Sükutumdan dolayı kendimden başka kimse kabahatli değildir. En büyük düşmanım ben idim. NAPOLEON [Paylaş]
E-mail: Şifre: Facebook ile bağlan Üye ol | Şifremi Unuttum
Türkiye Şiir Platformu
ANASAYFA ŞİİRLER Edebiyat Defteri YAZILAR Edebiyat Defteri FORUM Edebiyat Defteri ETKİNLİKLER Edebiyat Defteri NEDİR? Edebiyat Defteri Kitap KİTAP  Edebiyat Defteri Tv TİVİ Edebiyat Defteri Sesli Şiirler MÜZİK Edebiyat Defteri BLOG Edebiyat Defteri Atölyeler ATÖLYE  Edebiyat Defteri BİCÜMLE Edebiyat Defteri ARAMA Edebiyat Defteri İLETİŞİM

SICAK & SIMSICAK

SICAK & SIMSICAK



Kırk altı yıllık devre arkadaşlarımla Marmaris Aksaz kampındaydık. Günlerimiz coşkulu geçti. Anılar tazelenmiş, arkadaşlarla epey moral depolamıştık. Aramızdan ebediyete göçenleri yâd edip, görüşemediklerimizi birbirimize sorarak haberlerini almış, toplu halde güzel Marmaris’in her tarafını gezip tozmuştuk.

Vedalarımız hüzünlüydü. Birbirimizden helallik almış,
zor da olsa ayrılmıştık. Ben Antalya da görevli küçük oğlumun yanına gittim.

Bekâr olmasına rağmen, evi temiz ve bakımlıydı. Mesaisi bitince bizlere Antalya’nın güzel yerlerini gezdiriyordu. Hanım mutlu, ben mutlu, oğlum mutlu idi. Hanım oğlumun sevdiği yemekleri yapıyor bende sürekli alış veriş işlerine bakıyordum.

Elimde alacaklarımın listesi, bir de benim alacaklarım olunca bir hayli yekûn tutuyor. Haaa hanım bana kızsa da alacağım.

Ne yapayım büyük market tuzakları, kim düşmemiş ki?
Tek parça almak için içeriye gir, elinde en az beş tane, nasıl olsa para vermiyoruz. Kartı uzat şifreyi gir işlem tamam.

Evet, alış verişim bitti. Kasada sıradayım. Hepsini torbaladım. Kartla ödememi yapıp, Poşetlerle park yerine gidiyorum.

“Hay Allah arabayı nereye park etmiştim.” Unuttum.

A-1mi? Yoksa A-7 mi? offf ikisinin arasında altı oto park yeri var. İşim zor” ne yapacağım şimdi, hele bir A-1 re gideyim. One ya? ben buraya geldiğim zaman bu kadar araba yoktu. Vakitte geçiyor. Hanımın zılgıtını, boşver de arabayı bir bulabilsem.

Bu arada dışarıda alış veriş arabalarını toplayan kişiyi gördüm. Sevinerek yanındayım.

“Evlat yardımın gerek bir dakika bakar mısın.”

Hiç oralı olmadı. Tekrar söyleyince sert bir şekilde

“Tamam da dede bize kim yardım edecek? Git işine zaten burnumdan soluyorum.”

Şaştım kaldım. Yaptığı bu hareketi hiçte hak etmemiştim. Gözüm karardı. Herhalde tansiyonum fırlamış veya kan şekerim düşmüştü. Çaresizdim. Etrafımdan geçenlerin çok aceleleri vardı. Hiç kimsenin umurunda değildim. Fenayım ha düştüm ha düşeceğim.

O ara gayet güzel giyimli yakışıklı bir genç yanıma gelip gülerek elini uzattı.

“Merhaba ben alzheimer”

Şaşkınlığım biraz daha arttı kekelemeye başladım. Uzattığı eli tutarken

“Ben… Tacettin" demeden:

“Gerek yok seni tanıyorum. Listemdeki yenilerdensin. Aşamalarını kaydediyorum. Fena değil, beni pek yormayacak gibisin. Bak bu gün arabayı yarın evi diğer gün adını unutacaksın. Aferin, adamım, tuttum seni”

Tepem attı. Bu da nereden çıktı ki? Biraz toparlayıp karşı hücuma geçtim.

“Peki, hiç yardım etmeyecek misin? madem ben bu hastalığın başlangıcındayım. İlerlememesi için ne yapmalıyım?”

“Yazı yazma, kitap okuma, şiiri de boş ver. Sakın bulmaca da çözme. Ye, iç, yat, yürüyüş yapma. Sigaraya içkiye devam, hatta artır bile. Beynini zorlama, bırak durduğu yerde uyusun”

Dilim damağım kurudu. Şaşkınım ki sorma boncuk, boncuk terliyorum. Yüzüm sapsarı.

Koluma giren iki delikanlıyı hayal meyal hatırlıyorum.

“Otur amca biraz su iç”

Yandaki banka oturup uzatılan şişeden bir yudum suyu içip biraz rahatlıyorum.

“Çok sağ olun yavrum biraz önce konuştuğum adam nerede? Onu göremiyorum da.”

“Hangi adam amca, yok öyle birisi, tam düşüyordun bizler yetiştik.

Şaşkınlığım tavan, ikisine de aval, aval bakıyorum.

Çok güzel çocuklardı. Arabayı bulamadığımı onlara anlattım.

Birisi yanımda oturdu. Diğeri uzaktan kumandayı alıp hemen arabayı buldu. Poşetleri bagaja koyup teşekkür ettikten sonra ben tekrar alış veriş yaptığım mağazaya gittim.

Görevlilerden birine mağaza müdürü ile görüşmek istediğimi söyledim. Beni şık giyimli güzel bir bayan karşıladı.

“Buyurun efendim nasıl yardımcı olabilirim?”

“İlginize çok teşekkür ederim. Alış veriş yaptıktan sonra poşetlerle arabamın yanına gidiyordum. O sırada, burada çalışan gömleğinin sol üst yakasında adı Salih Durmaz olan biriyle tanıştım.

“Evet, bizim personel”

“Şimdi onunda buraya gelmesini istiyorum. Kabul ederseniz geri kalanını onun yanında anlatacağım.”

Kısa bir aradan sonra bizim kazma içeriye iki büklüm girdi.

“Evet, amca sizi dinliyorum”

“Bak hanım kızım, bu beyefendi arabamı bıraktığım yeri şaşırmıştım. Bana çok yardımcı oldu. Arabamı aradı buldu. Elimden poşetlerimi alıp bagaja yerleştirdi.

Ben de böyle bir personele sahip olduğunuz için teşekkür etmeye geldim. Durum bundan ibaret, bana zaman ayırdığınız için size de çok teşekkür ederim müsaadenizle.”

Müdür beni nezaketle yolcu etti. Salih kardeşte arabamın yanına kadar gelip ısrarla elimi öpmek istedi. İzin vermedim.

Park yerinden çıkıp eve doğru giderken iç aynadan
Salih’in bana el salladığını görüyordum.

“Aman Allah’ım oda ne?"

Yanımda oturan biraz önce tanıştığım bay Alzheimer di.

“Ne haber adamım. Gideceğin yeri biliyor musun?

“ Elbette oğlumun evine gidiyorum.”

“ Tamam da hangi ışıklardan döneceksin?"

Dilim lal. Sadece yutkunuyorum.












Etiketler:

 « Önceki 10 eleştiri   1   2   3   4   5   6   Sonraki 10 eleştiri » 

7 Nisan 2013 Pazar 21:31:56


Bu yazınızı okudum sanıyorum ama yine tekrar okudum mükemmel ..
Marmarisi iyi bilirim çünkü vatani görevimi orada yapmıştım.selam v e saygılarımla


    [ Cevap yaz ]    

gaybana geceler  | Hatice Nilüfer Karataş
4 Şubat 2013 Pazartesi 15:40:36


insan bir yazıyı okurken mutluluğuda hissedebilir mi ?
evet ilk kez geliyorum sayfanıza huzuru ve anlamı hissettim.. güneşli ve dokunuşlu bir yaşam geçti yanımdam..kısaca yazınıza bayıldım kelimeleriniz cevaplar düşünceler ve sonuç mükemmeldi tebrikler.
diğer yazılarınızıda okuyacağım .!


    [ Cevap yaz ]    

3 Şubat 2013 Pazar 20:28:44


Her yazınızda hayattan gerçekleri buluyor,zaman zaman dertleniyor, zaman zaman duygularıma yeniliyor göz yaşlarımı tutamıyorum ,zaten oldukça sulu gözlüyüm.bu yaşamış olduğunuz gerçek ise ayrı bir duygu verdi.ne yazık ki sıkça rasladığımız burnu havalarda, ben buyum diyenlerdenmiş o insanlıktan nasipsiz. ne hale geldi insanlık?anlayamıyorum!okurken satırlarınızı sizi,durumunuzu görür gibi oldum.Diğer kendini gösteren delikanlıya gelince aman üstadım! sizden uzak olsun, Allah göstermesin inş. siz ona aldırmayın üstadım sizi kıskanmış :) nasıl önerilermiş onlar öyle.biliyorum ki insan hası değerli üstadım pabuç bırakmaz kolay kolay. tebrik ediyorum emeğinize o güzel yüreğinize ,usta kaleminize sağlık. başarılarılarınız bitimsiz olsun.selam saygılarımla.


    [ Cevap yaz ]    

AZAP  | Kadri ATMACA
30 Ocak 2013 Çarşamba 12:08:19


örnek ve o kadarda acı bir olay gönül güzeliğinizle kalın dost yüreğine sevgiler sundum...


    [ Cevap yaz ]    

ağla yüreğim  | songül boska özgün
30 Ocak 2013 Çarşamba 03:14:45


CANIM ABİM KIYAMAM BEN SANAYA OFFF SEN DAHA BİZİM GÖZÜMÜZDE ÇAKI GİBİ DELİKKANLISIN KULAK ASMA ONLARA SEN ABİM SENDE BU TATLILIK SEMPATİKLİK VARKEN EVELLALLLAH SANA HİÇBİR HASTALIK DOKUNMAZ VIZ GELİR ABİM SEN MÜCADELECİSİ VE GÜÇLÜ KALEMLERDEN BİRİSİN SENİ ÇOK SEVİYOM ABİCİĞİM YÜREĞİNE VE HAYALLERİNE SAĞLIK HARİKA BİR CANLANDIRMAYDI AMA BURUKTU BANA ACI VERDİ ABİM KENDİMİ ZOR TUTTUM AĞLAMAMAK İÇİN SAYGIM VE SEVGİME ALLAHA EMANET OL GÜÇLÜ KALEM


    [ Cevap yaz ]    

Müjgan Akyüz  | Müjgan Akyüz
29 Ocak 2013 Salı 16:09:24


Nefis bir canlandırmaydı, Bir hastalığın ayak sesleri harika işlenmiş öyküde.
İçten içe bir korkumuz bu hastalık sanırım. Son şiirde "Ay alzaymır olsa" derken belki de ben de bazı korkularımdan etkilenmişimdir. Yazınızı okuyunca daha çok öyle düşündüm.

Yazmayı ve ilgi ile okutmayı başarıyorsunuz vesselam.

Allah hepimize sağlık versin, selamlarımla


    [ Cevap yaz ]    

Nilgün Akçay  | nilgün akçay
28 Ocak 2013 Pazartesi 00:50:56


Can abim senin başında yada değil. Ama böyle bir hastalığın getirdiği olasılıkları ne güzel dile getirmişsiniz.

Ve ilave etmek; hastalıklar ve tüm olumsuzluklar paylaşıldığında azalır. Sevgiyi yüreğimize işleyip onunla muamele ettiğimizde tüm olumsuzluklar yerini güzelliklere bırakmakta.

Bizim Dinimiz tebessümü sadaka kötü söz ve davranışı kul hakkı saymakta. Bu bilinçle hayata bakış açımızı bir daha gözden geçirdiğimizde yanlışlarımızı bir kenara sıyırıp hayatın gerçek anlamına vakıf olmaktayız.

İnsanların yüzlerinde ve yüreklerinde açtığımız tebessümler bizlerinde dünyasında güneş gibi doğmakta. Ne acıdır! Bu güzelliklerden mahrum yaşamak ve kendini alıkoymak tüm değerlerden.

Tüm sevdiklerinizle nice güzel günler görmeniz dileğimle. Allah yar ve yardımcınız olsun.

Selam, sevgi ve saygılar can abime.



    [ Cevap yaz ]    

Emine UYSAL (EMİNE45)  | emine uysal
27 Ocak 2013 Pazar 23:47:28


Değerli komutanım, geç de olsa bu güzel yazını okumak kısmet oldu.

Yazı, amansız hastalığa adım adım gidişi anlatırken, duyarsız insanlara inceden inceye ders de veriyordu. Anlayan anlamıştır. Umarım duyarsız insanlar bu yazıyı okumuştur.

Burada Mehmet hocamın yorumuna katılıyorum, bu amasız hastalığı çok güzel anlatıyorsun. Oysa sen hasta filan değilsin, çünkü ne zaman telefon etsem; Buyur ablam diyen o tanıdık sesini ezberledim. Alzember olan bir kişi nasıl hatırlar ki:( Bu da kalemin kaviliğindendir bana göre.

Tebrikler komutanım, nice yazılarda buluşmak dileğimle.

selam ve saygımla...


    [ Cevap yaz ]    

27 Ocak 2013 Pazar 02:55:02


Adı gibi SICAK,SIMSICAK ,hem uyaran ,hem insanlık dersi veren bu harika yazıyı hayranlıkla okudum yine .Eline ve yüreğine sağlık Komutanım .

Alzheimer denen çağın hastalığı sizin gibi düşünen çalışan beyinlerle baş edemez .
Bu tür unutkanlıkları gündelik yaşamda gençler bile yaşıyor .Hepimiz bu büyük AVM lerin labirentlerinde kayboluyoruz zaman zaman .

En güzeli onunla dalga geçmektir. hatırlamak istemediğimiz kişi ve olaylarda Alzheimer oldum deyip kullanıp atmak ve gülmek .

Ve ona karşı beynimizi çalıştırarak silahlanmak .Sizde artısı da var.
selam ve saygılar ...




    [ Cevap yaz ]    

26 Ocak 2013 Cumartesi 14:30:34


Aman Tacettin bey ; Allah korusun. Hemen kov adamı yanıbaşından ve bir daha da yaklaşmaması için gerekirse beylik silahını da kullanmaktan çekinme !

Gülemedim nedense, Ciddiye aldım nedir. Yok yok, gülümsemeye çalışacağım. Dostluğunuza güleryüz yakışır çünkü. Nice sağlıklı günlere inşaallah.


    [ Cevap yaz ]    


 « Önceki 10 eleştiri   1   2   3   4   5   6   Sonraki 10 eleştiri » 




SICAK & SIMSICAK başlıklı yazıya eleştiri yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.



Günün Yazısı
Okuduğunuz yazı 24.1.2013 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.

Bilgi
Yayınlanma Tarihi:
23.1.2013 00:00:59
Toplam 54 yorum yapıldı
2473 çoğul gösterim
1965 tekil gösterim


Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.