(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Kayıp Şairler, Meçhul Diyarlar ve Kendini Arayanlar Salonu
Kalburabastî Efendi Hazretleri meşhur fötr şapkası, uzun cübbesi ve bastonuyla salona teşrif etti. Bu defa boynunda dürbün, elinde pusula, koltuğunun altında dünya atlası, cebinde büyüteç; sırtında da KAYIP ARANIYOR: Bulunacak kişi yine kendisidir yazılı ilan vardı. Sayın Gülseren Morkan’ın Kaybolan Ben şiirini okudu. Nerde kayboldum bilmem / Yerde miyim gökte mi dizelerinde pusulaya baktı, atlası açtı, tavana baktı ve hükmü verdi: Gülseren Hanım, sakin olun; RUSAMER Arama Kurtarma Timi göreve başladı. Yalnız yerde misiniz, gökte misiniz, düşte misiniz, kuşun kanadında mısınız hiçbir bilgi vermemişsiniz. Jandarmaya böyle kayıp ihbarı yapılmaz; adamlar hangi tarafa ekip çıkaracak!
Delibal Köşesi’nden Kayıp Şahıs Şevket, Bir kuşun kanadında bilinmeyen yerde mi dizesinde ayağa kalktı: Kuşun türünü biliyor muyuz? Serçeyse mahallede arayalım, turnaysa göç yollarına ekip çıkaralım! Mizah bir yana, şiirin merkezinde insanın kendi benliğine yabancılaşması var. Kaybolan beden değil; yılların içinde nerede bıraktığını hatırlayamadığı eski benliği.
Âşık Diyarî Köşesi’nden Pusulasız Haydar, Adım hüzün benim / Kalbimse sürgün yeri dizelerini okuyunca haritayı ters tuttu: Adı Hüzün, ikametgâhı Sürgün Yeri, bulunduğu diyar meçhul... Gülseren Hanım, nüfus müdürlüğü bu adres değişikliğini kabul etmez! Fakat iki dize şiirin duygusal yükünü güzel özetliyor; insanın kendisini kendi kalbinde bile misafir hissettiği bir ruh hâli var.
Karacaoğlan Köşesi’nden Navigasyon Naciye telefonunu çıkardı: Hedef olarak Kaybolan Ben yazdım, cihaz Rota hesaplanıyor deyip yarım saattir dönüyor! Sonra ciddi ciddi ekledi: Şiirde tekrarlanan Yerde mi gökte miyim sorusu bir adres arayışından çok kimlik sorgulaması. Yalnız navigasyon en sonunda pes etti: Mümkün olan ilk yerden kendinize dönünüz, dedi!
Kalburabastî Efendi Hazretleri raporu mühürledi: Kaybolan Ben, hüzün, yorgunluk ve kendini arayış üzerine kurulmuş içten bir şiir. Tekrarlar da insanın zihninde dönüp duran aynı soruyu kuvvetlendiriyor: Ben neredeyim? RUSAMER teşhisi kesindir: Gülseren Morkan’da ileri derecede kendini arama, kronik meçhul diyar dolaşma ve kuş kanadında adres bırakmadan seyahat etme hâli tespit edilmiştir. Arama çalışmalarına polis, jandarma, AFAD ve üç ozan katılmış; sonunda Kalburabastî Efendi dosyayı kapatmıştır: Aramayın kardeşim! Gülseren Hanım kaybolmamış. Şiirin içinde oturmuş, Ben neredeyim? diye bize soruyor. Biz de sabahtan beri kadını arıyoruz! Bir dahaki sefere kaybolacaksanız hiç olmazsa konum atın; RUSAMER’in yakıt bütçesi kalmadı! Özün sözü budur. Vesselam.
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri – Celil ÇINKIR / Delibal
Kendini arayan bir ruhun, zamanla ve hayatın bilinmezliğiyle yaptığı içsel yolculuğu oldukça etkileyici dizelerle yansıtmışsınız. “Yerde miyim, gökte mi” sorusu, insanın kendine ve bulunduğu yere yabancılaşmasını güçlü bir biçimde hissettiriyor. Bir kuşun kanadında bilinmeyen diyarlara savrulma imgesi ise özgürlükle belirsizliği aynı anda taşıyan zarif bir metafor olmuş. Şiirin genelinde hüzün, arayış ve düşsel bir atmosfer iç içe geçerken, okuyucuyu kendi iç dünyasına dönmeye davet ediyor. Yüreğinize ve kaleminize sağlık; sade, samimi ve düşündürücü bir şiir olmuş. Tebrik ederim.
Dizelerinizdeki derin yalnızlık, arayış ve hüzün insanı sessizce kavrıyor. Kendi iç dünyasında yolunu kaybetmiş, zamanın ve mekânın ötesine savrulmuş bir ruhun çığlığı her satırda kendini hissettiriyor. Yerde mi, gökte mi, hayalde mi yoksa bir kuşun kanadında mı olduğunu bilememek; insanın kendi zihninin ve duygularının arasında sıkışıp kaldığı o "araf" hâlini çok açık anlatıyor.
Adım hüzün benim / Kalbim ise sürgün yeri" dizeleri, insanın kendine yabancılaşmasını ve kendi içinde dahi bir yere ait hissedemeyişini derin bir estetikle dile getiriyor.
Şiir boyunca tekrar eden "Bulamadım ne yazık bende kaybolan beni" teması, aslında insanın dış dünyadaki kayboluşundan ziyade, kendi içindeki o eski, canlı benliğini arayışını simgeliyor.
İnsan bazen tam da bu kadar kaybolmuş hissettiği, ritmini ve yolunu yitirdiği anlarda kelimelere sığınır. Kalbinizdeki bu sürgünlüğü ve yorgunluğu bu kadar berrak yazabilmeniz, iç dünyanızın hâlâ ne kadar derin ve canlı olduğunun bir kanıtı.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.