7
Yorum
15
Beğeni
5,0
Puan
51
Okunma
Ne bir seranın şefkatini bildin,
Ne de bir bahçıvanın eli değdi yaprağına.
Sen, fırtınaların ortasında serpildin,
Kök saldın uçurumların yalçın toprağına
Geri dön desem değişir mi kader, bilmem
Bıraktığın o eşikte, hâlâ bir başımayım
Biliyorum, "son" demiştin, gelmeyeceksin
Ama ben eskisinden daha yarım, daha dağınığım
Gözlerimi açtım, ilk seni gördüm
Bir robot misali sana kuruldum yaban gülüm
Kime baksam gözlerin, kime uzansam elin
Ben senin o derin izinde kaybolmuşum
Kimse dolmuyor yerinden, kimse sen değil
Yüreğimde açtığın o uçurum çok derin
Öyle mağrur, öyle başına buyruk,
Dikenlerin kalkanındır, dokunanı yakar.
Ama bilirim, o hırçın göğsünde saklıdır çocuk,
Gözlerin her şafakta bir başka bahara bakar.
Gidecek bir yerim yok, tek durağım sensin
Kapatsan da kapıları, hâlâ mültecimdir sevgin
Bir ceket alıp kaçsam da bu şehirden,
Öyle mağrur, öyle başına buyruk,
Dikenlerin kalkanındır, dokunanı yakar.
Ama bilirim, o hırçın göğsünde saklıdır çocuk,
Gözlerin her şafakta bir başka bahara bakar.
Rengini güneşten aldın, kokunu rüzgardan,
Evcilleşmez senin o asi, o deli sevdan.
Dünyanın tüm gülleri gelse de saraylardan,
Vazgeçmem yaban gülüm, senin tek bir yaprağından.
Anılar gölgemden yakın, bırakmazlar yakamı
Tüm düşüncelerimin kesiştiği o tek noktada
Sana adadım ben, bu ömürlük akşamı
Sustuğun yer bile huzurdu kalbime
Nefesini duysam yeterdi, bakmasan da yüzüme
İlk sana "seni seviyorum" dedim yaban gülüm
Son kez yumana dek gözlerimi, sadığım sözüme
YEŞİLIRMAK
5.0
100% (7)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.