2
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
76
Okunma
68 kuşağının önde gelen isimlerinden Evrensel yazarı Mustafa Yalçıner, stadyuma ismini veren "Devrim" yazısını 1968 yılında Taylan Özgür, Alpaslan Özdoğan, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan’la birlikte yazdıkların belirtirken, stadyumun o dönemki öğrenci hareketlerinde önemli bir yeri olduğunu ifade etti.
Evrensel’den İrem Hazal Kelleci’ye konuşan Yalçıner’in röportajından bir bölüm şöyle:
"Devrim yazısının tarihine baktığımızda defalarca kez silinmeye çalışılıyor. Mücadele kültürünü sahiplenenler ise buna engel oluyor. Bugün de rektörlüğün ‘Devrim Stadyumu’ yerine ‘ODTÜ Stadyumu’ ifadesini kullanması dikkat çekiyor bu açıdan. Yazanlardan biri olarak ‘Devrim’ yazısı hangi koşullarda ve ne amaçla yazıldı?
’Devrim’ yazısını 1968 sonbaharında Taylan Özgür, Alpaslan Özdoğan, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan’la birlikte yazdık. Ben hatırlayamamıştım, Mete (Ertekin) kendisinin de olduğunu söyledi. Sadece ODTÜ’de değil genel olarak üniversite gençliği hareketlenmişti. Bir yandan kendi taleplerini savunuyor bir yandan da kalabalık gruplar halinde Elmalı’da olduğu gibi özellikle köylülerin mücadelesini desteklemeye gidiyorlardı. Üniversitede boykotlar yapılmış, gençler Ankara’daki miting ve yürüyüşlere katılıyordu. 1969’daki işgal mayalanmaktaydı.
Commer’in Cadillac’ı henüz yakılmamıştı, ancak ODTÜ antiemperyalist mücadelede yerini almaktaydı. Üniversitede gericiliğin savunucusu genç bulmak zordu. ODTÜ öğrencilerinin geneli de ilerici devrimci görüşlere sahipti ve bu yönde tutum alıyorlardı. Devrim yazısı bir yandan ODTÜ’nün devrimci niteliğini bir yandan da Türkiye’nin devrim ihtiyacını vurgulamak için yazıldı. Boya gelmiş, stadyuma yazmaya gidiliyordu. İki grup halinde ipler gerildi, fırçalar çalışmaya başladı."
DEVRİM
Bir gece Ankara ayazında,
bir avuç genç indi stadyuma.
Ceplerinde boya,
ellerinde fırça,
yüreklerinde henüz adını koyamadıkları
büyük bir düş vardı.
Betona altı harf yazdılar:
DEVRİM.
O gece yalnızca tribünlere bir kelime yazılmadı.
Bir kuşağın özgürlük özlemi,
eşitlik düşü,
kardeşlik umudu
gecenin karanlığına emanet edildi.
Sonra zaman geçti…
Bazıları darağaçlarına yürüdü,
bazıları zindanlara,
bazıları uzaklara…
Nice gençlik
kendi baharına varmadan
sonbahara döndü.
Ama o altı harf kaldı.
Çünkü bazı yazılar
betona değil,
insanın vicdanına yazılır.
Üstünü örtebilirsiniz;
ama hafızayı örtemezsiniz.
Boyayabilirsiniz;
ama düşleri boyayamazsınız.
Silebilirsiniz;
ama bir kuşağın yüreğine kazınmış
özgürlük arzusunu silemezsiniz.
Bugün ODTÜ’nün tribünlerine baktığımda
yalnızca DEVRİM yazısını görmüyorum.
Bir gecenin cesaretini,
bir kuşağın yarım kalmış türküsünü,
kaybedilmiş gençlikleri
ve hâlâ tükenmeyen umudu görüyorum.
Belki de devrim,
önce insanın içinde başlar.
Bir haksızlığa
“haksızlık” diyebildiği yerde…
Bir başkasının acısını
kendi acısı sayabildiği yerde…
Ve karanlığın ortasında bile
“daha güzel bir dünya mümkün”
diyebildiği yerde…
Bu yüzden
ODTÜ’nün tribünlerindeki o altı harf
sadece bir kelime değildir.
Bir kuşağın
geleceğe bıraktığı sorudur:
“Daha adil bir dünya
mümkün mü?”
Cevabı hâlâ
o harflerin arasında saklıdır:
Mümkün.
Çünkü insan,
umudunu kaybettiği gün yaşlanır;
düş kurmaktan vazgeçtiği gün
yenilir.
Ve bazı geceler vardır;
sabah olduğunda
yalnızca güneş doğmaz.
Bir kelime de doğar.
DEVRİM.
Gürsel Özkan
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.