0
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
1127
Okunma
pembeli kubbenin kara sedef işlemeli
minberine tırmandım. yüzüme tükürdü tanrı
rahatladım. indiğim gölgelikte
incir sütüne saklanıp sustum
çünkü. konuşunca körlüğünü yok sayan
keskin satırlar kesiyordu insanın önünü
haris sözcükler. habis cümleler içinde geçti
geçen birkaç yıl içinde. içinde kalamadım o defterin
ve kapattım. yanıma kar kalanlar ağırdılar
fırlatıp attım. süt liman bir sarışın satıra
oynak kelimeler yazamazdım
kürsüye çıkanlara özgü ses tonuyla
karnından konuşmaya başladı. biri
cinayet yasağına uymak adına
intiharın yasasını ihlal etmişti
lodosa tabi. tahrirden münezzehti
yanılgılarını yakmış. kurdeleli kara kutuyu
kayıtlarıyla birlikte kayıplara karıştırmıştı
dehşet içinde kaldım. bacaklarım kapalı
kabarmış yerlerim sönüktü
üzerime abanan sırtı tüysüz zamandan
çekindim. kızıl kan içinde
içinden çıkan adamların kızlarını seven
kadınlar görmüştüm çünkü
adamları severken kanırtan kadınlar
biri. onlardan biriydi
zamanın dili kulağımın içinde
içerdeki kıkırdakları eritircesine
sufle veriyordu onlardan
yaşamış oldum bir kere
görmüş oldum. gözlerinin yeraltı göğünde
pençeleri keskin kartallar vardı
kartallardan sonra. sonrası suskun
hızır akbabalar. leğen gibi vatozlar
su renginde. sudan seçilmiyorlardı
gördüm onları
her dozda damarlarımı çatlatırcasına
genişlettiler. defneli göle giden patikanın ırzına
asfaltlarla geçip. üzerimden geçip
beni dümdüz ettiler
hatırlamanın harlı ocaklarına taşınan
odunları. taşıyan
ırmakları. taşıran
suların. hepsini
ama hepsini kuruttular yatağında
rende kertiklerinden yayılan kemik kokusu
ve kesiklerimde kuruyan kandan başka
bende anlatacak başka bir şey bırakmadılar
dua ile duldayı. şekerli suda ayırıp
içimdeki serbest hücreyi açığa çıkardım
ama günlerce kendime gelemedim. düşün
belkemiğini kırmış. kelimenin tafrasını almış
iğneli kırbaçlardan kurtulmuştum
ben artık mumdan atlara atlayıp
güneşi alt edebilir. kafamın içindekileri
içime atıp. gönül rahatlığıyla yere çakılabilirim
bunları onlar gittikten sonra anladım
ağladımsa da bir süre. ağladığım yerde
çok duraksamadım. zaten
kavsi çatlayan köprüden. korkusuzca
beyaz çorapları. kangren ayağı ve geyşa adımlarıyla
bir aldırmazlık çıka geldi bana
geçip gittim uçurumları. kollarımı
düğümlü bırakarak
benim taşralı kelebeklerim
kaldırmazdı bu havaları
2862bin13İst.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.