3
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
39
Okunma
Bir omuz vardır, kalabalığın ortasında
kimse fark etmez,
sen bilirsin.
Sesini yükseltmeden
“buradayım” der
ve o tek kelime,
bütün cümlelerden ağırdır.
Yağmur başladığında
şemsiyeni uzatan ilk el değildir bazen,
ama ıslandığını görüp
sessizce seninle yürüyendir.
Sormaz neden sustuğunu,
suskunluğuna saygı duyar.
Zaman acımasızdır,
insanları eksiltir cebimizden.
Gülen yüzler, söz verenler,
bir bir düşer yola.
Geriye kalan,
gece üçte aradığında
“uyuyordum” demeyen sestir.
Aynı masada oturup
farklı hayaller kurarsınız.
Yine de biri yıkıldığında,
diğeri ayağa kalkmayı hatırlar.
Kıskançlık bilmez,
yarayı kaşımaz,
başarıyı alkışlarken
gözleri gerçekten parlar.
Herkes haklıyken susmayı,
herkes kaçarken kalmayı seçendir.
Yanlış yaptığında yüzüne söyleyen,
doğru yaptığında adını anmadan sevinen…
İşte orada başlar gerçek bağ,
kan bağı değil,
can bağı.
Bir fincan çay kadar sade,
bir ekmek kadar gerekli.
Ne fazla konuşur
ne de eksik kalır.
Sen düştüğünde
yukarıdan bakmaz,
yanına çöker.
Yıllar geçer,
adresler, şehirler, insanlar değişir.
Ama bazı selamlar
ilk günkü gibi sıcak gelir.
İşte o an anlarsın,
zamana direnen şeyin
yalnızca hatıra olmadığını.
Her kalpte bir yer vardır
parayla, çıkarla, hesapla dolmayan.
Oraya giren az olur.
Gireni tanırsın;
sırtını döndüğünde bile
arkanda durur.
Ve gün gelir,
herkes gittiğinde
odada tek bir sandalye kalır.
Üzerinde oturan kişi
adını bilmeden bile
senin hikâyeni ezbere bilir.
İşte ona
dost denir.
5.0
100% (2)