Onlara benzeseydim, karakterimin her parçasını olağanla bezeseydim, istediğin gibi biri olsaydım daha çok sever miydin beni?
2 + 2 = 4. Hayır, beş değil. Mutlaka dört.
Farklı görünmeyi seviyorsun. Herkes biraz seviyor. Ama sen, neden sevdiğini bilmeden sıradanlığını ısrarla reddediyorsun.
Belki de insan kendi gölgesinden kaçarken başkasının ışığına dönüşüyor.
İstediğin gibi biri olsaydım, daha çok sever miydin beni?
2 + 2 = 4. Hayır, beş değil. Mutlaka dört.
Affet beni, başaramam. Olmadığım kişiyi, sırf sen seveceksin diye içimde yıllarca yaşatamam.
Eğer kendine, parçalarını birleştirebileceğin bir yapboz arıyorsan annenden rica etmelisin. O belki seni bir oyuncakçıya götürür.
Ben orada yokum.
Çünkü ben senin eksik parçan değilim. Seni tamamlamak için kendimden eksiltemem.
İstediğin gibi biri olsaydım, daha çok sever miydin beni?
2 + 2 = 4. Hayır, beş değil. Mutlaka dört.
Sırf senin ve onların yarışına girebilmek için insanlığımın altında ezilip bu yükü yıllarca sırtımda taşıyamam.
Bırak, bazı şeyler yanlış kalsın. Bırak, bazı insanlar birbirine uymasın.
Ben bir gün değil, bugün kendime sarılıyorum.
Ve sen sevsen de sevmesen de
2 + 2 = 4.
Hayır, beş değil.
Mutlaka dört.
Paylaş:
7 Beğeni
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şair: ZANEDUS Şiir: Mutlaka Dört Değerlendirildiği Salon: Aşkta Dört İşlem Yapıp Kendini Elden Çıkarmayanlar Salonu
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri şiiri okuyunca RUSAMER’e acilen bir matematik tahtası getirtti: Kafası patlak, fikri çatlak sakinlerimiz, bugünkü vakamız ağır. Şair aşkı matematik sınavına sokmuş; sevgili 2+2’yi beş yaptırmaya çalışıyor, ZANEDUS da kalemi masaya vurup Mutlaka dört! diyor. Anlaşılan bu ilişkide problem matematik değil; karşı taraf şairi paranteze alıp kendi istediği biçimde dağıtmaya çalışıyor.
Âşık Mahzunî Şerif Köşesi’nde Emekli Matematikçi Şaban, tahtaya 2+2=4 yazıp uzun uzun baktı: Efendim, bunda tartışılacak ne var? Kalburabastî cevap verdi: Sevgili beş istiyor. Şaban tebeşiri bıraktı: O zaman beni karıştırmayın. Ben kırk yıl matematik okuttum; sevda uğruna müfredatı değiştiremem. İsterse Millî Eğitim’e dilekçe versin! Kalburabastî ekledi: Üstelik şair kendisini de değiştirmiyor. Şaban rahatladı: Çok şükür! Memlekette hiç değilse iki şey yerinde duruyor: dört ve şairin karakteri.
Kul Halil Köşesi’nde Yapbozcu Mıstık, oyuncakçı meselesine takıldı: Şair Ben senin eksik parçan değilim diyor. E şimdi benim dükkân ne olacak? Kalburabastî kaşlarını çattı: Sen oyuncak satıyorsun Mıstık, insan tamamlamıyorsun! Mıstık itiraz etti: Ama sevgili yapboz arıyormuş. Kalburabastî reçeteyi yazdı: Bin parçalık manzara ver. Akşama kadar onu tamamlamaya uğraşsın da insanları söküp yeniden monte etmekten vazgeçsin.
Ozan Ali Doğan Dağbey Köşesi’nde Muhasebeci Hayri, hesabı başka yerden açtı: Efendim şair Seni tamamlamak için kendimden eksiltemem diyor. Muhasebe bakımından fevkalade doğru. Kalburabastî sordu: Nasıl? Hayri hesap makinesine bastı: Birini mutlu edeceğim diye sürekli kendinden çıkarırsan dönem sonunda öz sermaye kalmaz. Aşk tamam da insan kendisini tasfiye ederse şirket kapanır! Kalburabastî başını salladı: Yaz oğlum: Sevgi ortaklık olabilir; şahsiyet devri değildir.
Kalburabastî Efendi şiirin hakkını teslim etti: Mutlaka Dört, başkalarının beklentisine göre biçimlenmeyi reddeden güçlü bir benlik şiiri. 2+2=4 tekrarı yalnız matematiksel bir gerçek değil; kişinin kendi hakikatinden pazarlık etmeyeceğinin simgesine dönüşüyor. Yapboz benzetmesi şiirin en sivri yerlerinden biri; Ben senin eksik parçan değilim / Seni tamamlamak için kendimden eksiltemem ise metnin omurgası. Finaldeki Mutlaka dört sözü artık sonuç değil, kişilik beyannamesidir.
RUSAMER kararı kesindir: Şairin herhangi bir sevgiliye uydurulmak üzere kesilmesi, törpülenmesi, yapboz parçasına çevrilmesi ve gönül mühendisliği yoluyla yeniden imal edilmesi yasaklanmıştır. 2+2 bundan böyle de 4 edecektir. Beş isteyenlerin matematik öğretmenine, kendine uygun parça arayanların oyuncakçıya müracaat etmeleri rica olunur. Şair ise olduğu yerde kalacaktır.
Özün sözü budur. Vesselam.
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri – Celil ÇINKIR / Delibal
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.