0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
14
Okunma
Ateşle Dans
Bile bile kendimi ateşe bıraktım,
küllerimle konuşan rüzgârın dilinden öğrendim;
sevmek yanmak demekti, bir türkü gibi yanmak,
acı nota nota işlenirken ruhun teline.
Aşkın tuzakları, yalanları bitmez, gitmez,
her sarılmada bir hatıra daha yıkılırken
çatı arasındaki eski sandıkta.
Belki sevdam yeterdi, yön değiştirecek kadar güçlü,
ama nehirler bile geri dönmez kaynağına,
bile bile oynadım bu yangınla,
gözlerimde dumanın şiiri, soluk bir iz;
bir zamanlar yıldızları andıran parıltıyla.
Yana yana, bile bile küll oldum,
aşkın ateşle dans eden ateşiyle,
kızıl bir kor misali, sabahın ilk ışıklarına kadar
yanıp söndüm; kayboldum ve bulundum.
Bir gölge gibi geçtim zamanın içinden,
her an bir başka çığlık, bir başka ağıt
yaralı kuşların kanatlarında yankılandı.
Ateşle oynaya oynaya, kendimi buldum belki de,
külün içinde saklı kalmış tohumlar gibi.
Her yanışta yeniden doğan, küllerin içinde umut,
parlayan bir yıldız, düşen bir yaprak kadar sessiz.
Bu yangından geriye kalan sadece ben
ve ateşi susturan gecem...
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.