1
Yorum
9
Beğeni
5,0
Puan
299
Okunma
İHANETİNLE ÖLDÜRDÜN BENİ
Söz gümüş, sükût altındı…
Vuramadım yüzüne yüzsüzlüğünü.
Yüreğin yüzüne benzemiyordu,
ve ben en çok’ta orada aldandım.
Beni en çok nerede ağlattın,
biliyor musun?
Tenhasında düşlerin,
gece yarılarının,
sessiz yalnızlığında sokak lambalarının…
Karanlığı aydınlatan yanışımı
ateş böcekleriyle aldattığında;
ateşimi görmeyişin,
duymazdan gelişin…
Beni en çok nerede üzdün,
biliyor musun?
Gidişin…
Bir inat uğruna,
bir hiç uğruna,
basa basa mecalsiz ruhumun onuruna,
kamburu doğrulmaz bir sevda bıraktın.
Bir de üstü kapanmaz,
derin bir yara…
Beni en çok nerede kırdın,
biliyor musun?
Dallara söz vermiş baharda,
kupkuru bırakarak mevsimi bir kenarda…
Ben sana bir meltem gibi
ılık ılık estim oysa.
Sense deli bir rüzgâr gibi
kaçıp gittin hep.
Önce kalemini kırdın
şair gönlümün,
sonra şiirlerini yaktın
bilhassa…
Beni en çok nereden vurdun,
biliyor musun?
Hasretini taşıyan kalbimden…
Göğsünden sevdamın,
umutlarımın
hülyasını yıktın duygularımın.
Sen beni en çok nerede yaktın,
biliyor musun?
Sustuğunda giderken,
unuttuğunda,
adımın harflerini
ezberinden silerken,
çok kolaymış gibi
“hoşça kal” derken…
Sen…
Beni en çok nerede öldürdün,
biliyor musun?
Koynunda başkasının,
teninle, şefkatinle,
sesinle, nefesinle,
bir yabancı olurken,
bilinmez adresinle…
Uzaklığınla öldürdün beni.
İhanetinle.
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.