9
Yorum
17
Beğeni
5,0
Puan
146
Okunma

Paslanmış tenekeye sarılmıştı ömrüm,
Sinsiydi kokusu lekesi kadar.
Ağıtlar susturuyordu dokuz sekizlikleri.
"Uyuyunca geçer," derdi annem;
Uyudum göçebe bir düşe,
Aşk doğurdu düş üşüyen döşüme.
Daha dün yudumlamak istemiştim Lethe’nin suyundan,
"Öte dur," dedi sevdan o sudan.
Otağ kurup kuruldun,
Bayramdı...
Bayramı süsledim, gülümsedim.
Kavimler harmanlandı,
Çağlar karıştı,
Hissettiğim cümlelere sığmadı.
Gönüllüyüm fotoğraf karesini terk etmeye,
Ki adım kalmasın geride.
Zeytinler yeşil gözlerini manolyaya,
Manolya kuşlara dikti gözlerini.
"Gözlerin de dili var," dediler...
Hiç dinlemediler.
Büyüdü, büyüdü, büyüdü kozamdaki gece;
Kalbin vahşiliğinden mi kafeste oluşu?
Heybetli atların dağa vuruşu
Titretiyor dolunayı.
Kanatsız kuşlar uçuyor
Adına doğmamış şehirlere...
Adımı arşınla soluğuma çarptığında,
Solum değiyor soluğuna,
Yıkılıyor Babil’in asmaları,
Mermer lahitler lav!
İştar salınırken dönencende
Dalında kalmalıydı elma.
Aşkın yutağından geçemiyor ihanet;
Sunakta varlığını sunuşun sanrıydı,
Gönüllüymüşüm inanmaya...
Günaydın bana.
Seyide Doyran
5.0
100% (11)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.