1
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
46
Okunma
Ayakta duran ama dizleri görünmeyen,
yükü omuz sanılan,
yorulduğunu söylemesi yasak bir hâl bu.
Gür sesiyle tanınanların
içten içe fısıldaması.
Devler ölmek istemez aslında,
eğilmek ister.
Bir anlığına başını dizlerine koymak,
taşıdığı dağı yere bırakmak,
kimsenin görmediği bir köşede
ağırlığını çıkarmak ister.
Ölmek istiyorum devler gibi,
yani yere uzanmak istiyorum
dünyayı sırtımdan indirdikten sonra.
Kılıcım yok artık,
sadece omuzlarımda
başkalarının bıraktığı ağırlıklar.
Herkes “dayan” dedi bana,
hiçbiri “dinlen” demedi.
Devler ağlamaz sanırlar,
Sessizce çatlarlar.
Bir taş düşer içlerinden,
kimse duymaz,
dağ hâlâ ayakta sanırlar.
Gece, omuzlarına oturmuş bir taş gibi,
kimse fark etmiyor ağırlığını.
Güç dediğin şey
bazen sadece
düşmemek oluyor.
Konuşmuyorsun,
çünkü kelimeler de yoruluyor bazen.
İçinde biriken her şey
sessizce sıraya giriyor,
“beni de gör” diye.
Bir dev değilsin belki,
ya da fazlasıyla öylesin;
o yüzden kimse
dizlerinin titrediğini sormuyor.
Ayakta duruşun
herkese yetiyor sanılıyor.
Ama bak,
gece bile sabaha bırakıyor kendini.
En karanlık hâl
kalıcı olmuyor.
Işık bazen cesurca değil,
utangaçça geliyor.
Eğer şu an tek yapabildiğin
nefes almaksa,
bu da yeter.
Dünya,
nefes alanları
henüz terk etmedi.
Ve sen,
bu satırları okuyan sen,
buradasın.
Bu da
şiirin en sağlam dizesi.
5.0
100% (1)