4
Yorum
13
Beğeni
5,0
Puan
60
Okunma

Kâinatın Işığı
On sekizinci yüzyıl İngiltere’sinin ünlü ressamlarından William Holman Hunt’ın bir tablosu Londra Kraliyet Akademisinde sergileniyordu. Bir bahçeyi tasvir eden bu tablosuna, Hunt “Kâinatın Işığı” adını vermişti.
Tablo geceleyin bir bahçede duran bilge görünümlü bir adamı resmediyordu. Adam eliyle bir kapıya vuruyor ve içeriden bir cevap bekler halde duruyordu. Tabloyu inceleyen sanat eleştirmenlerinden biri:
“Güzel bir tablo doğrusu” demişti Hunt’a. “Ama anlamını bir türlü kavrayamadım. Adamın vurduğu kapı hiç açılmayacak mı? Kapıya tokmak takmayı unutmuşsunuz da…”
Ressam Hunt bilge bir edayla gülümsedi. Tam da bu soruyu bekler gibiydi: “Adam alelâde bir kapıya vurmuyor” dedi. “Bahçedeki bu kapı, insanın kalbini temsil ediyor. Ancak içeriden açılabildiği için de, kalbin dışarıdan tokmağa ihtiyacı yoktur.”
yüreğini kılıç yaptın emile
saplandım gecenin derinliğine bak
huzur içinde yatılan ölümler biçmiştim kendime
ameliyatsız girdim şimdi kabre
yoğun zamanlardan geçiyoruz
bulutlar geçiyor asfaltı bozuk yollardan
yalın ayak yürüyorum sana doğru ilk defa
usanmadan giriyorum senli şehre
bu iklime alışık değilim
yüreğim kabuk döküyor aşktan bak
ıslaklığımı deniz yapmıştım kendime
yüzmeyi unutmuş olarak düşüyorum şimdi sahile
üzerimdeki tüm yükleri attım
ellerim boş gözlerimde kederden dönme umutlar
hiçbir şeysiz yağıyorum yürek çatına
rüzgâr bütün üşümüşlüğümü vuruyor yüzüme
ben sarmaşıklı aşkları istemiyorum
kökü zayıf olur sarmaşıkların
yürek evinde tek kişilik bir salıncak
tokmaksız al beni içeriye
ne olur emile
karardı gözlerim üşüdü kapıda sensiz zamanlar
kurudu ellerim ateşinden bak
soğutma sımsıcak hayallerimi güzelliği tazeliğinde
bu duvarlar
görünmez olur biz istersek
sevince ille de bir isa gerekmez
mucizeyi körlere bırakıp aşksızlığı çarmıha gerince
yüreğime batan kılıcın
hâlâ sen kokuyor hâlâ taze
elimde fikrimden karma bir süpürge
toz kondurmuyorum sevdamın üstüne
bakır rengi saçlarım emile
düşüyor yüreğinin üstüne
tarçın kokusu siniyor yalnızlığının üstüne
ısınıyor ruhumuz
sarınca telgrafsız telleri tenine
anlaşmanın dili yoktur emile
tokmaksız geçilir yürekten yüreğe
bir kere sevince
bir kere sevince
25 Nisan 2012
ŞuLeCan
5.0
100% (4)