0
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
95
Okunma
Vuslat Dansı
Yine bir tabut geçti sokaktan,
Her zamanki gibi, ruhsuz bir kalabalık...
Bazılarında gözyaşı, bazılarında derin sızı,
Belli ki en yakınları, en sevenleri...
Ama nafile; bir vakit sonra dönecekler geri.
Yine bir eksilecek nüfus,
Dostlar hariç, kimin sahiden umurunda?
Belki birkaç gün sonra onlar da kanacak;
"Dünya" denen o yaldızlı, o yalancı cennete.
Selam olsun gidip de gelmeyene...
Her gün aşina olduğum o manzara:
Omuzlar üstünde, sessiz bir yolculuk başlangıcı.
Ve biliyorum, bir gün o yolcu ben olacağım;
Kendi filmimin son karesi,
Kendi hikâyemin yorgun kahramanı...
Koskoca dediğimiz hayatın son sahnesi,
Ha bitti, ha bitecek...
Musalla taşında soğuk bir tabut,
Savaşını verdiğim dünya malı artık arkamda.
Sevdiklerim el sallıyor son kez,
Yine aynı sahne, tek bir farkla:
Bu kez başrolde ben varım!
El üstündeki bu tabut, ne hoş bir manzara;
Üstünde beyaz bir gelinlik, sanki raks halinde...
İnceden bir Yasin yükseliyor sevgiliden,
Besbelli ki bugün vuslat saati!
Bu düğün benim, bu gidiş benim;
Hoş geldin, safa geldin ey Sevgili!
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.