0
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
51
Okunma
62 YAŞINDAYIM…
KIZIMIN BİR CÜMLESİ HAYATIMI DEĞİŞTİRDİ
62 yaşındayım. Yaklaşık sekiz yıldır her pazar günü kızımın evine öğle yemeğine giderdim. , hayatımın önemli parçası olmuştu.
Kızım , eşi ve iki çocuğuyla ’incek te bir villada yaşıyordu Her pazar saat 11.00 gibi kapılarını çalardı m, elimde mutlaka bir kutu tatlı veya taze beş on tanetereyağlı Ankara simidi olurdu.
Damadım kahvaltı hazırlarken,ben sofrayı kurmasına yardım ederdim.kavaktidan Sonra torunlarım la birlikte futbol izler, bazen de torunumla atari oynardık.
Bunun bir gün değişeceğini hiç düşünmemiştim.
Bir perşembe günü kızım aradı. Biraz konuştuktan sonra:
“Baba, bu pazar uygun değiliz bize gelmesen sevinirim
Çekirdek aile olarak Ailece baş başa bir gün geçirmek istiyoruz.”dedi.
“Tabii kızım, hiç sorun değil.” dedim.
Evet çok haklıydı mecbur da değildi ben nerede yanlış yapmıştım bunu nasıl düşünmemiştim kendime k8zdik ve sustum
Onlar mutlu olsun da gerisi önemli değil diye kendimi teselli ettim onun açısından bakınca gerçekten de sorun olmadığını görüyordum.
Ta ki pazar günü gelene kadar…
Her zamanki gibi sabah erkenden kalktım.
Bir an kızımı arayıp planlarının değişip değişmediğini sormayı düşündüm. Sonra vazgeçtim.
Çünkü o an fark ettim ki, tek bir hafta sonu ailecek geçirecek günleri vardı bende buna izin vermiyordum galiba icabetimiz iptal olduğunda bütün günümü nasıl geçireceği mi bile bilmiyordum.
Duş alıp tıraş oldum, spor kiyafetleri tercih edip gazete almak için dışarı çıktım.
Konyaaltı Sahilinde uzun uzun yürüyüş yaptım
Çocuklarımı ilk 62 yıl sonra bu hafta sonu için aramamıştım.
Eve döndüğümde yapacak hiçbir planım yoktu
Ev bomboştu duvarlar üzerime üzerime geldi.
Yalnızlığımı hisettigim andı Biran elim telefona gitti ama içimden dokunmak aramak geçmedi kimseyi
Yıllardır hafta sonu çocuklarım torunlarım la günlerimi geçirmeyi tercih etmiştim
Vakit rey geç olmustu buzdolabını açtım. Biraz kaşar peyniri , birkaç gezen tavuk yumurtası, biraz peynir dilim peynir , bir iki çeşit makarna ve bir alet arpa şehriye üç dört adet köy domatesi köy biberi vardı.
Olandan kendime breksfast hazırlarken aklıma çok daha acı bir gerçek takıldı.
Kimi arayacağımı ne ne yapacağımı bilmiyordum
Ama yıllarca unuttuğum kendimi hatırladım ve kendi iç dünyama yolculuğum başladı
Eş ,dost, akraba Komşularım, eski iş arkadaşlarım,bir cok tanıdıklarım vardı.
Ama artık rahatça “Hadi bir kahve içelim.” diyebileceğim neredeyse hiç kimse yoktu aklıma gelen iflas ettiğim günden beri azala, azala hiç kalmamıştı sanki
İflastan sonra insanlarla görüşmeyi yavaş yavaş bırakmıştım.Galiba
Eşim beni bırakıp oğlumun yanına gittikten sonra ise daha da içine kapanmıştım.
Çocuklarım benimle ilgileniyor görünüyorlardı ama kendi dünyalarında idiler.
Ben de farkında olmadan onların hayatını kendi hayatım haline getirmiştim.
Yemeği mi yiyip onca düşünce ile ilkin’din serinliğinde yürüyüşe çıktım.
Belediye ait sahildeki emekli çay bahçesine takıldım Bahçede birkaç grubun koyu sohbette olduğu gördüm..
İçlerinden biri eski tarihim emekli hakim Akif bey di’ Akif beyle zamanında teşrif’i mesaimiz olmuştu kendisi beyefendi ve karekter sahibi idi.
Beni görünce:
“Ayaga kalıp masasına davet etti bir süre eskilerden konuştuk geçmiş günleri ya at ettik.”
Yan masada oyun oynuyorlardı bizde oynayalım mı dedi
“Ben oynamayı bilmiyorum.”dedim
“Öğrenirsin. Biz sohbet ve paylaşım için buradayız.”
dedi.tesekkur edip kalktım
Sonraki haftalarda yine gittim.
Beni diğer arkadaş karı ile tanıştırdı. Ardından karşıdaki bir biçparkta birlikte kahve içmeye,ve eskileri yada etmeye başladık.degislik iyi gelmişti kimse kimsenin ne olduğunu bilmiyor ve ilgilenmiyordu
Sonra 07 antalyayi sevenler grubundan bahsetti bende katıldım herhafta bir etkinlik yapılıyor şu sıcak temiz insanlar gonullerince egkeniyorlardi art niyet yoktu.
Eve döndüğümde artık yazacak küçük hikâyelerim oluyordu
Uzun zamandır ilk kez kendine vakit ayırmanın bukadar değerli olacağını fark ettim…
Hayatta sadece aileden ibaret olmayan bir şeyler varmış.
Grupta eşinden olanlar, evli olanlar, birlikte yasanlar bekar olanlarda vardı.
Futboldan, çocuklarından, doktorlardan ve kimin en kötü omleti yaptığına kadar her şey paylaşılıyor oyun havaları eşliğinde kurtlar döküyordu herkes gönlünü çektiği frekans inin uyuştugu ile iletişim kurup edebi hayası eşliğinde karekteri çevresinde üslup ve tarz ile birbirine saygı duyuyor kimse kinsenin ilgi alanına müdahale etmiyordu sadece an’ı paylaşabiliyor du fikirleri konuşuyorduk.
Evet zamanla bir anda hayatım değişmedi ama değişik iyi geliyordu.
Denize girmediğim bazı günler evde kalmak bile istiyordum.
Eşimi çok özlediğim zamanlar da oluyordu.
Ama artık çocuklarımın başka planları olduğunda hafta sonlarından korkmuyordum.
Çünkü artık çocuklarımın müsait olup olmamasına bağlı olmayan bir yasantim var.
Bir ay sonra kızım cumartesi günü beni aradı:
“Baba, yarın sevdiğin yemekleri yaptım ben ve torunların seni çok özledik yaptim bu hafta sonu bize. Gel!”
Bir an durdum ve:
“bu hafta sonu için daha önceden yapılmış başka bir planlarım var.” dedim.
Telefonun diğer ucunda kısa bir sessizlik oldu.
“Senin planın mı var?”evet dedim bende bir insanım ve kendine saygım var yıllardır ihmal ettim kendimi hatırladım dedim
Sesindeki şaşkınlık beni gülümsetti.
Hakim beyle birlikte Cennet bahçesi denen Çakırlar da ki bir köye Van kahvaltısı na gideceğimizi, orada çok güzel kahvaltı servisi yapan bir yer keşfettiğimizi anlattım.
Kızım benim adıma sevindi.
Ama sanırım biraz da şaşırdı.
Çünkü yıllardır benim yalnız kalmamam gerektiğini düşünüyor, kendisini de bundan sorumlu hissediyordu.
Ben ise farkında olmadan onun omuzlarına bir yük bırakmıştım.
Hala iki ayda bir hâlâ birçok pazar günü kızım ve torunlar imla birlikte hafta sonu bu beraber geçiyor um.
Ama artık her pazar değil.
Bazı pazarlar pazara sinemaya tiyatroya ,gidiyorum.
Bazen bir geziye gemi turlarına katılıyorum.
Bazen de hiçbir şey yapmadan evimde oturuyorum. Anılarımı yazıyorum
Geçenlerde torunum bana sordu:
“Dede, pazar günü ne yapacaksın?”
Gülümsedim.
“Henüz bilmiyorum.” dedim.
Ve bu cümleyi söylemek bana çok iyi geldi.
Çünkü bu, ailemi daha az sevdiğim anlamına gelmiyordu.
Tam tersine…
Artık onların yanına mecbur olduğum için değil, gerçekten onları görmek istediğim için gidiyordum.
Bazen düşünüyorum…
Çocuklarımız kendi ailelerini kurduğunda, biz de kendi hayatımızı yeniden kurmayı öğrenmeliyiz.
Onların bizi sevmesini ve bizimle ilgilenmesini beklemek başka…
Bütün hayatımızı onların müsait olduğu günlere bağlamak başka.
Kızımın bana yalnızca bir kez:
“Baba, bu pazar gelme.”
demesi, hayatımı ne kadar küçülttüğümü anlamam için yetti.
Ona kızmıyorum.
Hatta bugün düşünüyorum da…
Farkında olmadan bana büyük bir iyilik yaptı.
Çünkü bazen çocuklarımızdan biraz uzaklaşmak, kendimize yeniden yaklaşmamızı sağlar.
Sizce de insan, çocukları kendi hayatını kurduğunda, kendi hayatını onların hayatına bağlamadan yeniden kurmayı öğrenmeli mi?
❤️ Belki de yaşlanmak, hayattan çekilmek değil; kendimiz için yeniden bir hayat kurmayı öğrenmektir.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.