0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
34
Okunma
Senin nûrun olmazsa, cihan koca bir enkaz yığını,
Senin aşkın çözer ancak, bu dünyanın bağını.
Ey Nebi! Bir kez dokun, şu kurumuş ruhuma,
Yeşert her zerremi de, kaldır hicran dağını.
Güneş Seninle doğar, ay yüzünden utanır,
Sana salavat getiren her can, sonsuz huzura banır.
Varlığın kâinata, verilen en büyük hediye ,
Seni bilmeyen, görmeyen göz o akıl, yaşadığını sanır.
Ya Habibullah yetiş! Bu yangın bitmez Sensiz,
Ümmetin perişandır, kaldık sensiz yetim ve sessiz.
O nurlu ellerini, uzat tut şu elimden,
Huzuruna varalım, kalmayalım kimsesiz.
Sana hasret kalışım, kemiklerimi sızlatıyor,
Hasretin vurdukça her an kalbimi, göğsümü çatlatıyor.
O nûrani çehreni, bir an hayal eylesem,
Gözümün pınarları ağlamaktan hasretinle kuruyor.
Güneş doğar lakin nurun sarmayınca yetmiyor,
Hasretin öyle vurdu ki kalbim başka yöne gitmiyor.
Ravza’nın toprağına sürmek için bir kere yüzümü,
Döktüğüm bunca yaşlar, sana olan hasretimi dindirmiyor.
Ebubekir sadakati, Ömer’in adaleti,
Gönlüme nakşetmişim ben o mukaddes daveti.
Uzat mübarek elini rüyamda bir kere öpeyim Efendim,
Bitir artık içimdeki bu bitmez esareti.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.