(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri, Birgül Otlu’nun SORLU RECEP EMİ şiirini RUSAMER heyetinin önüne koyar koymaz Tarihî Şahsiyetleri Yeniden Hayata Döndürmeden Muayene Etme Kurulu toplandı. Kafası patlak, fikri şaplak sakinlerimizden Kasketli Kuddusi, Recep Emi’nin köşeli kasketini görünce RUSAMER demirbaşına geçirmek istedi; Gobbalı Gaffar ise tabancayı, hançeri ve arkada tutulan gobbalıyı görünce değerlendirmeye güvenlik görevlisi çağırdı. Fakat dosya ilerledikçe karşılarına silahından çok emeği, gurbeti, kardeş hasreti, çobanlığı, çiftçiliği ve nüktesiyle yaşayan bir Anadolu insanı çıktı. Kalburabastî Efendi de nihai emri verdi: Bu adam hasta olarak değil, Ahlat’ın sözlü tarihinden yanlışlıkla RUSAMER’e düşmüş canlı bir hatıra olarak kaydedilecektir.
Ozan Duranoğlu Köşesi
Bugünkü görevli Gurbetçi Gaffur, daha ikinci kıtada Seferberlik, Sarıkamış, Nusaybin ve esir düşen Fehim’le karşılaşınca şiirin tebessüm tarafına ulaşamadan yüzünü astı. Recep Emi’nin hayatında büyük tarihin sıradan insanın evine nasıl girdiğini fark edince de dosyaya uzun uzun not düştü. Birgül Otlu burada bir insan portresi çizerken dönemin acısını arka planda tutuyor; kardeş hasreti ve gurbet, Recep Emi’nin sonraki hayatındaki çalışkanlığın gerisinde sessizce duruyor. Gaffur’un RUSAMER tespiti pek veciz oldu: Tarih kitapları savaşın başladığı ve bittiği günü yazar; ananın beklediği kardeşin dönüş tarihini ise hiçbir takvim doğru dürüst tutamaz.
Âşık Vebali Köşesi
Köşeye bu kez Azıkçı Zekeriya oturdu. Çiftçilik, hayvan besleme, kuşburnu, geven, dağ meyveleri, kuru, peynir ve yağ karşısına çıkınca şiiri bırakıp Recep Emi’nin yıllık işletme hesabını çıkarmaya kalktı. Öküz arabasının Sütey’e, Ot Dağı’na gidip gelmesini görünce RUSAMER Lojistik Müdürlüğüne başvurarak bir çift öküz talep etti. Talebi reddedildi. Fakat Zekeriya’nın doğru yakaladığı nokta şuydu: Şiirde Recep Emi’nin emeği yalnız söylenmiyor, ne yaptığı tek tek gösteriliyor. Bu ayrıntılar kişiyi soyut bir iyi insan olmaktan çıkarıp geçimini dağdan, hayvandan ve toprağın verdiğinden sağlayan gerçek bir Anadolu insanına dönüştürüyor.
Ozan Veysi Kabaca Köşesi
Buraya Küfürbaz Kibar Kâzım görevlendirildi. Hazırcevap dili, tatlı küfrü ve şakaya hazırladığı zemin ilgisini çekince RUSAMER Nezaket Kuruluna Tatlı küfür hangi yönetmeliğe tabidir diye dilekçe verdi. Kurul böyle bir sınıflandırma bulamayınca Kâzım meseleyi kendi usulünce çözdü: Küfür ettikten sonra karşıdaki gülüyorsa Recep Emi usulü, sandalye fırlatıyorsa doz aşımıdır. Şiirin en canlı bölümleri de bu kıtalarda ortaya çıkıyor. Hanifi, Behçet ve Numan Usta’nın adlarının verilmesi, Recep Emi’yi tek başına anlatmak yerine onun dost meclisini de şiirin içine taşıyor. Böylece karşımıza yalnız biyografisi bulunan biri değil, sesi ve şakasıyla çevresinde hatırlanan bir köy karakteri çıkıyor.
Âşık Diyarî Köşesi
Son dosya Mezarlıkçı Murtazaya düştü. Seksen üç yılında yumdu gözünü / Sor Mezarlığı’na döndü yüzünü dizelerini okuyunca mezarlık kayıtlarını istemeye hazırlanıyordu ki son iki dize onu durdurdu: Unutmaz bu Ahlat onun sözünü / Tebessümle yâd olunan Sorlu Recep’tir. Murtaza bunun üzerine ölüm kaydının tek başına yetersiz olduğuna hükmetti. Çünkü bazı insanların mezar taşı ölüm tarihini saklarken, onları asıl yaşatan çevresinde bıraktığı hikâyelerdir. RUSAMER arşivine de şu kayıt geçirildi: Recep Emi 1983’te vefat etmiştir; fakat hazırcevaplığı ve nüktesi hakkında henüz ölüm işlemi yapılamamıştır.
KALBURABASTÎ EFENDİ’NİN DEĞERLENDİRMESİ
Birgül Otlu’nun SORLU RECEP EMİ şiiri, şiirden çok daha fazlasını taşıyan bir yerel hafıza ve insan portresi niteliğinde. Recep Emi’nin soyu, gurbeti, kardeş acısı, evliliği, çocuksuzluğu, geçim yolları, kıyafeti, dostları ve nüktedanlığı somut ayrıntılarla kayda geçirilmiş. Özellikle yer adları ve kişi adları metne belgesel değer kazandırıyor. Şiirsel söyleyiş yer yer biyografik anlatının gerisinde kalsa da bu metnin asıl gücü zaten unutulabilecek bir insanı adı, emeği ve tebessümüyle yeniden yaşatmasında. Son kıta da bütün anlatıyı güzel bağlıyor: Recep Emi mezarlığa gitmiş, hatırası Ahlat’ta kalmış.
İnsan bazen yaptığı büyük işlerle değil, ardından anlatılan küçük ve güzel hikâyelerle ölümsüzleşir.
Bir köyün hafızası mezar taşlarında değil, adı anıldığında hâlâ yüzleri güldüren insanlarında yaşar.
Özün sözü budur. Vesselam.
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri Celil ÇINKIR Nam-ı Diğer Delibal
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.