1
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
40
Okunma

Gökten süzülen ziya, ruhumda bir inkisar,
Zamanın sinesinde her lahza bir intizar.
Baharın ufkunda raks ederken şuh çiçekler,
Bana kalan tek miras, lâl ve kadim bir efkar.
Bir Şeb-i Yeldâ, uzar vuslatın gölgesinde,
Gülüşün yankılanır Sükûtun perdesinde.
Hicran mührü vurulmuş manolyalı mevsime,
Gönül kuşum çırpınır hasretin dar kafesinde.
Gözlerin, kalbimde bir lâyezâl derin yâre,
Bu derûnî sızıya bulunur mu ki çare?
Mayısın ortasında, ruhum kıştan kalmadır,
Savrulur hâtıralar, her biri bir âvare.
Müptela bir hüzünle demlenirken her hece,
Hayalin güneş gibi doğar, bana her gece.
Sensizlik, çözülmez ve muazzam bir muamma,
Bu hasreti daimî sona erer mi sence?
İnkisar: Kırılma, gücenme, gönül kırıklığı.
Şuh : Canlı, neşeli, şen.
Lāl : Dilsiz.
Şeb-i Yeldâ: En uzun gece veya uzun ve siyah gece.
Lâyezâl: Yok olmayan, kalıcı.
Hasreti daimî : sürekli özlem, hiç bitmeyen hasret.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.