0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
44
Okunma
Ömür, bir göz açıp kapayıncaya kadar,
Bir anlık ışık, ardından uzayan karanlık.
Daha "geldim" demeden başlayan,
Daha "kalayım" diyemeden biten bir yolculuk.
Toplu taşımaya binmek gibidir bazen,
Ön kapıdan umutlarla girersin,
Yüzlerde bin ayrı hikâye,
Yüreklerde bin ayrı sızı vardır.
Sonra bir durakta,
Kimseye haber vermeden,
Arka kapıdan sessizce inersin.
Ne oturduğun koltuk seni hatırlar,
Ne baktığın camda iz kalır.
Nisan yağmurunun başı ile sonu gibidir ömür,
İlk damlası sevinç,
Son damlası vedadır.
Gökyüzü ağlarken büyür insan,
Yeryüzü susarken eksilir.
Bazen zamansız yağan bir doludur hayat,
Ansızın iner üzerine.
Kısa sürer,
Ama bıraktığı iz yıllarca silinmez.
O kadar kısa,
O kadar keskin,
O kadar acı,
Bir o kadar yakıcı.
Bir avuç hatıradır geriye kalan,
Bir ses,
Bir bakış,
Bir yarım kalmış cümle,
Bir de içimize gömdüğümüz özlemler.
Gün gelir,
Akşam güneşi usulca çekilir ufuktan.
Rüzgâr son kez adını fısıldar.
Dünya dönmeye devam eder,
Ama sen anlarsın:
Ömür dediğin,
Bir misafirlikten ibarettir.
Göz açıp kapatana kadar...
Bir yağmur damlası kadar kısa,
Bir ayrılık kadar derin,
Bir insan kalbi kadar kırılgan.
Faniliğinde saklı tüm ihtişamı…
02.05.2026
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.