1
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
25
Okunma
“Gülümse” dediler,
sanki insanın yüzüyle kalbi
aynı anda ikna olabilirmiş gibi...
Ben yine de gülümsedim.
Çünkü bazen
insan kendi acısını bile
mahcup etmemek için
iyiymiş gibi yapıyor.
Bir sandalye çekildi sonra,
omuz omuza geldik herkesle.
Birinin kolu sırtımda,
birinin kahkahası havada asılı.
Masada yarım kalmış çaylar,
aceleyle düzeltilen saçlar,
ve kimsenin yüksek sesle konuşmadığı
o görünmez yorgunluk vardı.
Tam o sırada
kamera doğruldu bize.
Ben gözlerimi kısmadan önce
içimden geçenleri toparlamaya çalıştım.
Çünkü bazı duygular
bakışlardan taşıyor.
Ve insan bazen
sadece anlaşılmamak için susuyor.
“Bir tane daha,” dediler.
“Bu sefer doğal olsun.”
Doğallık…
Ne tuhaf kelime.
İnsan en son ne zaman
gerçekten doğal kaldı?
Ne zaman içinden geldiği gibi
ağladı mesela?
Ya da hiçbir şey olmamış gibi
davranmadan bir masadan kalktı?
Ben uzun zamandır
her duygumu biraz kısık yaşıyorum.
Sevinirken temkinli,
üzülürken sessiz.
Çünkü hayat
yüksek sesle hissedenleri
erken yoruyor.
Fotoğraf çekildi sonunda.
Herkes kendi yüzünü kontrol etti sonra;
kim iyi çıkmış,
kim gözünü kapatmış,
kim olduğundan daha mutlu görünmüş.
Ben kendime bakamadım.
Çünkü insan bazen
kendi yüzünde
en çok saklamaya çalıştığı şeyi görüyor.
O an anladım;
bazı fotoğraflar zamanı durdurmuyor,
sadece eksik bıraktığımız yerleri saklıyor.
Ve yıllar sonra bile
bir kareye bakınca
arkadaki perdeyi değil,
masadaki bardakları değil,
kimsenin duymadığı
o iç cümleyi hatırlıyoruz:
“İyiyim,” demiştim.
Kimse anlamamıştı.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.