0
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
36
Okunma
Dans
Müzik başlamadan önce
sessizlik vardı,
ikimizin de cesaret sandığı şey.
Bir adım attın,
zemin tereddüt etti,
ben seni izledim
düşer miyiz diye değil,
düşersek birlikte düşer miyiz diye.
Bu bir dans dediler,
ama kimse söylemedi
kalbin de ayaklar kadar yorulduğunu.
Ritim bazen kaçtı elimizden,
sen hızlandın,
ben geçmişte takıldım.
Aynı şarkıyı dinleyip
farklı yerlerde sustuk.
Omzumda bir susuş bıraktın,
adı dokunmak olmayan bir temasla.
Bakışların
“devam et” demedi,
“kaçma” dedi.
Dans ederken öğrenirsin insanı,
hangi dönüşte korktuğunu,
hangi adımda vazgeçmeye yaklaştığını.
En zor figür
sarılmak değil,
bırakmamayı seçmektir.
Bir ara müzik sustu sandım,
meğer içimdeki gürültüymüş.
Sen durdun,
ben devam ettim,
işte tam orada
aynı şarkıyı kaybettik.
Zemin kayganlaştı,
anılar tempo tuttu,
ayaklarımız
eski cümlelere bastı.
“Belki”ler dolaştı etrafımızda,
hiçbiri ritme girmedi.
Bu dansın aynası yoktu,
kendimizi göremedik.
Sadece birbirimizin
yorgunluğunu fark ettik.
Bir adım geri attın,
bunu mesafe sandım.
Oysa bazen geri çekilmek
düşmemek içindir.
Bunu geç anladım.
Müzik tekrar başladı,
aynı değildi.
Sesler tanıdık,
his yabancıydı.
Ben hâlâ eski tempoda dönerken
sen başka bir ritme geçmişsin.
Dans böyle bir şeymiş meğer,
herkes aynı şarkıda kalmaz.
Bazısı yorulur,
bazısı umutlanır,
bazısı sadece
bitmesini bekler.
Son figürde
ellerimiz ayrıldı.
Alkış yoktu,
kazanan yoktu.
Sadece yerde kalan
yarım bir adım vardı.
Ve ben anladım:
Bu dans
birlikte başlamakla değil,
aynı müzikte
kalabilmekle ilgiliymiş.
Müzik bitti.
Ben hâlâ dönüyorum.
5.0
100% (2)