mhrcck
127 şiiri kayıtlı

Raşit Tepesi ( ÖYKÜ )

mhrcck
  0,0 / 0 kişi ·0 beğenme · 0 yorum · 1413 okunma

Raşit Tepesi ( ÖYKÜ )


Bulunduğum binadan dışarı baktığımda hep aynı manzarayı görüyordum. Küçük bir parktan boylanan çınar

ağaçlarının ardında tamamı iş yerlerine dönüşmüş bir zamanların yıpranmış çok katlı apartmanlarını.

Pencereden dışarı baktığımda, ya parlak bir yaz günü aydınlığında

şehrin iç açan manzarasını, ya göz gözün görmediği sisli bir son bahar gününün

esrarına bürünmüş kasvetli bir manzarasını, ya da ayazın kol gezdiği soğuk bir kış gününde lapa lapa

yağan karın beyaza bürüdüğü masum manzarasını görüyordum. Günleri, ayları, mevsimleri, yılları

izlerken bu pencereden tam kırk yılın geçtiğini fark ettim.

Yine bir yaz günüydü, ileri de bulunan parkta, ulu çınar

ağacının dağ gibi yeşil görüntüsüne bakarken geçmişin hayaline daldı gözlerim.
………………

Mesleğimin sekizinci yılında iş yerimden, Anadolu’nun çeşitli İllerinde kooperatif inşaatlarının denetiminde

bulunmam için bakanlığa gönderilmiştim. Bakanlıkta göreve başlamış, kısa sürede işime ve arkadaşlarıma

alışmıştım. Arada bir taşrada devam eden işlerin ödemeye esas imalat ve teknik kontrolü için oluşturulan heyet

içerisinde bulunuyordum.

Bakanlıkta birinci yılımı doldurmuştum. Ofisim de çalışırken kapımın çalındığını duydum. İçeri giren orta boylu

yirmi beş otuz yaşlarında kıvırcık saçlı esmer bir bey girdi. Mahcup duruşu, ürkek bakışlı heyecandan titriyordu. Tiz

ses tonuyla, benimle görüşmek istediğini söyledi. Elimle işaret ederek oturması için misafir koltuğunu göstererek

buyur ettim. Oturduğu Koltukta sanki emanet oturuyordu, rahat olmasını söyledim.

Efendim ben sizin iş yerinize üç ay önce atandım. Burada görevli olduğunuz için odanızı

geçici olarak bana verdiler. Hemşehrili olduğumuzu öğrendim, bu sebeple tanışmak istedim dedi.

Sempatik, düzgün birine benziyordu. Bünyan ilçesinden, adının Raşit Yaldız olduğunu, ilk orta lise tahsilini Kayseri de tamamladığinı söyledi.

Amerika’da mühendislik okudum. Vatani görev için yurda döndüm. Askerliğimi ifa ettikten sonra, içimden bir

ses Amerika’ya gitme diyordu, gitmemeye karar verdim. Bir müddet özel sektörde çalıştıktan sonra bu sizin kuruma

atandım. Doğu fabrikalarından birine tayinim çıktıktı ama şu anda göndermiyorlar dedi. Ziyaretime geldiğini

söyleyip, gitmek için müsaade istedi. İş yerimin masa ve evrak dolabı anahtarlarını ona vermedim.

Birkaç yıl sonra bakanlıktaki görevim sona ermiş asli görevime dönmüştüm. Raşit, ilk gittiği zamanlarda doğuya

pek alışamadığını söylemiş kalması için çabalamıştım. Tecrübe edineceğini, bu fırsatın merkezde olmadığını

söylemiş ikna etmiştim. Raşit üç yıla yakın doğuda fabrikada şantiyesinde çalıştı. Arada bir Ankara’ya görevli

geldiğinde, işine alıştığını, doğunun havasının iyi geldiğini, göz ve diğer rahatsızlıklarının azalarak sağlığına

kavuştuğunu söylüyordu.

O yıl, yatırım programında bulunan üç yeni yapılacak fabrikaların ihalesi yapılmış, bu fabrikalarda çalışılacak

teknik ve idari elemanlar, mevcut fabrikalardan temin edilerek kadro tamamlanacaktı. Bu görevlendirmeye, Raşit de

dahil edilmişti. Teknik personel listesi makama sunuldu, akabinde tayinler yapıldı. Oysa Raşit doğuda kalmak, başka

bir fabrikaya gitmek istemediğini söylüyordu. Tayini durdurmak için çok uğraştı ama başaramadı. Sızlanıyor,

gözleri doluyor, hırslanıyor, buram buram terliyordu. Nasıl olur yahu herkes doğudan

batıya gelmek için torpil ararken, ben doğuda kalmak istiyorum, kabul etmiyorlar bu nasıl iştir diyordu. Genel

müdüre çıktığını, Amerika’da kaybettiği sağlığını doğu da bulduğunu, ne olur beni batı ya göndermeyin dediğini ama

dinlemediğini söylüyordu. Olmadı anlatamadı bir türlü derdini, mecburen, ağlaya sızlaya tayin olduğu fabrikaya gitti.

Raşit, Anadolu’nun bozkırında yetişmiş, esmer, orta boylu, birazcık tombulca, kumral, kıvırcık saçlı, hafiften alnı

açık, gözleri ileri derecede bozuk kalın camlı gözlük kullanan, hiper tansiyonu olan, son derece iyi niyetli sempatik ve sevilen biriydi.

Söz konusu fabrikanın inşaatına kısa sürede başlandı. Reaşit bilgisi ve çalışkanlığıyla

aranan mühendislerden biriydi. Kurumun şantiyede, işin kontrolü ve denetimi için bir

hayli mühendisi vardı. Bir o kadar da yüklenici firma teknik personelini bulundruyordu. Ne var ki,

şantiyede işi benimseyip takip eden, oraya bura koşuşturan Raşit’di. Kara yolları, Su işleri, Genel müdürlük arasında

mekik dokuyan oydu. Bir dakikası bile boşa harcanmıyor, pire gibi oradan oraya koşuşturuluyordu. Bir defasında,

Raşit neden hep sen, bırak birazda diğer arkadaşların koşuştursunlar dediğimde, yahu hemşehrim, müdürde biliyor

ama diğerlerini nedense bu işlere sokmak istemiyor diyordu. Sabahları müdürün odasında toplaşıyorlar. işleri

güçleri hah hah hih hi, zamanım olmuyor ki iş hazırlamaktan onlara katılayım. Dolayısı ile her işe beni gönderiyor,

bende yapamam diyemiyorum. Doğuda çalışırken turp gibiydim, burada tekrar sağlığım bozuldu. Beni çalışmak değil

de sağlık sorunlarım mahvediyor. Vallahi hemşehrim hanım da şikayetçi bu durumdan, aynı şeylerden oda şikayetçi

ama ne yaparsın. Diyor ki diğer arkadaşların gündüz işinde akşam evinde, enayi tek sen misin, her işe sen

koşturuyorsun, buraya geldin geleli evin yolunu unuttun diyor. Hanım haklı olmasına haklıda ne söyleyeyim bilmem

ki diyordu.

Fabrika inşaatı tamamlandı ancak, fabrikanın su teminine esas isale hattı ve

bağlantı detay işleri kalmıştı Raşit, İsale hattı projeleri için DSİ, Genel Müdürlük arasında mekik

dokuyordu. İşte sonunda olan oldu. O acı haber geldi. Raşit trafik kazasında hayatını kaybetmişti. Kazadan

üç gün sonra öldüğü duyulmuştu. Şehirler arası sefer yapan otobüs kaza yapmış, üzerinde kimlik çıkmadığı için

cenazenin morga kaldırıldığı öğrenildi. Eşyalar ayıklandığında, siyah evrak çantası içinden

çıkan iş yeri kimliğinden, o olduğu tespit edilerek, ailesine acı haber verilmişti.

Genel Müdürlükten bir kaç kişi haricinde cenazesinde, hiç bir iş

arkadaşı yoktu. Mütevazı cenaze töreniyle sessiz sedasız memleketinde

toprağa verildi. Geride gözü yaşlı genç bir kadın, iki ufak çocuk yetim kalmıştı.
……………..
İş arkadaşları Raşit’i kısa sürede unuttular. O yıl Fabrikanın su bağlantısı

yapıldı fabrika işletmeye hazır hale geldi. Açılışa şehrin ileri gelenleri ve bilumum

ekabir zevatlar davet edildi. Kurbanlar kesildi, törenli şenlikler düzenlendi. Kürsüye çıkan

bir zevat yakın gözlüğünü takarak, elindeki kağıdı uzun uzun keyifle okudu ve son

cümlesini;

“ Bu fabrikanın programa alınmasında büyük emeği geçen şehrimizin bağrında yetişen medarı iftiharımız,

mebusumuz, Sn Bahtı Dağıtaşlı’nın isminin verilmesi uygun görülmüştür vatanımıza şehrimize hayırlı olsun" dedi.

Orada bulunanların alkış ve ıslık sesleri karşı tepelerden aksedip geri dönerek görmez duymazların kulaklarını

çınlattı.

o anda akli selim düşünenlerin akıllarına, Samsun Çarşamba da yapımı devam ederken görev

başında şehit düşen merhum Hasan ve Suat Uğurlular geldi. Raşit dahil üçünü de rahmetle andılar.
…………..
O törende bulunan kalabalığın arasında sanki bir an, kıvırcık saçları arasından buram

buram terlemiş, kalınca çerçeveli kemik gözlüğüyle, proje ozalitleri koltuğunun

altında " vah hemşehrim vah" dercesine, hüzünle tebessüm arası sanki, bana bakıyor ben buradayım bir yere gitmedim ki niye beni görmüyorlar diyordu.
…………….
Uzun yıllar sonra, fabrikaya Raşidin tamamlayamadan vefat ettiği, sonradan

tamamlanarak hizmete alınan, isale hattının bağlandığı tepede bulunan terfi havuzunun sorun yarattığı

nedeni ile yerinde görmem için çözüm bulmak için görevlendirildim.

Fabrikada mutat ziyaret ve görüşmeleri yaptıktan sonra, orada görevli olan yeni

mezun bir mühendis ile terfi havuzuna gitmek için yola çıktım. Terfi havuzuna giden taşlı yola, törenden yıllar sonra onu tanıyan arkadaşları tarafından yol yön levhası koymuş olduklarını gördüm. Zamanla paslanan yön levhanın üzerin de “Raşit Yaldız Tepesine Gider” yazıyordu. İçim burkuldu bir an gözlerim doldu. Gün batımına yakın bir

saatti tepeye vardığımızda. Havuzunun ortasında çelik putreller üzerine oturtulmuş, çelik köprüyle

ulaşılan kamelyanın içerisinde, Raşit koltuğuna kurulmuş, gün batımı kahvesini

yudumluyordu sanki. Her zaman olduğu gibi gülümsüyordu” Yahu hemşehrim

şu an ki görevlilerden hiç biri beni bilmiyor tanımıyor, kim bu Raşit Yaldız diyorlar. Geçenlerde

işletme müdürü idare amirine, yol üzerinde bulunan yön levhalarını ve havuz

tanıtım levhasını sökün. Havuzun bulunduğu tepe ve havuzun ismi değişecek.

Belediye Başkanına söz verildi. Başkan, Fabrika müdürümüze isim bildireceğini söyledi. Öğrenince size

bildireceğim, tabelacı ya yazdırır yerine koyarsınız, tamam mı dedi. Hemşehrim

doğrusunu sorarsan vallahi üzülmedim. Havuz her ne kadar Hasan Uğurlu Barajı kadar büyük

değilse de bu güne kadar Raşit Yaldız Havuzu olarak anıldı. Üzerinde bulunduğum tepe her

ne kadar Palandöken dağı değilse de, Raşit Yaldız tepesi olarak bilindi. Günün ömrü

batana kadarmış, buna da şükür." hemşehrim diyor gibiydi.
...........................

Yanım da bana refakat eden genç mühendis, neden bu kadar uzun uzun

kamelyaya daldınız diye sordu. Diyemedim, desem de anlamazdı ki. Onun derdi

Tepede bulunan havuzun su kaçağının nasıl önleneceği, nasıl bir tecritle

izole edilip onarılması idi. mcicek 05.09.2013
Şiiri Değerlendirin
 
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir.
Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Raşit Tepesi ( ÖYKÜ ) şiirine yorum yap
Okuduğunuz şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?

Raşit Tepesi ( ÖYKÜ ) şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.