14
Yorum
17
Beğeni
5,0
Puan
63
Okunma

Penceremde perdeyi rüzgâr değil, yokluğun aralar,
Söylenmemiş vedalar yankılanır boş koridorlarda.
Mutfakta iki kişilik demlenen o demli çaylar,
Senin bardağının boşluğunda soğur bu akşamlarda.
Dünya yorulunca birbirimize yaslanırız" demiştin,
Bak, şimdi dünya çok yorgun ama dizlerim dermansız.
Sen benim sığınacak limanımdın, en parlak güneşim,
Şimdi duvarlarda gölgen bile yok, kaldım yapayalnız.
Eşikteki ayakkabılar, gitmekten vazgeçmiş gibi yorgun,
Ceketinin cebindeki eski fiş; zamanın paslı mührü.
İçimde sana dair bir orman büyüttüm, sessiz ve durgun,
Şimdi her ağaç bir mezar taşı; fısıldıyorlar bu hüznü.
Güneş her sabah hiçbir şey olmamış gibi doğuyor ya,
İşte o an vuruyor yüzüme; dünya dönüyor, hayat akıyor.
Ama benim saatim, o son gidişinle düştü kara kuyuya;
Sen kapıdan çıktığın an, zaman kendini asıyor.
Salim Erben
5.0
100% (11)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.