Kiraz Çiçeği
127 şiiri kayıtlı

****Kayıp Kuşaklar...

Kiraz Çiçeği Kimlik Onaylı
  5,0 / 7 kişi ·1 beğenme · 10 yorum · 1695 okunma
****Kayıp Kuşaklar...

****Kayıp Kuşaklar...


Bir zamanlar diye başlarken masallar,
bir tarih atlanır hep,
sebepli belkide,
anlatılmayan ve anlatılamayacakların
çokluğunca.
Neden suskunuz diye sormuyorum asla,
yanıklığımız yakılmışlığımızda,
kuru bir yaprak misali savrulmuşlukla,
Anadoludayız gazel gazel
türkülerce.
Dilâ hatun olup kurtalan’da seyahatte,
savaşlardayız zaman zaman da
Nenehatun’larca Aziziye Tabyası’nda,
birer kırık hayatız hepimiz vagonlarca
kayıplarda Balmumcu’da.
Bir sesleniş kulağımda eskilerden kalma,
’Babam gelmedi mi anne daha? ’
Gözümdeyse darağacında bir yırtık parka,
dilimde bir melodi
melo/dramlarca.
Gitme diyordu içimdeki şeytan kulaklarımı
tırmalarcasına.
Görme derken gözlerim, dilim lâl,
boğazımda hıçkırıklar düğümlerce, içim dar.
Dumanı yakıyordu genzimi yangınlarda
kitaplarlar.
Bir sızıntı var burnumda,
akmak istemeyendi kan.
Fedaydı oysa feda, memleketim kurban sana
bu can.
Asırlık çınarlar misali içimde acılar,
her biri bir tarihi anlatan kitaplar,
sayflar dal dal, yaprak yapraklar
masal diye anlatılırdı bir zamanlar..
Kırıldı iğneleri pikapların,
çizildi plaklar.
Büyüdüler yasaklı,
büyüdüler o ninni gibi türkülerle,
fakat
bir halt olamadan tükendi,
tüketildi kahırlarla o kayıp kuşaklar.
Bir ceviz ağacı olsam gülhane parkında
ne yazar?
Artık o iskeleye yanaşmaz oldu vapurlar,
rengi buza çaldı gözlerin
köpüklerce dalgalar.
Boğulduk giden filonun pervanelerinde
parçalanarak.
Bölündük, böldürüldük yokluğunda ekmeğin,
kıyıldık, kıydırıldık kırana geldik.
Her salkım üzümde tanelerce
bozana geldi bağ bahçe
talanda.
Soracak bir gün kızım/oğlum elbette,
ne yaptınız değil,
’neleri yapmadınız da böyle oldu
diyerek, anne/baba? ’
Bir kayıp tarihin bahtsızlarıyız olacak
vereceğim cevapta.
Nerede yanlış yaptık bu genç yaşımızda?
Dolduran biz değildik salonları,
üç film bir arada.
Tek kurşun sıkmadan verildi vatan,
biz ne olduk/olamadık derken,
gitti gider artık amerikan rüyası sanırım,
üç değil, tek film sinemalardan.
Masal diye anlatılacak o yaşanmamış zamanlar.
Kırıldı iğneleri pikapların,
çizildi plaklar.
Büyüyecekler böyle yasaklı/saklı
Büyüyecekler bebeler, o ninni gibi türkülerle
tabi ki görürlerse,
çürümeden bedenleri zindanlarında hayatın,
İflas etmeden/ettirilmeden duyuları,
satışlara gelmeden pazarlarda işportada
’Ne alırsan bir lira’ hesabına,
belki kapalı kapılar ardındaki masalarda.
Tükendiler sonunda bir halt olamadan,
tüketildiler kahırlarla o kayıp kuşaklar.
Çoğalmasın dilerim kuklalar ellerde,
sanattan/sahneden uzaklarda,
olunmadan gerçek sanatçı oyuncu,
açılmasın perdeleri oynanmasın tiyatrolar.

**Kiraz Çiçeği**
Gönül Ersin
Şiiri Değerlendirin
 
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir.
Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
****Kayıp Kuşaklar... şiirine yorum yap
Okuduğunuz şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?

****Kayıp Kuşaklar... şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
20 Ocak 2010 Çarşamba 15:34:52
İç dünyasını bu kadar güzel yansıtan varmıdır..?? Nerdesin can dostum..Özlemekteyimmmmmmm:((
Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
Şiirin sahibiKiraz Çiçeği , şiirin sahibi
23 Ocak 2010 Cumartesi 01:41:31
Teşekkürler Jale'm;
Sanıyorum biraz daha özleyeceğe benziyorsun canım :))
Öylesine yoğun çalışmalar içindeyim ki nete girme fırsatım bile olmuyor inan.
Vakit bulduğumda eski şiirlerimi ekleyip çıkıyorum böyle.
Sevgilerimle....
, 5 puan verdi
20 Ocak 2010 Çarşamba 14:10:39
Tükendiler sonunda bir halt olamadan,
tüketildiler kahırlarla o kayıp kuşaklar.
Çoğalmasın dilerim kuklalar ellerde,
sanattan/sahneden uzaklarda,
olunmadan gerçek sanatçı oyuncu,
açılmasın perdeleri oynanmasın tiyatrolar.


Ben de sizinle aynı fikirdeyim efendim.
Gerçekleri ne güzel yansıtmışsınız.
Gönülden kutluyorum.Selamlar.
Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
Şiirin sahibiKiraz Çiçeği , şiirin sahibi
21 Ocak 2010 Perşembe 00:52:55
Sonsuz teşekkürlerimle Şaire'm;
Sevgi yüklü saygılarımla derlediğim çiçeklerim engin yüreğinizde kabulünüze.
, 5 puan verdi
20 Ocak 2010 Çarşamba 11:33:22
bize ne olmuş










Dilsiz soğuk ve kasvetli
Sırtı yere gelmeyen
Taş duvarlar bile dayanamamış
Karışmış evrendeki diğer renklere
Toz olmuş


O masum o yumuşak
Sıcak bakışlar bile uymuş zamana
Şimdilerde buz olmuş


Öyleyse söyleyin
Söyleyin bize ne olmuş


Gök kubbenin tenimizi sardığı
Yıldızların bulutları keskin bir bıçak gibi
Yardığı
Yüreklere ne olmuş


Güneş gibi her tebessümü
İçimizi ısıtır sanmışız
Kanayan söylemlerin hemen yanı başında
Gönlümüze yar gözümüze dost görünen
Gülen kimliksizlere inanmışız


Böyle öğretmişler bize
Dost yoluna yanmışız


Diyeceğim odur ki
İnce narin elleriyle cilalı ceviz masalarda
İçerken nargilesini ipek yüzlü adamlar
Demeliyim onlara
İnanın artık ben bu yalanlara tokum


İşte ben o günden beri
Bu derin oyunlarda yokum


Öylesine çoğaldı ki
Ayrık otu gibi biçtikçe üreyen
Arsız
Aynı zamanda acılara umarsız
Haralardan kaçmış tımarsız atlar gibi
Soysuz ve huysuz bakışlar


Nereye diye sorarım size
Hangi zincirin zindanına doğru
Bulanık bir su misali

İnsanlıktaki bu yanlış akışlar…






Bende şiirinizi , kendi şiirimle selamlamak istedim, kabul buyurusun umarım dost, saygılarımla..
Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
Şiirin sahibiKiraz Çiçeği , şiirin sahibi
20 Ocak 2010 Çarşamba 11:40:36
Her zamanki kadar zarif ve içtensin arkadaşım.
Yerini bulan ve nefis sözleriyle "helal"dedirten şiirin için sağolasın.
Teşekkürlerimle ve sevgi yüklü saygılarımla derlediğim çiçeklerim engin yüreğine.
, etkili yorum yaptı.
19 Ocak 2010 Salı 08:19:57
ANADOLU (79646 Hit)

Beşikler vermişim Nuh'a
Salıncaklar, hamaklar,
Havva Ana'n dünkü çocuk sayılır,
Anadoluyum ben,
Tanıyor musun ?

Utanırım,
Utanırım fukaralıktan,
Ele, güne karşı çıplak...
Üşür fidelerim,
Harmanım kesat.
Kardeşliğin, çalışmanın,
Beraberliğin,
Atom güllerinin katmer açtığı,
Şairlerin, bilginlerin dünyalarında,
Kalmışım bir başıma,
Bir başıma ve uzak.
Biliyor musun ?

Binlerce yıl sağılmışım,
Korkunç atlılarıyla parçalamışlar
Nazlı, seher-sabah uykularımı
Hükümdarlar, saldırganlar, haydutlar,
Haraç salmışlar üstüme.
Ne İskender takmışım,
Ne şah ne sultan
Göçüp gitmişler, gölgesiz!
Selam etmişim dostuma
Ve dayatmışım...
Görüyor musun ?

Nasıl severim bir bilsen.
Köroğlu'yu,
Karayılanı,
Meçhul Askeri...
Sonra Pir Sultanı ve Bedrettini.
Sonra kalem yazmaz,
Bir nice sevda...
Bir bilsen,
Onlar beni nasıl severdi.
Bir bilsen, Urfa'da kurşun atanı
Minareden, barikattan,
Selvi dalından,
Ölüme nasıl gülerdi.
Bilmeni mutlak isterim,
Duyuyor musun ?

Öyle yıkma kendini,
Öyle mahzun, öyle garip...
Nerede olursan ol,
İçerde, dışarda, derste, sırada,
Yürü üstüne - üstüne,
Tükür yüzüne celladın,
Fırsatçının, fesatçının, hayının...
Dayan kitap ile
Dayan iş ile.
Tırnak ile, diş ile,
Umut ile, sevda ile, düş ile
Dayan rüsva etme beni.

Gör, nasıl yeniden yaratılırım,
Namuslu, genç ellerinle.
Kızlarım,
Oğullarım var gelecekte,
Herbiri vazgeçilmez cihan parçası.
Kaç bin yıllık hasretimin koncası,
Gözlerinden,
Gözlerinden öperim,
Bir umudum sende,
Anlıyor musun ?

AHMED ARİF

Bu güzel şiirinizi değerli şairAhmet Arif'in bu şiiri ile pekiştirdim.
Sevgi ve saygılarmla
19 Ocak 2010 Salı 08:06:14
Bir zamanlar diye başlarken masallar,
bir tarih atlanır hep,
sebepli belkide,
anlatılmayan ve anlatılamayacakların
çokluğunca.
Neden suskunuz diye sormuyorum asla,
yanıklığımız yakılmışlığımızda,
kuru bir yaprak misali savrulmuşlukla,
Anadoludayız gazel gazel
türkülerce.
Dilâ hatun olup kurtalan’da seyahatte,
savaşlardayız zaman zaman da
Nenehatun’larca Aziziye Tabyası’nda,
birer kırık hayatız hepimiz vagonlarca
kayıplarda Balmumcu’da.
Bir sesleniş kulağımda eskilerden kalma,
’Babam gelmedi mi anne daha? ’
Gözümdeyse darağacında bir yırtık parka,
dilimde bir melodi
melo/dramlarca.
Gitme diyordu içimdeki şeytan kulaklarımı
tırmalarcasına.
Görme derken gözlerim, dilim lâl,
boğazımda hıçkırıklar düğümlerce, içim dar.
Dumanı yakıyordu genzimi yangınlarda
kitaplarlar.
Bir sızıntı var burnumda,
akmak istemeyendi kan.
Fedaydı oysa feda, memleketim kurban sana
bu can.
Asırlık çınarlar misali içimde acılar,
her biri bir tarihi anlatan kitaplar,
sayflar dal dal, yaprak yapraklar
masal diye anlatılırdı bir zamanlar..
Kırıldı iğneleri pikapların,
çizildi plaklar.
Büyüdüler yasaklı,
büyüdüler o ninni gibi türkülerle,
fakat
bir halt olamadan tükendi,
tüketildi kahırlarla o kayıp kuşaklar.
Bir ceviz ağacı olsam gülhane parkında
ne yazar?
Artık o iskeleye yanaşmaz oldu vapurlar,
rengi buza çaldı gözlerin
köpüklerce dalgalar.
Boğulduk giden filonun pervanelerinde
parçalanarak.
Bölündük, böldürüldük yokluğunda ekmeğin,
kıyıldık, kıydırıldık kırana geldik.
Her salkım üzümde tanelerce
bozana geldi bağ bahçe
talanda.
Soracak bir gün kızım/oğlum elbette,
ne yaptınız değil,
’neleri yapmadınız da böyle oldu
diyerek, anne/baba? ’
Bir kayıp tarihin bahtsızlarıyız olacak
vereceğim cevapta.
Nerede yanlış yaptık bu genç yaşımızda?
Dolduran biz değildik salonları,
üç film bir arada.
Tek kurşun sıkmadan verildi vatan,
biz ne olduk/olamadık derken,
gitti gider artık amerikan rüyası sanırım,
üç değil, tek film sinemalardan.
Masal diye anlatılacak o yaşanmamış zamanlar.
Kırıldı iğneleri pikapların,
çizildi plaklar.
Büyüyecekler böyle yasaklı/saklı
Büyüyecekler bebeler, o ninni gibi türkülerle
tabi ki görürlerse,
çürümeden bedenleri zindanlarında hayatın,
İflas etmeden/ettirilmeden duyuları,
satışlara gelmeden pazarlarda işportada
’Ne alırsan bir lira’ hesabına,
belki kapalı kapılar ardındaki masalarda.
Tükendiler sonunda bir halt olamadan,
tüketildiler kahırlarla o kayıp kuşaklar.
Çoğalmasın dilerim kuklalar ellerde,
sanattan/sahneden uzaklarda,
olunmadan gerçek sanatçı oyuncu,
açılmasın perdeleri oynanmasın tiyatrolar.

----------------------------------
Sen hiç düşündün mü ?
Tarih sayfalarına bakarken
Seni nasıl tanıtayım ey güzel yurdum
Edirne'den Hakkari'ye,Sinoptan Anaburnuya
Çarıklı ayaklarıyla,
Lime lime olmuş yamalı pantonlarınla övündün
Sakaryadan Domlupır'a
Büyük taaruz'da düşmanı kovalarken
Onur kırıcı,adelet siz kusurları olan
emperyalist kuvvetlere karşı
Çanakkale'de 1915 tarihinde verdiğimiz binlerce şehidimizi bilmem bilirmisiniz?
Seni tarih sayfalarından öğreniyorum güzel memleketim
Hangi gözler seni aramadı ki,sana göz dikmedi ki?
Kimse bizi yenemedi,bakyorum biz bizi kemiriyoruz
O düşmanlar ki,her zaman sinsice bu güzel yurdumu lime lime parçalamya çalıştıkların farkındamısın
Batının bilimine,teniğine,sanatına saygılı olmak başka,
Sömürücü,saygısız bencil yanına boyun eğmek başka...
Ne güzel bir yurdumuz var...
Yerlisi,göçmeni,dağlısı,ovalısı,doğulusu,batılısı,hepimiz bir aile,bir millet olsak,
birbirimizi sevsek,çok çalışsak,fabrikalar,okullar,hastanaler yapsak
ilkelikten,bağnazlıktan kurtulsak,mutluluğu refahı,
uygarca ve özgürce yaşamayı biz de tanısak...

Bu güzel şiirinizden yukardaki anlam çıkardım.Çok anlamlı ve her mısrasındaki derinlik özünün ta kendisidir.Uzun bir yorumu hakeden bu şiir için içten sizi kutlarım...
Sevgim sevgin olsun ey bilinçli ve gerçekçi insan,sevgi ve saygılarımla
Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
Şiirin sahibiKiraz Çiçeği , şiirin sahibi
20 Ocak 2010 Çarşamba 10:18:42
Ahmet Arif gibi bir devin şiirini yalıştırmanız beni fazlasıyla onore etmiştir Şair'im.
Eksik olmayınız.
Sevgi yüklü ösaygılasrımla derlediğim çiçeklerim engin yüreğinize.
19 Ocak 2010 Salı 07:11:51
çürümeden bedenleri zindanlarında hayatın,
İflas etmeden/ettirilmeden duyuları,
satışlara gelmeden pazarlarda işportada
’Ne alırsan bir lira’ hesabına,
belki kapalı kapılar ardındaki masalarda.
Tükendiler sonunda bir halt olamadan,
tüketildiler kahırlarla o kayıp kuşaklar.
Çoğalmasın dilerim kuklalar ellerde,
sanattan/sahneden uzaklarda,
olunmadan gerçek sanatçı oyuncu,
açılmasın perdeleri oynanmasın tiyatrolar.

Tebrik ederim. Çok güzel ve anlamlı bir şiirdi.
Saygı ve selamlarımla.
Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
Şiirin sahibiKiraz Çiçeği , şiirin sahibi
20 Ocak 2010 Çarşamba 10:22:35
Kıymetli Şair'im;
Değer bildiğim yorumunuz için sağolunuz.
Sevgi yüklü saygılarımla derlediğim çiçeklerim engin yüreğinize.
19 Ocak 2010 Salı 05:59:48
Sistem
kendini koruyacak aslında
gelişim hedefken
değişim sunulacak sofrada
oysa kendi ataleti bir yanda
pandora'nın kutusu
tutuculuğuysa
saklı avucunda.
etiket ne alırsan bir lira
maksat ekonomi canlansın
insan, ya kaybolur sokaklarında
ya ram, dönen çarklara
sistem kendi havasında
hani korkuyor insan
insan olmaya...

.....Keşkeler, tedavülden kalkan akçeler yazık ki...
Güzeldi, tebrikler..
Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
Şiirin sahibiKiraz Çiçeği , şiirin sahibi
20 Ocak 2010 Çarşamba 10:24:09
Kıymetli Hocam;
Yorumunuz için teşekkürlerimi iletirken, sevgi yüklü saygılarımla derlediğim çiçeklerimi bırakıyorum yürek enginlerinize.
, 5 puan verdi
19 Ocak 2010 Salı 02:54:57
Soracak bir gün kızım/oğlum elbette,
ne yaptınız değil,
’neleri yapmadınız da böyle oldu
diyerek, anne/baba? ’
Bir kayıp tarihin bahtsızlarıyız olacak
vereceğim cevapta.
Nerede yanlış yaptık bu genç yaşımızda?
Dolduran biz değildik salonları,
üç film bir arada.
Tek kurşun sıkmadan verildi vatan,
biz ne olduk/olamadık derken,
gitti gider artık amerikan rüyası sanırım,
üç değil, tek film sinemalardan.
...............................
ve malesef ki bu filim yıllar önce de oynandığı halde,hala kapalı gişe oynamak da. ve bizler seyretmekteyiz,ama bu sefer bir M.Kemal yok ortalık da... duyarlı yüreğine tşk ler Gürsu...
Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
Şiirin sahibiKiraz Çiçeği , şiirin sahibi
20 Ocak 2010 Çarşamba 10:27:25
Evet çok haklısınız Şair'im, ne kadar slogancı millet olduğumuzu haykırıyoruz aslında değil mi?
"Hepimiz ATATÜRK'üz"derken....
Eksik olmayınız.
Teşekkürlerimi iletirken sevgi yüklü saygılarımı bırakıyorum engin yüreğinize.
, 5 puan verdi
19 Ocak 2010 Salı 01:20:39
Bir zamanlar diye başlarken masallar,
bir tarih atlanır hep,
sebepli belkide,
anlatılmayan ve anlatılamayacakların
çokluğunca.
Neden suskunuz diye sormuyorum asla,
yanıklığımız yakılmışlığımızda,
kuru bir yaprak misali savrulmuşlukla,
Anadoludayız gazel gazel
türkülerce.
Dilâ hatun olup kurtalan’da seyahatte,
savaşlardayız zaman zaman da
Nenehatun’larca Aziziye Tabyası’nda,
birer kırık hayatız hepimiz vagonlarca
kayıplarda Balmumcu’da.
Bir sesleniş kulağımda eskilerden kalma,
’Babam gelmedi mi anne daha? ’
Gözümdeyse darağacında bir yırtık parka,
dilimde bir melodi
melo/dramlarca.
Gitme diyordu içimdeki şeytan kulaklarımı
tırmalarcasına.
Görme derken gözlerim, dilim lâl,
boğazımda hıçkırıklar düğümlerce, içim dar.
Dumanı yakıyordu genzimi yangınlarda
kitaplarlar.
Bir sızıntı var burnumda,
akmak istemeyendi kan.
Fedaydı oysa feda, memleketim kurban sana
bu can.
Asırlık çınarlar misali içimde acılar,
her biri bir tarihi anlatan kitaplar,
sayflar dal dal, yaprak yapraklar
masal diye anlatılırdı bir zamanlar..
Kırıldı iğneleri pikapların,
çizildi plaklar.
Büyüdüler yasaklı,
büyüdüler o ninni gibi türkülerle,
fakat
bir halt olamadan tükendi,
tüketildi kahırlarla o kayıp kuşaklar.
Bir ceviz ağacı olsam gülhane parkında
ne yazar?
Artık o iskeleye yanaşmaz oldu vapurlar,
rengi buza çaldı gözlerin
köpüklerce dalgalar.
Boğulduk giden filonun pervanelerinde
parçalanarak.
Bölündük, böldürüldük yokluğunda ekmeğin,
kıyıldık, kıydırıldık kırana geldik.
Her salkım üzümde tanelerce
bozana geldi bağ bahçe
talanda.
Soracak bir gün kızım/oğlum elbette,
ne yaptınız değil,
’neleri yapmadınız da böyle oldu
diyerek, anne/baba? ’
Bir kayıp tarihin bahtsızlarıyız olacak
vereceğim cevapta.
Nerede yanlış yaptık bu genç yaşımızda?
Dolduran biz değildik salonları,
üç film bir arada.
Tek kurşun sıkmadan verildi vatan,
biz ne olduk/olamadık derken,
gitti gider artık amerikan rüyası sanırım,
üç değil, tek film sinemalardan.
Masal diye anlatılacak o yaşanmamış zamanlar.
Kırıldı iğneleri pikapların,
çizildi plaklar.
Büyüyecekler böyle yasaklı/saklı
Büyüyecekler bebeler, o ninni gibi türkülerle
tabi ki görürlerse,
çürümeden bedenleri zindanlarında hayatın,
İflas etmeden/ettirilmeden duyuları,
satışlara gelmeden pazarlarda işportada
’Ne alırsan bir lira’ hesabına,
belki kapalı kapılar ardındaki masalarda.
Tükendiler sonunda bir halt olamadan,
tüketildiler kahırlarla o kayıp kuşaklar.
Çoğalmasın dilerim kuklalar ellerde,
sanattan/sahneden uzaklarda,
olunmadan gerçek sanatçı oyuncu,
açılmasın perdeleri oynanmasın tiyatrolar.

Kutluyorum yüreğimin sesleriyle efendim ...
Sevgim ve saygımla...





Oya gedik tarafından 1/19/2010 1:22:11 AM zamanında düzenlenmiştir.
Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
Şiirin sahibiKiraz Çiçeği , şiirin sahibi
20 Ocak 2010 Çarşamba 10:29:54
Kıymetli Şaire'm;
Teşekkürlerimi iletirken, sevgi yüklü saygılarımla derlediğim çiçeklerimi bıraktım engin yüreğinize.
Eksik olmayınız.
19 Ocak 2010 Salı 01:12:44
BİR ÖZELEŞTİRİ İDİ SANKİ DİZELER...OKURKEN HAZ ALDIM...YÜREĞE SAĞLIK...RABATLI
Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
Şiirin sahibiKiraz Çiçeği , şiirin sahibi
20 Ocak 2010 Çarşamba 10:32:01
Teşekkürlerimle Sn. Rabatlı;
Sevgi yüklü saygılarımla derlediğim çiçekler engin yüreğinize.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.