4
Yorum
10
Beğeni
5,0
Puan
109
Okunma
Bugün ayrılığın kırkı çıktı sevgilim..
Kapı eşiğinde unutulmuş eski bir ayakkabı gibi
Duruyor hala gidişin...
O günden beri,suyunu değiştirmediğim
Bir çiçek gibi bekliyor içimde sabahlar..
Her gün aynı saatte doğan güneş
Her akşam başka bir yerimden batıyor içime..
Kırk gündür adını söylemeden
Adının etrafında dolaşıyorum...
Bir isim ki,
Ağzımda taşınmış bir muska kadar eski
Dilimde bir yara kadar yeni..
Söylemedim.
Ki bazı isimler söylenince kişiyi değil
Geçmişi çağırır..
Bir ölünün ardından
Kırk gün su taşır gibi
Taşıdım seni içimde..
Omzumda değil, dilimde..
Her "nasılsın" a, biraz seni yutkundum,
Her "iyiyim" dediğimde
Bir parçam kaldı boğazımda.
Yutkunmak, insanın sesini içine gömmesiymiş, gömdüm..
Kırk gün boyunca
Kimse alnıma su sürmedi,
Kimse "geçer" demedi
Bazı acılar geçmez zira
Biçim değiştirir..
Benimki geceye benzedi.
Önce karardı
Sonra alıştı gözlerim..
Şimdi karanlığın içinde, hangi eşyanın
Hangi hatıraya değdiğini biliyorum.
Bir fincanın kulbu, bir gömleğin omzu
Masada unutulmuş iki kişilik boşluk..
Senden sonra hepsi başka bir dil konuşuyor.
Ve ben dilini bilmediğim
Bir ülkenin sınırında bekler gibi
Bekledim kendimi..
Kırk gün
Kırk gece
Kırk kere aynı yerimden geçtim
Her dönüşümde, biraz daha eksik
Biraz daha bana ait..
Ayrılık, birinin senden gitmesi değil
Birlikte kurduğun gelecek zamanın
Yetim kalmasıymış sevgili..
Ben seni her gece, biraz daha eksilterek
Sakladım içimde..
Önce sesini çıkardım senden
Sonra ellerini
Sonra birlikte sustuğumuz odaları..
En son bakışını bıraktım.
İnsan birini kaybettiğinde
Önce yüzünü değil
O yüzde, kendine ayrılmış yeri kaybedermiş..
Kırk gün boyunca
Yasın bütün usullerini öğrendim.
Suyu kaynattım, pencereyi araladım
Bir ölünün üzerini örter gibi
Gecelerin üstünü örttüm.
Büyükler bilirdi, kırk gün geçmeden
Ne ruh evini terk eder
Ne ev, gidenin yokluğuna alışır,
Ne döner ne kalır
Bir tür doğum sancısı bu
Adı ayrılık konmuş.
İnsan bazen bir çocuğu dünyaya getirmiyor da
Kendi içinden çıkarıyor birini
Kanı yok bunun, ama eksiliyor insan..
Bir kadın doğum yaparken
Bedenindeki sancı
Bütün kemiklerinin aynı anda kırılmasına denk derler.
Birini severken
İçinden, kalbinden, etinden, kemiğinden sökmek de
Onu doğurmaktır başka bir hayata..
Ve elbet , benzerdir ağrısı doğum sancısına..
Bir çocuğun kırkı çıkarken
Evin içindeki saat bile yavaş işler derler
Benim evimde saatler koştu
Ben geride kaldım..
Kırk gündür, lohusa bir anne gibi
Kendi bedenimin içinde,
Yabancılaştım kendime..
Sana değil, senden sonraki bana alışmaya çalıştım..
Bir yanım ,seni hala emzirir gibi
Geceyi besledi..
Bir yanım, memeden kesilmiş bir çocuk gibi
Uykusunda seni aradı..
Ve ben, iki ayrı çağın arasında
Kırk gün boyunca aynı yarayı büyüttüm..
Beşiği olmayan bir lohusalık benimki,
Kundaksız, ninnisiz..
Yalnızlığın kırkını bekledim
Her gün bir başka yerimden düştün sen..
Ayrılığın kırkı çıktı bugün sevgili
Kapının önüne biraz kül, biraz su
Biraz da tuz koydum..
İçimdeki bütün kadınlar
Sessizce ayağa kalktı.
Biri annemin sesiyle
Biri ninemin duasıyla
Biri benim henüz öğrenmediğim bir dille,
Adını söyledik hep birlikte
Ve ben
Senden kalan boşluğa değil
O boşluktan doğan
Tanımadığım kendime baktım aynada..
5.0
100% (7)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.