0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1781
Okunma
Sabahtan açardım sayfalarını;
Bir sürü mankeni vardı medyanın.
Dizerdi her yana tayfalarını
Reytingdi yalnızca derdi medyanın.
Basardı en başa kadın resmini,
Kullanırdı onun üryan cismini.
Yazardı altına sahte ismini
“Diniyle imanı” kârdı medyanın.
Her satırı zehir zemberek idi,
Sokuyordu, sanki engerek idi.
“Ahlâka, ilkeye ne gerek?” idi
Manşetler hep aynı birdi medyanın.
Büyüktü, kendini ‘devlet’ sanırdı,
Hem yalan söylerdi hem inanırdı.
Kalın duvarlarla muhkem sınırdı
Etrafı çevrili surdu medyanın.
Yanlışa “doğru” der, öyle okutur,
Olmayan iplikle kilim dokutur,
Yalancı Çoban’a rahmet okutur
Saldırır dururdu kurdu medyanın.
Başkası “haindi” kendisi “milli”,
Amacı açıktı, gayesi belli.
Kalemi keskindi hem sivri dilli?
Yok idi yiğidi, merdi medyanın.
Atardı mideye bal İle kaymak,
Dans ederdi tuşta hem de on parmak.
Davulu kendinde eldeydi tokmak
Merakım; “nereydi yurdu medyanın?”
Reklamda, ilanda öncüydü öncü,
Bazen dinsiz idi bazen de “dinci…”
Kafayı taktı mı kinciydi kinci
Kaynağı bilinmez, sırdı medyanın.
Ismarlama, yalan haber yapardı,
Olmadık yerlerden makam kapardı.
Gün gelir yalvarır hatta tapardı
Patronu kendine pirdi medyanın.
Zaman mekân dündü, şimdi nerdeler?
Etik kurallarda aynı yerdeler.
Gerçeğin önünde sanki perdeler
Sefasını süren sürdü medyanın.
Tiraj idi hesap, internet oldu?
Sağımız, solumuz medyayla doldu.
Kime sorarsanız "Belayı buldu."
Sağlam değilmiş ki ardı medyanın.
06/2010/Konya
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.