0
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
60
Okunma
Seni sevmek, ikindi vakti ansızın bastıran o ılık yaz yağmuruna hazırlıksız yakalanmak gibi.
Şemsiyeni kapatıp gökyüzüne bakmak; sadece o anı yaşamak, hayatın tüm serinliğini hesapsızca göğsüne doldurmaktır...
İşte böyle olur seni sevmek; kelimelerin pasını siler, insanı uzun bir gurbetten sonra kendi kalbine misafir eder.
Seni sevmekle başlar benim asıl coğrafyam.
Seni sevmek, dünyayı o bildik eski dünya olmaktan çıkarır.
Sabahları çayın buğusunda senin yüzünü görmek, yürüdüğüm sokakların dilsiz taşlarında senin ayak izlerini aramaktır.
Seni sevmek böyle olur işte; içimdeki o kırgın, o huysuz ihtiyar bavulunu toplar da yerine gözleri parıldayan hür bir çocuk yerleşir.
Bir şarkının hiç duymadığım bir notasında rastlarım kendime; şaşırır, kendimi yeniden tanırım.
Seni sevmek, tüm dünyayı silmek demektir aslında.
Geriye kalan ne varsa teferruat saymak, kalabalıkların gürültüsünü tek bir gülüşünle susturmaktır.
Seni sevmek, bir körün gözüne ışık olmak demektir; karanlığın hükmünü bitiren, dünyaya ilk defa bakıyormuş gibi insanı hayrete düşüren o mukaddes aydınlığa uyanmaktır.
Seni sevmek, sonbaharın ortasında bütün yapraklarını dökmüş bir ağacın, sırf senin adın geçti diye tepeden tırnağa yeniden çiçek açmasıdır.
Mevsimleri birbirine karıştırmak, ömrün bütün kışlarını tek bir bakışınla temmuza çevirmektir.
İnsanın kendi gölgesinden bile vazgeçip, sadece senin ışığında yürümeyi göze almasıdır.
Seni sevmek, kelimelerin bittiği yerde yepyeni bir lisan bulmaktır.
Herkesin bir şeyler anlattığı şu dünyada, seninle sessizce susmanın o en derin, o en mağrur manasına ermektir. Göğüs kafesimde sakladığım o eski, yorgun kalbi, sanki bu dünyaya ilk defa gelmiş gibi sıfırdan ve hevesle çarptırmaktır.
Seni sevmek, bütün bildiğin doğruları unutup senin hakikatine teslim olmaktır.
Zamanın kapılarını kapatıp zamansızlığın ortasında, sadece senin nefesinle nefes almaktır.
Adını heceleyen her cümlenin başında durup, sonunu hiç düşünmeden o uçsuz bucaksız uçuruma kendini bırakmaktır.
Ama seni sevmek aynı zamanda garip bir esarettir, garip kılar insanı.
Yolunu kaybetmek değil bu; yolun kendisi sen olursun da insan o sonsuzlukta nereye yürüyeceğini bilemez. Kalabalıkların ortasında, adının o tek heceli sarhoşluğunu sayıklar durur.
Baktığı her yüzde, okuduğu her satırda, rüzgarın fısıldadığı her seste yine senin gizli öznesini arar.
Akıllılık payını dünyaya satar, seni sevmenin o mağrur şaşkınlığına teslim olur.
Seni sevmek, kendi içinde kaybolmaktır aslında, doğru.
Kendi çizdiğin sınırlarından taşıp senin kıyılarında yitmektir.
Ama bu öyle korkunç, karanlık bir kayboluş değil; bir nehrin coşkuyla denize kavuşması, bir damlanın ummana karışıp kendi adını unutması gibi...
İnsan ancak bu kadar güzel kaybolabilir bu dünyada.
Topraktan sızan o sessiz, o derin ibretler gibi süzüle süzüle birikir aşk insanın ruhuna.
Ne zaman içimden ya da dışımdan "seni sevmek" desem, heybemdeki bütün eski hüzünler dökülür; yerini o durdurulamaz, o büyüleyici akışa bırakır.
Bu fani dünyada hikayeler nihayete erer belki; ama seninle başlayan bu şiir, sayfalar kapansa da hiç bitmez.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.