1
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
130
Okunma

Sana anlatamadığım o kadar çok şey var ki;
Bir yabancının omzunda
sessizce ağlarken mırıldandım adını.
Başkasının gülüşünde
senin sustuğun sözleri aradım.
Başka sevdalarda acımı dindirmeye çalıştım, olmadı.
Ellerim…
Bir tek senin ellerinde unutmayı bilirdi.
Kimse tutamadı beni
Kimse söndüremedi içimdeki ateşi
Benim evim sensin, yuvam sen!
Ama bak, ben hâlâ buradayım.
Yüreğim eskimiş ama yerin aynı.
Al, yeniden kur içimdeki evi.
Usulca gir içeri, aç yeniden pencereleri.
Yine seninle başlasın sabahlarım,
yine seninle olsun gülüşmelerim.
Bak;
Her şey bıraktığın gibi aynı.
Koltuklarında yerini değiştirmiyorum artık.
Kahvemi de senin sevdiğin gibi yapıyorum,
şekersiz…
Zaten sen yokken
ağzımın tadı da yok.
Hani hep kızardın ya,
“Çiçekleri neden sulamıyorsun?” diye…
Merak etme,
şimdi gözüm gibi bakıyorum onlara.
Hiç unutmuyorum.
Biliyor musun,
ben çiçekleri de seninle sevmeye başladım.
Onlara narince dokunmayı,
kuruyan yapraklarını temizlemeyi,
sulamayı…
Hepsini seninle öğrendim.
Ama ne garip,
çiçekler kokmuyor artık.
Belki de sorun onlarda değil,
sen gidince tüm kokular da gitti bu evden.
Kokuna o kadar alışmıştım ki…
Ha bu arada,
en sevdiğin fuların bende kalmış.
Bileğime sardım,
kaybetmemek için değil
sana biraz daha yakın olmak için.
Kaybetmekten korkuyorum,
çünkü korktuğum her şeyi
birer birer kaybettim.
Olur da bir gün dönersen evimize…
Bil diye söylüyorum:
Bileğimdeki fuları sadece
sen çözersen nefes alabilirim.
Ve işte o an
benim için zaman tekrar akacak,
her bekleyiş bir nefeste eriyecek,
ve ben sadece yine sana ait olacağım.
Unutmadan; anahtarın herzaman ki yerinde
Saksıda ki manolyanın altında...
15 Nisan 2026
Poyraz Can
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.