Paranın öldürdüğü ruh, kılıcın öldürdüğü bedenden fazladır. WALTER SCOTT [Paylaş]
E-mail: Şifre: Facebook ile bağlan Üye ol | Şifremi Unuttum
Türkiye Şiir Platformu
ANASAYFA ŞİİRLER Edebiyat Defteri YAZILAR Edebiyat Defteri FORUM Edebiyat Defteri ETKİNLİKLER Edebiyat Defteri NEDİR? Edebiyat Defteri Kitap KİTAP  Edebiyat Defteri Tv TİVİ Edebiyat Defteri Sesli Şiirler MÜZİK Edebiyat Defteri BLOG Edebiyat Defteri Atölyeler ATÖLYE  Edebiyat Defteri BİCÜMLE Edebiyat Defteri ARAMA Edebiyat Defteri İLETİŞİM

Gidişin Ola, Dönüşün Olmaya…1

Gidişin Ola, Dönüşün Olmaya…1


-Gidişin ola dönüşün olmayaaaaa!

Uykumun en güzel yerinde bu feryatla uyanmıştım. Duvarlarda, anne ve babamın yüksek sesleri yankılanıp, kulaklarımı dolduruyordu. Bense korkmuş, ürkmüş, yorganın altına gizlenerek saklanmaya çalışıyordum. Karşı divanda benden iki yaş küçük kardeşim de uyanmış, gözlerini bana dikmiş, korkulu bakışlarla sorular soruyordu. Bilmediğim bu olaya ben de ad koyamıyordum. Onun sorularına cevap verebilecek durumda değildim. Küçücük bedeniyle yorganın altında kayboldu bir anda. Kaybolmasıyla birlikte onu çoktan unutmuştum. Sadece anne ve babamın kavgasına odaklanmıştım.

Her evde olduğu gibi bizim evimizde de tartışmalar olurdu; fakat bu başka türlüydü. Hiç böylesini yaşamamıştım ve ilk defa tanık oluyordum. Annem, babama sakin bir dilde meramını anlatıyor; bakıyor olmadı, bu kez tüm hiddetiyle bağırarak ikna etmeye çalışıyordu. Babamın da ondan kalır yanı yoktu. Önce sakin bir dille izah etmeye çalışırken, annem onu anlamayınca sesi yükseliyordu. Tartışma zaman geçtikçe şiddetini artırıyordu.

Uzun bir süre dinledikten sonra, dayanamayıp çıktım yataktan. İçimde, “Ya babam bana da kızarsa, bağırırsa…” endişelerini taşıyarak…

Odalarına gittiğimde, ikisi de farkımda bile değillerdi. Hala yüksek sesle konuşuyorlardı hatta. Babam bir yere gitmek istiyor, annemse gitmesini istemiyordu.

Hani, çocuklar sürekli anneyle birlikte olduklarından, onların sözü hep doğrudur ya… Bende aynı psikolojiyle olacak, babama “Gitme” demeye başladım. Babam, gözlerini gözlerime dikip, “Gitmek zorundayım!” diyerek beni yatağıma yolladı. Mecburen, istemeyerek de olsa, yatağıma girip, yorganın altından onları dinledim…

Tartışma konuları değişti bir anda. Sanki uykumuz çok önemliymiş gibi, uyanmamızı tartıştılar bir süre. Bu sefer benim yüzümden kavga ediyorlar diye hüzün kapladı yüreğimi. Sonra, konu yine gidip gitmeme konusuna geldi.

Bu arada babam iş kıyafetini çıkarmış, sivil kıyafetlerini giymeye çalışıyordu. Tartışmanın şiddeti arttığı bir anda, okkalı bir tokat sesi çınladı kulaklarımda. O sesle yataktan fırladım, soluğu kapıda aldım. Gördüğüm manzara korkunçtu. Babam anneme vuruyor, bir yandan da ayakkabılarını giymeye çabalıyordu. Benim orda olduğumun yine farkında değillerdi. Eşikten adımını attığı anda, babamın anneme vurmasını kabul etmeyen, annemin ağlamasına dayanamayan yüreğimle, feryat ettim.

-Baba; gidişin ola dönüşün olmaya!

Ağzımdan bu kelimeler döküldüğünde, üç veya beş yaş arasında bir zaman dilimindeydim. Şimdi tam hatırlayamıyorum. Annemin bu sözleriyle uyanmıştım ve nasıl yer etmişti kafamda bilmiyorum. Üstelik ne anlama geldiğini, ne içerdiğini bilmeden çıkmıştı işte ağzımdan. Annem hem ağlıyor, hem de bana kızıyordu. “Babana nasıl beddua edersin?” diyerek beni azarlıyordu. Gözlerinden ise öfke, kızgınlık ve aniden alev almış yangını büyütmek istercesine, kıvılcımlar saçıyordu.

-Beddua ne demek? Babam nereye gidiyordu? Neden sana vurdu? Ama sende aynı sözü söyledin babama ne olmuş ki?

Sorularım havada asılı kalıyordu. Cevap alamıyordum. Zorla yatağa geri götürülüp yatırılmıştım. Bir suçluluk duygusu sarmıştı ruhumu. Ben ne yapmıştım ki şimdi? Sadece annemden duyduğum sözleri babama söylemiştim işte. Annem söylüyorsa iyiydi de, ben söyleyince neden kötü oldu; anlayamıyordum. O küçücük aklımla, kendimi haklı görüyor; fakat annemim bana kızışını düşününce, kötü bir şey yapmanın ezikliğini yaşıyordum. Çıkamıyordum işin içinden…

Beynim çeşitli sorularla boğuşurken ağlayan gözlerim uykuya yenik düştü. Anneme sarılmak, babamın vurduğu yeri öpüp, acısını azaltmak istedim aslında; ama cesaretim kırılmıştı. Uykuya dalmadan önce en son gördüğümse; annemin camın önündeki divanda, dizlerini altına toplayarak, elinin biri çenesinde, diğer eli gözlerini silmek için kullandığı mendilde, camın önünde oturmuş, bomboş, gecenin karanlığına esir düşmüş sokağa bakarken, sessiz sessiz ağlamasıydı…

14.10.2012________________Seher_Yeli





Etiketler:
Seslendiren:

 « Önceki 10 eleştiri   1   2   3   Sonraki 10 eleştiri » 

19 Ekim 2012 Cuma 12:27:14


Tebrikler, saygılarımla.....


    [ Cevap yaz ]    

Emine UYSAL (EMİNE45)  | emine uysal
15 Ekim 2012 Pazartesi 20:44:36


Yazı, aile içi şiddeti ve bed duanın ne kadar kötü olduğunu güzel anlatmış. Anlatım akıcı, konu yerinde.

Tebrikler, sevgimle.


    [ Cevap yaz ]    

15 Ekim 2012 Pazartesi 20:33:41


çok güzelbir yazı tebrikler çocuklar ne görürseonu yapar ne duyarsa onu söylerler acıklı bir hakaye
sevgiler


    [ Cevap yaz ]    

zakir  | vasat mutedil
15 Ekim 2012 Pazartesi 18:10:43


Beddua kötü olsa da yazı güzel.Tebrik ediyor devamını diliyorum.


    [ Cevap yaz ]    

15 Ekim 2012 Pazartesi 17:36:39


Sayın Yazarım,
Bed dua , nedense benliğimizi sarmış , çok kötü bir olgudur,dilimizden düşmeyen.
Çocuğun ,kötü dua'sı , ona can vermiş olan babayı, tutar mı bilmem. Tutmamalı diye düşünürüm, hele de ,anneden duyduklarının ,taklidi ise.
Çocukları ,bu tip kavgalardan uzak tutmalı, onların gözünden uzak bir yerde ,sakince tartışmalı. Ama bu kurala ,kaç çift uyabilir ki?
Güne düşen yazınızdan ötürü sizi kutlarım.
Saygılarımla.


    [ Cevap yaz ]    

(Hayatt)  | Hayat Göcer
15 Ekim 2012 Pazartesi 16:23:38


Kavga sız hiçbir aile görmedim ki..sevgili ablam sevgilerimle..


    [ Cevap yaz ]    

hayrettin şahin(haysah)  | hayrettin şahin
15 Ekim 2012 Pazartesi 15:27:15


tebrikler yazı ve resim süper kombinasyon olmuş harika.....................saygımla


    [ Cevap yaz ]    

handan akbaş  | handan akbaş
15 Ekim 2012 Pazartesi 09:16:01


Beddua etmenin zararları, riskleri öğretilmeyen her çocuk, annesinden gördüğünü taklit ettiği gibi bunu da tekrarlamış, çok acı!
İbret alınası bir paylaşım, güne gelmesi çok güzel,tebrikler, selam ve saygılarımla.


    [ Cevap yaz ]    

15 Ekim 2012 Pazartesi 08:37:07


Yazılanlar acı evet hemde çok acı ama yaşanan gerçekler ne yazıkki çoğu evden yükselen beddualar sessiz ağlamalar keşke olmasa denilen...:(((


    [ Cevap yaz ]    

Yalcin Temiz  | Yalcin Temiz
15 Ekim 2012 Pazartesi 08:13:03


Cana dokundu bu yazı. Kalemine sağlık. Kutlarım Arkadaşım.


    [ Cevap yaz ]    


 « Önceki 10 eleştiri   1   2   3   Sonraki 10 eleştiri » 




Gidişin Ola, Dönüşün Olmaya…1 başlıklı yazıya eleştiri yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.



Günün Yazısı
Okuduğunuz yazı 15.10.2012 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.

Bilgi
Yayınlanma Tarihi:
14.10.2012 00:02:28
Toplam 25 yorum yapıldı
1476 çoğul gösterim
1197 tekil gösterim


Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.