5
Yorum
9
Beğeni
5,0
Puan
60
Okunma
Gurbet soluyor tenimin zulası ciğerimi
asılı sükûtun hecesi döküyor çiçeğimi
içimde uğuldar kimsesiz kayıp sensizlik
kapanmıyor göğsümde o öksüz yanlızlık
gülşenler gazel kuşanıp zırha büründü
anılar sökülüp ömür tahtından döküldü
zalim günler gidişine şapka çıkarıp eğildi
mevsimler çıra yanarmış gibi tüketildi
can kırığıdır penceremin buğusunda
uzak kentin yavuklusunun kokusunda
kaybolmuş zamanların yorgun uykusu
göğsümde saklı hâlâ o yaralı tutkusu
şakaklarıma yazıldı kara kaderim tel tel
yıllar ömrümden hiç gibi söküldü tel tel
harap yoldayım uzanmaz tek bir dost el
Ecelin eli sen yanan kalbe değmeden gel
rüzgârlar saman gibi tozlar savurur
tavan arası anıları üzerime süpürür
sarsın gönlüm senle yanan karasını
zaman gizler mi ki açtığı derin yarasını
gece çekilir göğe sabaha varmaz
gönül teli kopmuş artık ses vermez
sönmüyor yangınım bu yara sarılmaz
gün gelir aşk susar ismimde anılmaz
şimdi her sızı içimde uyanır
gözümde biriken lavla boyanır
dünya susar yalnız o gölge tanınır
bu çorak bahçede bir ömür yanar
5.0
100% (8)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.