2
Yorum
9
Beğeni
5,0
Puan
44
Okunma
Dünyayı sevgisiz büyüyen çocukların
gülüşü kurtaracak.
Çünkü onlar bilir;
bir tebessümün,
insanın içindeki gökyüzünü
açabileceğini.
Yarım bırakılmış sevgilerin özlemiyle
sabahı,
kollarının arasına alacaklar.
Göğüslerinde biriktirdikleri
o soğuk sessizlik,
dokundukları yerde
sıcak bir fırtınaya dönüşecek.
Taştan binaların,
buz tutmuş kalplerin arasında
çiçek açmayacaklar.
Taşın hafızasına,
yeşilin inadını yazacaklar.
Aşısız, bakımsız, kimsesiz büyüyen
o sarmaşıklar,
duvarlara tutunmayacak.
Duvarların ne işe yaradığını
unutturarak,
bütün dünyayı saracaklar.
Bir çocuğun kırgınlığı,
gecenin en derin yeridir.
Ama o çocuk bir gülerse;
karanlık,
kendi karanlığından utanıp
kendi içine çökecek.
Çünkü onlar sevgiyi
hazır bulmadılar.
Hayatın sert kabuğunu söküp,
karanlığın içinden
gün ışığına çıktılar.
Bu yüzden,
ellerine geçen ilk baharı
harcamayacaklar.
Tek bir tebessümle;
krallıkların çizdiği sınırları,
kırgınlıkların ördüğü duvarları,
silahların konuştuğu dili
hükümsüz bırakacaklar.
Öyle bir bakacaklar ki
taş kesilmiş yüzlere;
gözlerindeki çocukluk,
kentin çelik zırhını
içeriden eritecek.
Sonra,
toprağın altında unutulmuş
bir tohuma eğilecekler.
Hiç öğrenmedikleri
o eski dili
fısıldayacaklar.
Gövdesi yarılmış kütüklerden
sıradan filizler değil,
güneşi damarlarında taşıyan
kehribar nehirler yükselecek.
Dizlerindeki
kabuk bağlamış yaraları
saklamayacaklar.
Bir zamanlar kanayan her yer,
onların bedeninde
haritası olmayan bir ülkeye dönüşecek.
Hiç dinlenmemiş çocukların
o tuhaf, inatçı sesiyle;
gökdelenlerin camlarına kazınmış
sahte isimleri,
birer birer silecekler.
Çıplak ayaklarıyla
dünyanın ezberini bozacaklar.
Bastıkları yerde
taşın hükmü bitecek.
Betonun altından
kökler konuşacak.
Kökleri toprağa değil,
göğe doğru büyüyen
tersine dönmüş ormanlar kurulacak.
Hiç masal dinlemeden uyuyan
o küçük başlar,
simsiyah geceleri
bir kâğıt gibi yırtacak.
Ama içinden şafak değil,
kimsenin henüz adını koymadığı
başka bir dünya çıkacak.
Çünkü onlar bilir:
Dünyanın en ağır yükü,
taşınan acı değil,
taşınmayan merhamettir.
Ve bir çocuk,
bunca eksikliğin içinden geçip
yine de gülebiliyorsa;
o gülüş,
bir silahın susturamadığı şeyi
söyleyecek.
Bir zamanlar
kendisine çevrilmeyen yüzlerin yerine,
başka yüzler dönecek ona.
Ve dünya,
ilk kez bir çocuğun gülüşünden
kendi vicdanını duyacak.
Dünyayı,
sevgisiz büyüyen çocukların
gülüşü kurtaracak.
Alper KARAÇOBAN
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.