1
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
42
Okunma
Gece kendi kabuğuna çekildiğinde
Sessizlik, en derin zikir gibi yayılır kainata.
Bir mumun cılız alevinde değil,
Gönlün tam ortasında tutuşur o kadim kelam.
Ne hecelerin dar kalıbı yeter bu sızıyı anlatmaya,
Ne de durağı olan mısralar sığdırabilir sonsuz aşkı.
Bir nefes çekersin ötelerden,
Avuçlarında dünyadan geriye kalan birkaç toz tanesi...
Sıyrılıp gölgelerden, dökersin yüzünü göğün Sahibine.
Dilde gayretsiz bir sığınış, yürekte kırık bir niyaz:
Kolay kıl zoru, aydınlat daralan vakti,
Söz bitmedi belki ama lisan boyun eğdi ilahi hikmete.
Yıldızlar birer sessiz şahit gibi durur semada.
Karanlığı bir çırpıda yırtan o gizli ışık,
Ne güneşin harına benzer ne de ayın soğuk şevkine.
Nurdan bir dokunuş vurur zamana;
Zaman durur, mekan erir akıp giden nehirde,
Yalnızca O kalır, baki olan ezel ve ebed.
Bir yaprak düşer daldan, izinsiz ve sebepsiz değil;
Bir rüzgar dolanır dağların kuytusunda, adressiz değil.
Her varlık kendi lisanınca bir tesbihatta,
Her bir su damlası, deryasına dönme çabasında.
Gözyaşı ki göğsün daralan darlığına ferahlık,
Secde ki kulun arşa değdiği o en yakın durak.
Ne mülkün ağır yükü kalır o an, ne dünün kırık sızısı,
Işığın kaynağına dönen bir ruhun saf teslimiyeti...
Hasan Duman
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.