Atatürk’ü Anlamak ve İnsan Olabilmek başlıklı yazıya eleştiri yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.


Bilgi
Yayınlanma Tarihi:
2.11.2017 15:33:40
Toplam 3 yorum yapıldı
491 çoğul gösterim
465 tekil gösterim


Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.