0
Yorum
3
Beğeni
0,0
Puan
139
Okunma

Sokakta yürür bir adam,
Elinde ne asa ne taç;
Bir selâmı yeter bazen,
Bir gönüle açar kapı.
Cebinde az ekmek vardır,
Yüreğinde dünya kadar;
Kendi derdini unutup da
Komşusunun derdini sorar.
Bir çocuğun gözlerinde
Kendi çocukluğunu görür;
Başını okşar usulca,
Çocuk güler, içi güler.
Yoksul görse paylaşır da
“Ben verdim” diye övünmez;
Bir iyiliğin ardından
İyiliği dile getirmez.
Bilmediği yerde susar,
“Bilmiyorum” demek bilir;
Bilgi denen büyük yükü
Övünmek için taşımaz.
Bir sözü tartar dilinde,
Bir gönül kırılır mı, der;
Çünkü insan olmak demek
Önce insanı düşünmektir.
Ama hakkın karşısında
Eğilmez boynu, bükülmez;
Merhameti çoktur fakat
Haksızlığa ortak olmaz.
Mazlum görse yanında durur,
Zalime de sözünü söyler;
Gönlü yumuşaktır amma
Haksızlık görünce sertleşir.
Kızgınlığı kin değildir,
Öfkesi de ölçülüdür;
Bir insanı düşman görüp
İnsanlığından sürmez.
“Sen de benim gibi düşün”
Diye kimseyi zorlamaz;
Kendi doğrusunu savunur,
Başkasına taş atmaz.
Çünkü bilir, hakikat
Bağırmakla büyümez asla;
Doğru olan, doğru kalır
Kalabalık dönse de tersine.
Ne alkışa gönül verir,
Ne kalabalığa yaslanır;
Bir gün herkes susuyorsa
O, doğru bildiğini anlatır.
Korku gelir kapısına,
“Sus!” der; fakat susmaz dili.
Çünkü korkmak ayıp değil,
Korkağın yoluna sapmak ayıp.
Özgürlük nedir, sorarsan
“Her istediğimi yapmak” demez;
Kendi nefsine hükmedip
Başkasının hakkını yemez.
Hür insan başkasını ezmez,
Hür insan hesabı bilir;
Kendi hakkını ararken de
Başkasının hakkını gözetir.
Bir elinde ekmek vardır,
Bir elinde hakikati;
Ekmek için eğilmez fakat
Hak için eğilir başı.
Kutsalı diline alıp
Kendine pazar kurmaz hiç;
İnancını bir çıkar için
Kimsenin önüne sürmez.
Çünkü bilir: Kutsal olan
Menfaatin gölgesi olmaz;
İnanç, insanı büyütür de
İnsanı insana kul yapmaz.
Bir makam görürse eğer
Makam sahibini değil,
O makamın yükünü sorar:
“Bu yük kimin sırtında?” der.
Bir zengin görür yanında
Malına bakıp küçülmez;
Bir yoksul görür karşısında
Yoksulluğundan utanmaz.
İnsanı insan yapan şeyin
Cebindeki para değil;
Darda kaldığı zamanda
Kime omuz verdiği bilir.
Gün gelir herkes gider,
Saray da viran olur;
Toprak zengini de yutar,
Yoksulu da bağrına kor.
O vakit ne mal konuşur,
Ne makam, ne şöhret kalır;
Bir insanın arkasında
Yalnız yaptığı iyilik kalır.
İşte bunun içindir ki
Bugününü boş geçirme;
Yarın diye diye ömrü
Kendi elinden düşürme.
Bir gönüle iyi gelmek
Bazen büyük işten yeğdir;
Bir yarayı sarabilmek
Nice sözlerden daha değerlidir.
Sokaklarda dolaşırken
Gözünü yere dikme sakın;
İnsan yüzlerine bak ki
Kendi yüzünü göresin.
Bir yaşlıyı gör, selâm ver,
Bir garibi sor, hâlini;
Bazen küçücük bir ilgi
Değiştirir bir insanı.
Bir yetimin sessizliğini
Kalabalıkta fark edersen,
Dünyanın bütün gürültüsü
Bir anda susar içinde.
İşte yaşam budur biraz:
Almak değil, vermek de var;
Kendin için kurduğun evde
Başkasına da yer açmak var.
Ama kendini de unutma,
İyilik kendini yok etmek değil;
İnsan herkese merhem olur da
Kendi yarasını inkâr etmez.
Kendine karşı da dürüst ol,
Noksanını saklama kendinden;
Başkalarının kusurundan önce
Bir bak kendi içinden.
“Ben oldum” deme hiçbir gün,
İnsan her gün yeniden olur;
Bir ömür yürür insan da
Yol bitmeden kendini bulur.
Düşersen kalk, utanma bundan,
Yara almak suç değildir;
Yerde kalmayı seçmek başka,
Yeniden kalkmak başkadır.
Bir gün yolun daralırsa
Dostun azalır, sesin kısılır;
Doğru bildiğin yol uzunsa
Yalnızlığına da alışılır.
Fakat yalnızlık bahanedir,
İnsan insandan kopmasın;
Dik durmak başka şeydir de
Gönlü taşa dönüşmesin.
Öyleyse gönlün geniş olsun,
Fakat ölçünü kaybetme;
Herkese merhamet göster,
Fakat hakkı terk etme.
Affetmek büyüklük ise
Unutmak her zaman değil;
Yapılan yanlışı anlamak
Bir daha aynı yola girmemektir.
Kırılan gönlü onarmak
Bazen özürden de öte;
İnsan kendi kusurunu
Görebilirse başlar düzelmeye.
Bir gün çocukların büyür,
Senin sözünü değil, hâlini görür;
Onlara ne anlattığından çok
Nasıl yaşadığın kalır.
İşte o gün anlarsın ki
Hayat büyük laflar değil;
Bir çocuğun seni görüp
“Ben de böyle olayım” demesidir.
Ne kahraman olma derdim var,
Ne dünyayı kurtar benden;
Bir insanın yükünü hafiflet,
Yeter; başla kendi evinden.
Sonra sokağa çıkarsın,
Bir selâm verirsin yine;
Bir iyilik büyür gider
Fark etmeden şehir içinde.
Belki seni kimse bilmez,
Adın hiçbir yerde kalmaz;
Fakat dokunduğun gönülde
Bir ışık söner mi? Sönmez.
İşte benim istediğim hayat,
Gösterişsiz, temiz, derin:
Hak karşısında başı eğik,
Haksızlık karşısında dik bir insan.
Ne korkuyla susan bir dil,
Ne öfkeyle yanan bir yürek;
Akıl ile yolunu bulan,
Vicdanıyla yönü gören bir yürek.
Düşene el uzatan,
Yükselene kin duymayan;
Kendi hakkını savunurken
Başkasının hakkını çiğnemeyen.
Ve gün gelip son kapıda
Hayat önüne hesap koyduğunda,
“Ne kadar yaşadın?” değil,
“Nasıl yaşadın?” diye sorduğunda;
Cevabın hazır olsun:
Bir ekmek bölüştüm, dersin.
Bir gönül incittimse döndüm.
Haksızlığı gördüm, sustuysam
Kendi içimde hesap verdim.
Korktum ama kaçmadım,
Yoruldum ama durmadım;
Yanıldım, fakat yanlışı
Doğru diye savunmadım.
Sevdim ama kul olmadım,
Affettim ama unutmadım;
Hakkı bildim, hakkı tuttum,
İnsanı da hiç küçültmedim.
Ve ömrüm bittiğinde
Ardımda bir iz kaldıysa,
Bir insanın yüreğinde
İyilik diye kaldıysa;
Dünya bana ne verdi diye
Sormam artık o saatte;
Ben dünyaya ne bıraktım,
Onu düşünürüm nihayette.
İşte budur benim davam,
Ne gösteriş ne de şan:
İnsanı incitmeden yaşa,
Haktan ayrılmadan yaşa;
Gönlünü geniş tut ama
Omurganı eğmeden yaşa.
Ve ne olursa olsun hayatta,
Karanlık ne kadar çoğalsa:
İnsan kal.
Çünkü mal gider, makam gider,
Ömür gider, dünya gider;
İnsanın elinde sonunda
Kendisinden geriye insanlığı kalır.
Erol Kekeç/25.08.2026/Sancaktepe/İST
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.