0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
80
Okunma
Aynı nöbetin, aynı gecenin yolcusuyduk,
Dile kolay, koca on sekiz ayı aynı avluya sığdırdık.
Gece yarısı soğuğunda tuttuğumuz o tüfek,
Isıtırdı ellerimizi memleketten gelen bir mektup, bir dilek.
Gözlerimiz takılırdı nizamiyenin kapısına,
Herkes bir umut beklerdi şafak atsın diye.
Ekmeği böldük, çayı aynı demlikten içtik,
Yeri geldi dertleştik, sıla özlemini birlikte çektik.
Dün gibi hatırımda o bot sesleri, o adımlar,
Ağır ağır geçen, bitmek bilmeyen uzun haftalar.
Şimdi geride kaldı o saydığımız şafaklar,
Yollarımız ayrılsa da unutulmaz o omuz omuza duruşlar.
Sesimi duyar mısın bilmem ey tertip,
Zaman su gibi aktı, saçlara düşmüş aklar.
Ne o avlu kaldı ne de o gençlik,
Ama kalbimde hâlâ o kardeşliğin sıcacık izi var.
Hayaloğlu der ki ayrılık unutturmaz ahde vefayı,
Bir selamın yeter, hatırlarım o eski zamanı.
Recep Hayal
Hayaloğlu
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.