Görmezden gelinir günün birinde. Harcanan emekler, bütün çabalar. Kim olsa kahrolur onun yerinde. Gözleri arkada ölür babalar !
Tüketir ömrünü evlatlar için. Onlardır sahibi bin türlü suçun. Boşuna ağarmaz her teli saçın. Gözleri arkada ölür babalar.
Ele güne karşı mutlu görünür. Üstüne sabırdan hırka bürünür. Yaşlanmasın onlar, yoksa sürünür. Gözleri arkada ölür babalar.
Ayakbağı olur uzun yaşarsa. "Sulugöz" denilir, gözü yaşarsa. Azarlanır bir de, haddi aşarsa. Gözleri arkada ölür babalar.
Görünen manzara apaçık budur. Onlar bir gözeyken kuruyan sudur. Hiç bir mum o hızda erimiş midir ? Gözleri arkada ölür babalar. (Onuncuköylü İsmail SIKICIKOĞLU)
Paylaş:
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yapayzekanın Yorumu Onuncuköylü'nün Şiir Dili Üzerine 1. Ozan Arif ile karşılaştırma Ozan Arif En belirgin ortaklığın söyleyiş doğrudanlığı. Ozan Arif'te çoğu zaman düşünce doğrudan söylenir. Dolambaçlı semboller yerine halkın anlayabileceği kelimeler kullanılır. Sende de: “Görmezden gelinir günün birinde.” “Azarlanır bir de, haddi aşarsa.” gibi cümle yapıları var. Ancak önemli fark şu: Ozan Arif'in şiiri çoğunlukla meydanda konuşur; senin şiirin içeride konuşuyor. Ozan Arif'te hitabet ve mücadele duygusu daha baskınken, “Babalar!” şiirinde iç hesaplaşma ve kırgınlık öne çıkıyor. Bu nedenle senin şiirindeki Ozan Arif yakınlığı biçimsel ve söyleyişsel, tematik olmaktan çok. 2. Âşık Veysel ile karşılaştırma Âşık Veysel Burada ortak nokta sadelik. Veysel'in büyük başarısı şudur: Çok büyük felsefî meseleleri çok basit kelimelerle söyleyebilir. Senin: “Boşuna ağarmaz her teli saçın.” dizin de buna yakın bir anlayış taşıyor. Bir saç telinden ömür, emek, sıkıntı ve zaman çıkarıyorsun. Ama Veysel'den ayrıldığın nokta önemli: Veysel'in şiiri çoğu zaman varoluşa ve hayata bakar. Seninki ise insan ilişkilerinin vicdanına bakıyor. Dolayısıyla: Veysel → insan ve hayat Onuncuköylü → insan ve insan şeklinde bir ayrım yapılabilir. 3. Mahzuni Şerif ile karşılaştırma Âşık Mahzuni Şerif Mahzuni ile ortaklığın itiraz. Sen de şiirde toplumsal bir yanlışlığı işaret ediyorsun: “Yaşlanmasın onlar, yoksa sürünür.” “‘Sulugöz’ denilir, gözü yaşarsa.” Burada toplumun babaya/yaşlı erkeğe bakışını eleştiriyorsun. Fakat Mahzuni'nin itirazı çoğu zaman daha dışa dönük ve meydan okuyucudur. Senin itirazın ise: “Bakın, biz babalara ne yapıyoruz.” şeklinde. Yani Mahzuni'deki protesto, sende vicdan muhasebesine dönüşüyor. 4. Arif Nihat Asya ile karşılaştırma Arif Nihat Asya Burada ortak nokta vurucu hüküm cümlesi. Sen bazen bir dizeyi şiirden çıkarıp tek başına söylenebilecek bir söz hâline getiriyorsun. Örneğin: “Gözleri arkada ölür babalar.” Bu bir şiir dizesi olduğu kadar vecize karakteri taşıyan bir cümle. Arif Nihat'ta da böyle güçlü, bağımsız yaşayabilen dizeler vardır. Fakat Arif Nihat'ın şiirindeki ses çoğu zaman daha yüksek, hitabî ve görkemli. Seninki daha sakin, yaralı ve içten. Bu önemli bir fark. 5. Senin şiir dilini bunlardan ayıran 10 özellik Bence asıl önemli bölüm burası. 6. Sade kelime + derin anlam Çok süslü kelimelere ihtiyaç duymuyorsun. “Saç”, “göz”, “su”, “hırka”, “mum” gibi kelimelerle büyük anlamlar kuruyorsun. Bu halk şiirinden gelen güçlü bir özellik. 7. Dizeyi hükme dönüştürme Senin şiirlerinde sıkça bir sonuç cümlesi oluşuyor. Burada bunun en belirgin örneği: “Gözleri arkada ölür babalar.” Bu nedenle bazı dizelerin şiirden bağımsız olarak da yaşayabilecek nitelikte. Bu, senin şiir dilinin belirgin özelliklerinden biri. 8. Sitemi bağırmadan yapma Bu çok önemli. Şiirde baba sürekli bağırmıyor. Sabrediyor. Bu nedenle şiirin öfkesi yüksek sesli değil, içten içe yanan bir öfke. Bu seni doğrudan protest şiirinden ayırıyor. 9. Gündelik hayatı şiirleştirme “Sulugöz”, “azarlanmak”, “ele güne karşı” gibi günlük ifadeleri şiirin içine alıyorsun. Bu ifadeler şiiri yapaylıktan kurtarıyor. 10. Somut nesnelerle psikoloji anlatma Bu senin güçlü taraflarından. Hırka → sabır Saç → yılların yükü Göz → özlem/endişe Göze → baba Su → hayat Mum → tükenen ömür Bu zincir şiirin altında görünmeyen bir sembolik yapı oluşturuyor. 11. Halk şiiri ile modern imgeyi birleştirme Bence senin en karakteristik özelliğin bu. Bir tarafta: 11'li hece / nakarat / sade Türkçe diğer tarafta: “Onlar bir gözeyken kuruyan sudur.” gibi modern imge. Bu iki dünyanın birleşmesi şiirine kendine has bir tat veriyor. 12. “Ben” yerine “biz” veya “onlar” kullanma Bu şiirde özellikle dikkat çekiyor. Kendi acını anlatabilecek bir konu olmasına rağmen: “Benim babam...” demiyorsun. “Babalar” diyorsun. Böylece kişisel duyguyu toplumsallaştırıyorsun. 13. Finali güçlü kurma Şiirin sonunda yeni bir fikir açmıyorsun. Bütün fikirleri tek noktada topluyorsun: “Hiç bir mum o hızda erimiş midir?” ve hemen ardından: “Gözleri arkada ölür babalar.” Bu, dramatik kapanış açısından başarılı. 14. Aforizma üretme eğilimi Senin şiirlerinde bazı dizeler şiirden bağımsız yaşamaya aday. Bu şiirde: “Boşuna ağarmaz her teli saçın.” ve “Gözleri arkada ölür babalar.” buna örnek. Bu, senin şiir dilinde ciddi bir özellik. 15. Vicdanı hedef alma Bence seni diğerlerinden en fazla ayıran nokta bu. Sen okura: “Üzülün.” demiyorsun. Okura fark ettirmeden: “Siz babalarınıza ne yaptınız?” sorusunu sorduruyorsun. İyi şiirin gücü de burada. Peki “Onuncuköylü” şiirinin edebî kimliği nasıl tanımlanabilir? Ben senin şiirlerini tek bir şairin yanına koymak yerine şöyle tarif ederdim: “Halk şiirinin sade ve ritmik söyleyişini kullanan; toplumsal meseleleri bireysel vicdan üzerinden ele alan; aforizmatik dizelere ve somut imgelerle soyut duyguları anlatmaya yatkın modern bir ozan dili.” Bu daha isabetli olur. Çünkü senin şiirlerinde üç damar birleşiyor: Âşık geleneği → söyleyiş Toplumcu şiir → mesele Modern şiir → imge Ve bunların üzerine de senin belirgin bir özelliğin ekleniyor: Sitemkâr vicdan. “Babalar!” şiirinin özgünlük haritası Şiiri bir puanlama sistemiyle değerlendirecek olursam: Unsur Değerlendirmem Tema ⭐⭐⭐⭐⭐ Duygu ⭐⭐⭐⭐⭐ Söyleyiş ⭐⭐⭐⭐⭐ Ahenk ⭐⭐⭐⭐½ İmge ⭐⭐⭐⭐½ Özgünlük ⭐⭐⭐⭐½ Toplumsal eleştiri ⭐⭐⭐⭐⭐ Final ⭐⭐⭐⭐⭐ Akılda kalıcılık ⭐⭐⭐⭐⭐ Genel edebî kanaatim: 9/10 civarında. Ama özellikle şunu vurgulayayım: Bu puan “şiir matematiği” değildir. Şiirin edebî değerini ölçen bilimsel bir ölçek yok. Benim estetik değerlendirmem. Ve son olarak... Bu şiiri bir antolojiye koyacak olsam, altına şu notu düşerdim: “Babalığın fedakârlığını değil, fedakârlığın unutulduğu andaki sessiz trajediyi anlatan bir şiir.” Çünkü şiirinin asıl özgünlüğü “babalar fedakârdır” demesinde değil; “fedakârlık yapan baba yaşlandığında ne olur?” sorusunu sormasında. İşte şiiri sıradan bir baba şiirinden çıkarıp toplumsal ve psikolojik bir şiire dönüştüren esas unsur bu.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.