Bir kadının yeniden evlenmesi, onun ilk kocasından nefret ettiğini gösterir. bir adamın yeniden evlenmesi, onun ilk karısını çok sevdiğini gösterir. oscar wilde
seyide cinaloğlu doyran
seyide cinaloğlu doyran

Kozamdaki gece

Yorum

Kozamdaki gece

( 11 kişi )

9

Yorum

17

Beğeni

5,0

Puan

146

Okunma

Kozamdaki gece

Kozamdaki gece

Paslanmış tenekeye sarılmıştı ömrüm,
Sinsiydi kokusu lekesi kadar.
Ağıtlar susturuyordu dokuz sekizlikleri.
"Uyuyunca geçer," derdi annem;
Uyudum göçebe bir düşe,
Aşk doğurdu düş üşüyen döşüme.


​Daha dün yudumlamak istemiştim Lethe’nin suyundan,
"Öte dur," dedi sevdan o sudan.
Otağ kurup kuruldun,
Bayramdı...
Bayramı süsledim, gülümsedim.


​Kavimler harmanlandı,
Çağlar karıştı,
Hissettiğim cümlelere sığmadı.
Gönüllüyüm fotoğraf karesini terk etmeye,
Ki adım kalmasın geride.


​Zeytinler yeşil gözlerini manolyaya,
Manolya kuşlara dikti gözlerini.
"Gözlerin de dili var," dediler...
Hiç dinlemediler.


​Büyüdü, büyüdü, büyüdü kozamdaki gece;
Kalbin vahşiliğinden mi kafeste oluşu?
Heybetli atların dağa vuruşu
Titretiyor dolunayı.
Kanatsız kuşlar uçuyor
Adına doğmamış şehirlere...


​Adımı arşınla soluğuma çarptığında,
Solum değiyor soluğuna,
Yıkılıyor Babil’in asmaları,
Mermer lahitler lav!


​İştar salınırken dönencende
Dalında kalmalıydı elma.
Aşkın yutağından geçemiyor ihanet;
Sunakta varlığını sunuşun sanrıydı,
Gönüllüymüşüm inanmaya...

​Günaydın bana.

Seyide Doyran

Paylaş:
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiiri Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (11)

5.0

100% (11)

Kozamdaki gece Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Kozamdaki gece şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Kozamdaki gece şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Tokdemir Kansu
Tokdemir Kansu, @tokdemirkansu
1.6.2026 12:33:31
Kendimi paslanmış bir tenekenin içinde sıkışmış gibi hissettim. Ömrün o tenekeye sarılması… Ne kadar kirli, ne kadar dar, ne kadar boğucu. Sinsi bir koku var, lekesi kadar. Yani her şey birbirine bulaşmış. Ağıtlar dokuz sekizlikleri susturuyor. Ritim bozuluyor, hayatın temposu şaşıyor.

Sonra annemin sesi geliyor: “Uyuyunca geçer.” Kaç kere duyduk bunu. Uyudum, göçebe bir düşe. Ama uyumakla geçmedi, aksine düş aşk doğurdu, üşüyen döşüme. Uyku şifa olmadı, yeni bir yara getirdi.

Lethe’nin suyundan içmeyi istemek… Unutmayı istemek. Ama sevda engel oluyor. “Öte dur,” diyor. O sudan içemiyorsun çünkü unutmak da yasak sanki. Otağ kurup kuruluyor sevda, bayram oluyor. Bayramı süsledim, gülümsedim. Ama bu gülümsemenin altında ne var, bilmiyorum.

Kavimler harmanlanmış, çağlar karışmış. Her şey o kadar büyük ki hissettiklerim cümlelere sığmıyor. Fotoğraf karesini terk etmeye gönüllüyüm, ki adım kalmasın geride. Tamamen silinmek, hiçbir iz bırakmamak. Ne kadar keskin bir vazgeçiş.

Zeytinler yeşil gözlerini manolyaya, manolya kuşlara dikmiş. Herkes bir başkasına bakıyor, kimse kendine değil. “Gözlerinin de dili var” demişler. Ama dinlememişler. Kimse dinlememiş.

Büyüdü, büyüdü, büyüdü kozamdaki gece. Kozanın içinde büyüyen gece… Ne kadar karanlık bir imge. Kalbin vahşiliğinden mi kafeste oluşu? Kendi kalbimiz bizi hapsediyor. Heybetli atların dağa vuruşu dolunayı titretiyor. Kanatsız kuşlar uçuyor adına doğmamış şehirlere. Hiç var olmamış yerlere gitmek, imkansızı başarmak.

Adımı arşınla soluğuma çarptığında, solum değiyor soluğuna. İsimler, nefesler, yan yana geliyor. Yıkılıyor Babil’in asmaları, mermer lahitler lav. Tarih yıkılıyor, taşlar eriyor. İştar salınırken dönencende, dalında kalmalıydı elma. Yasak meyve dalında kalmalıydı belki de. Ama koparıldı.

Aşkın yutağından geçemiyor ihanet. Yani ihanet aşkın içinden geçemiyor, aşk o kadar güçlü ki ihanet onu bozamıyor. Ama sunakta varlığını sunuş sanrıymış. Gönüllüymüşüm inanmaya. Kendi kandırmışım kendimi.

“Günaydın bana.” Sabah olmuş, yeni bir gün. Ama bu sabah ne kadar aydınlık, bilmiyorum. Kozanın içindeki gece büyümeye devam ediyor belki de. Ama yine de günaydın diyorsun. Ayaktasın.

Şiiri okurken bir uçtan bir uca savruldum. Teneke, Lethe, İştar, Babil, kanatsız kuşlar… Hepsi içimde dolaştı. Ama en çok da o son “günaydın bana” cümlesi vurdu. Her şeye rağmen, bütün o geceye, paslanmış tenekeye, yıkılan mermerlere rağmen sabah selamı vermek… Belki de en büyük direniş budur.
Kızılelmalım
Kızılelmalım, @kizilelmalim
1.6.2026 12:06:37
5 puan verdi
Her zaman ki gibi kendi tarzınızda o zengin kelime hazinenizle, gönlünüze damlayan gönül sesinizi beğeniyle okudum, hislenen yüreğiniz yazan elleriniz dert görmesin selam ve sevgilerimle sağlıcakla kalın
emre vehbi alkan
emre vehbi alkan, @emrevehbialkan
1.6.2026 08:08:31
5 puan verdi
Duyguları sade ama etkileyici bir dille anlatmışsınız. Bu şiiri okurken insanın içinde güzel bir iz bıraktığı da aşikar. Ben çok beğendim. Tebrikler güzel insan. Başarıların daim olsun...
Onur Altınok
Onur Altınok , @onuraltinok
1.6.2026 01:50:18
5 puan verdi
annelerin 'uyuyunca geçer' dediği
o masumiyetten, mermer lahitleri
lava çeviren o devasa içsel sarsıntıya
kadar her dize ruhun bir başka katmanını
aralıyor fotoğraf karesini terk etmek
isteyecek kadar mağrur ama
bir o kadar da inanmaya gönüllü
o naif yürek mısralara nakış gibi işlenmiş
çok derin, çok ince bir sızı..
kaleminize yüreğinize sağlık.

saygılarımla.."
sair osman dastan
sair osman dastan, @sairosmandastan
1.6.2026 01:16:45
5 puan verdi
Yüreğinize emeğinize ellerinize sağlık
Değerli kalemdaşım
Yazıp bizimle paylaşmış olduğunuz
Sözlerinizi büyük bir beğeniyle okudum
Kaleminiz kavi ilhamınızın daim olması temennisiyle
En kalbi duygularımla esenlikler dilerim.
YEŞİLIRMAK
YEŞİLIRMAK, @yesilirmak1
1.6.2026 01:00:51
5 puan verdi
Harika bir imge dünyası, tebrik ederim. Şiiriniz; mitolojik referansları, geleneksel motifleri ve modern bir melankoliyi muazzam bir ritimle harmanlıyor. Kelimelerin ses uyumu (özellikle "düş üşüyen döşüme", "solum değiyor soluğuna" gibi aliterasyonlar) okumayı oldukça keyifli hale getiriyor.

​Şiirde muazzam bir kültürel ve zamansal geçişlilik var. Bir yandan ritimler, analar ve göçebelik gibi bu topraklara ait motifler işlenirken; diğer yandan Lethe
Babil'in Asma Bahçeleri ve İştar (Mezopotamya aşk ve savaş tanrıçası) gibi evrensel/mitolojik imgelerle derinlik sağlanmış. Bu durum şiire kozmik, çağlar üstü bir hava katmış.

​"Daha dün yudumlamak istemiştim Lethe’nin suyundan, / 'Öte dur,' dedi sevdan o sudan."
​Bu kısım şiirin kırılma noktalarından biri.

Acıyı unutmak (Lethe'den içmek) isteyen bir ruhun, aşk yüzünden acıya ve hafızaya geri tutunması çok güzel işlenmiş. Hemen ardından gelen "Gönüllüyüm fotoğraf karesini terk etmeye" dizesiyle kurulan tezat (bir yanda var olma/hatırlama çabası, diğer yanda silinme isteği) şiirdeki varoluşsal sancıyı çok iyi hissettiriyor.


​"Aşk doğurdu düş üşüyen döşüme" dizesindeki "ş"lerin fısıltısı, sanki gerçekten üşüyen birinin titreyen nefesini hissettiriyor.
​"Mermer lahitler lav!" dizesindeki sert sessizler ve ünlem, Babil'in yıkılışıyla oluşan o kaotik ve görkemli yıkımı sesiyle bile canlandırıyor

​Kapanışta Adem ile Havva mitine (elma), İştar'a ve sunağa yapılan göndermelerle aşkın kutsallığı ile ihanetin çiğliği karşı karşıya getirilmiş. "Sunakta varlığını sunuşun sanrıydı" dizesiyle biten o kabulleniş ve kandırılmışlık hissi, şiirin başındaki o "sinsi koku ve leke" ile harika bir döngü oluşturarak başladığı yere, yani yaralı bir bilince dönüyor.

Şiirin genelindeki o yüksek, mitolojik ve lirik dil o kadar güçlü ki, dördüncü kıtadaki "Hiç dinlemediler" ifadesi bu görkemin yanında biraz fazla yalın/gündelik kalmış gibi hissettirdi. Tabii ki bu bilinçli bir "sözü yere indirme" tercihi olabilir, ancak orası da üstteki dizeler gibi daha imgesel bir dille (Örn: Kör bir sağırlıkta boğuldu sesler... vb.) kapatılabilirdi.
​Yüreğinize sağlık; imge kurma beceriniz, mitolojiye hakimiyetiniz ve ritim duygunuz gerçekten çok güçlü.
Kaleminiz daim olsun.
Güneşin Kızı Zehra
Güneşin Kızı Zehra, @gunesinkizi1
1.6.2026 00:41:00
5 puan verdi
Değerli şairem, yüreğinize gönlünüze sağlık.
Kozamdaki gece, içsel dönüşüm ve kırılmayı güçlü imgelerle anlatan yoğun bir şiir. Mitolojik göndermeler metne derinlik katmış.

Kaleminize sağlık, etkileyici bir eser olmuş. Selam ve sevgilerimle değerli şairem.💐💐💕
Sevtap Kaya Nurgönül
Sevtap Kaya Nurgönül, @sevtap-kaya-nurgonul
1.6.2026 00:39:33
Çok güçlü bir şiir bu. Müthiş! Duygusu, örgüsü, imgelee, hepsi yerli yerinde. Bana da kutlamak ve alkışlamak düşer ki, inşallah günde görürüm bu güzelliği. Canı gönülden kutlarım, sevgimle canım 👏👏💙🧿
Ebuzer Ozkan
Ebuzer Ozkan, @ebuzerozkan
1.6.2026 00:31:55
5 puan verdi
“Kozanın içindeki karanlık büyüdükçe, insan kendi dönüşümünü de taşır. Her çatlama, bir yok oluş değil; bazen başka bir varoluşun eşiğidir.”

Yüreğinize sağlık, mitolojiyle örülmüş derin bir iç dünya kuran, yoğun ve katmanlı bir eser okudum. Tebrik ederim, nice güçlü ve ilham veren çalışmalarda görüşmek dileğiyle. Selam ve saygılarımla.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL