Bilirken susmak, bilmezken söylemek kadar çirkindir. eflatun

T.a.t.u. Şiirleri

Aşağıda 1,500,000'dan fazla şiir başlıkları arasından "T.a.t.u." terimini içeren şiirler listelenmektedir. T.a.t.u. ile ilgili şiirler "kayıt tarihine" göre listelenmektedir. Şiirlerin "T.a.t.u." ile ilgili alakalı olup olmadıkları sistem tarafından otomatik belirlenip içinde aradığından konu dışı bazı şiirler listelenebilir. T.a.t.u. ile ilgili " 1000 " şiir aşağıdadır.
Gece, küçük kasabanın üzerine sessizce çökmüş; peronlarda yalnızca rüzgârın sürüklediği kuru yaprakların sesi kalmıştı.

İstasyonun en eski çalışanı olan Nihat, her gece olduğu gibi o gece de peronun ucundaki tahta bankta oturuyordu.


...
Devamını oku »
Süt diye verdiğin kanı görünür.
Yüzüne bakarsın özü görünür,
İnsanı işinden, özünden tanı.
⚘────────⚘
Sulara karşı da kollarım açık,

...
Devamını oku »
Yetişti Vali Ali ÇALGAN son anda
Soğuk bir terleme almıştı siyanürle
Bir taksi de ecel terleri içerisinde!


...
Devamını oku »
Okuldan gelip sokağa girince sağda
Kırmızı tuğlalı,eğri büğrü bir kol
Tulumba çok eski,pendik özkan çıkmazı
Kenarında otururduk tulumbanın

...
Devamını oku »
tabutumda kadavrayken açıldı gözkapağım. Gırtlağımdan fırlattığım çığlıkla kefenimi yırtmak, kefenimden çırılçıplak soyunup zombi kisvesiyle hortlamak istiyordum ..Peki ölmüş müydüm? Tabuta gömüldüğüme göre ölmüştüm de; solucanın kemirdiği gözkapağım kepengini neden kaldırmıştı?Ve toprağın ciğerinde oksijensiz nefes alıyordum da nasıl? varlıkla yokluk arasında kazılan mezarlığa gömülmek miydi ölmek? Ve kefeninden boşanarak zinciri kırmak mıydı dirilmek? Derken mezarlıkta kazma kürek sesleri abanoza çarpınca, tabutun kapağını gıcırtıyla açınca; kelepçeli gardiyan zincire vurup beni, darağcında asmaya götürüyordu idamlık mahpus gibi..Mezarlıkta gömülüyken darağcına iltica ne kadar da saçma dedim (ama zamanın akışı tersine işliyordu yani gelecekten geçmişe sıçrayan kurguyla akıyordu zaman) dedim ama yanılmıştım belli..O gotik mezardan ayaklanan iskeletim, gardiyan makamında darağcına giderken; iskelette kemiğim çatırtıyla çiftleşiyor, sertleşen kemikler etleri giyiniyor ve etlere çürümüş derileri geçiyordu...Darağcına geldiğimizde urganın ilmiğinden, dikiş iğnesinin deliğinden geçen ipliğin şanıyla geçtim ve kavis çizerek boşluğun ateşinde pervanece dönendim...Ölümle intihar arasına sarkaç sarktı bedenim ...ve darağcının altındaki tabureye kartal ihtişamıyla kondum geri.(Zamanın tersine işlemesinin cilveleri) Kırık boyun kemiğim, tersine sıçrayan zamanla onarılmış halde,maskeli pençeden askeri pençeye iade edildi...Ortaçağdamıydık peki? (Haydi ortaçağda diyelim ama mahkümiyet sebebi bilinmiyor olsun)
idamdan işkenceye uğrayacağım zindana voltaladık geri ...(Hafızanın kadrajında çekilen flashback değildi bu; kum saatinde zaman tersine akıyordu) Zindanda pranga ruhuma geçti; ciğeri dağlı prometus gibi vuruldum zincire...Mezarlıktan yırtmıştım en azından seviniyordum buna ama gelecekte akıbetim neydi? Aman yani geçmişte? Tutukluydum burada idamlık mahpustum (Asılıp gömüldüm de ordan biliyorum!) nefsimle vuruldum azap zincirine...şakırtısı gövdemden taşarken, demir kapı gümbürtüyle açılırken; nöbetçi prangamı bileğimden çözdü. Çözmesiyle geri geri voltamız yeniden başlıyordu(Geçmişin hangi dilimine sıçrayacaktık, ne biçim işti bu! Ama kademeli sırayla sıçrıyordu zaman o kesin) Gerigeri voltamız yeniden başlıyordu; zindan koridorundan geçtik; taşmerdiveni çıktık ve şatonun avlusuna kadar koridoru ,merdiveni falan filan katettik. Avluları,hendeği, mazgalı, kaleleri voltaladık gerigeri. En son parmaklıklı kapının kanatları açıldı ve şatoyu karşımızda bıraktık...Bu gaddar gardiyandan ne vakit yırtacaktım? Taksiratım neydi de asılmıştım? Şato patikasından orman karanlığına daldık; korkunç çığlık arasında, gardiyanla kelepçeli voltaladık geri... cinayet çığlığı mancınıkla fırlıyor; gelip kudurmuş kasığıma konuyordu. Birden çözüldü kelepçemiz (ama gardiyan hala gidiyordu geri) ben durdum!Altımda kadın cesedi vardı.Kaniçinde kasığından bıçaklanmıştı.Kudurmuş kasığımdan kan katresi damlıyordu kasığına.. Metalik bıçak elimdeydi; delik deşik etmiştim cesedini yani zamanın akışı geçmişe sıçradıkça bu şiirden ben sağ çıkıyordum, kurbanımsa ölü...(Zamanın geriye doğru akışı durdu bu arada) ve zaman ileriye akmaya başlayınca suçüstü halinde bastırdı gardiyanlar…

...
Devamını oku »
Saçının telinde gördüm aklaşmış hüznünü
Gözlerinde kurutmuşsun aşk ile diktiğin gülü
Bir gece ansızın bıraktın ya kalbime kendini
İşte o zaman kaybetmişim yarınımı dünümü…


...
Devamını oku »
İnandım yar sözlerine
Mail oldum gözlerine
Ah le Demo vah le demo

Ben kurbanım sana demo

...
Devamını oku »
Hiçbir esaret eğemedi başını.
Ufka yürüyen milyonların sesiyle,
Doğdu Cumhuriyet, açtı ışığını.

Ne kulluk ister bu kutlu toprak,

...
Devamını oku »

bir çentik ertesi,
sarıya boyamışlar kanatları.
gün güverteli,

...
Devamını oku »
Yatağımı pencereye getirdim
Ay çiçekleri güneşe dönecek
Bahçelerden geldiği gün
Saksıda karanfil sallasa da

...
Devamını oku »

İlk 1 2 3 4 5 6 7 Son
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL