1
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
56
Okunma
Şiirin hikayesi çok acı aslında. Birisi var hayatında, sürekli seni yakıp yıkıyor ama sen ona bağımlı gibisin. Sen yanarken o donuyor, acı çekerken kayıtsız kalıyor. Ama mevsimi geldiğinde, belki canı sıkıldığında ya da ihtiyacı olduğunda seni "anıyor" işte. Nar imgesi çok güzel bu arada - hem tatlı hem ekşi, hem güzel hem dikenli, tıpkı o ilişki gibi.
İkinci kısımda döngü daha net görünüyor. Sen donuyorsun, buz tutuyorsun, o baharda gelip çıkıyor karşına. Sen eriyip ona akıyorsun, her şeyini veriyorsun ama karşılığında ne alıyorsun? Yasak meyveler, dikenler... Yani sen kendini ona dökerken, o sadece acı veriyor, uzak duruyor.
Sonunda ise artık her şey alt üst olmuş. Zamanın düzeni bile bozulmuş, eylüller mayıslarla karışmış, gelecek şaşırmış. Yapraklar kurumuş, her şey bitmiş ama ilginç olan şu: suç senin üzerine kalmış. Klasik manipülasyon işte - zarar gören sen, ama suçlu da sensin öyle görünüyorsun. Son kısımla ilgili yine doğa döngüsü ile beslerken bu konuda sert olmak istedim ve bunun için küresel ısınmanın etkileri de şiire işlemek istedim mevsimlerin şaşması gibi bu düzeni bozan bizlerin aslında
Ben yanarken donardın
Eteği al, benzi bal nardın
Yaralarıma tuz banardın
Mevsiminde çiçek açardı, narların
Beni karda anardın
Buz tutardı tepelerim
Baharda çıkar gelirdin
Erirdim, sana akardım
Bana yasaktı meyvelerin
Dalların da hep dikenler beslerdin
Takvimden günler azaldı
Eylüller,mayıslar karıştı
Geleceğin vakit şaştı
Yaprakların kurudu
Üzerime kaldı suçu
5.0
100% (1)