4
Yorum
19
Beğeni
5,0
Puan
323
Okunma
Girdabın İçinde
Konuşurken,
Sessizliğe doğru süzüldüm,
Kendimi o belirsiz boşlukta bıraktım.
İçimde fısıldayan düşüncelerle
Yığıldım, devrildiğim o ince hüzünle.
"Numara mı yapıyorsan?"
O kelime hâlá kulağımda,
Unutulmaz bir yankı gibi;
Hatırlayacağını sanmıştım belki de,
Ama şimdi içimde kalan bir sızı.
Zaman ağır ağır geçerken,
Her an belki de bir çözüm fısıldar,
Girdap;
Hem çekip alır içimi
Hem de umut kırıntılarını saklar.
O bilindik kapıdan,
Zorunlu bir vedayla ayrılırken,
Gökyüzünün yitirdiği o sıcaklık,
Ağır bir sarsıntı gibi içimde yer etti.
Ama en değerli kaynağım,
İçimde yeşeren sönmeyen bir ışık,
Karanlığın içinde büyüyen umut,
Her darbeden sonra yeniden filizlenir,
Gizli bir bahar gibi.
Kendimi o yığıldığım yerde buldum,
Kararsızlık ve yalnızlık arasında,
Ama içsel gücüm
Acının ortasında bir adım,
Yeniden ayağa kalkmanın habercisi
Olarak, sessizce fısıldar:
"Sen, kendi ışığını çoğaltmaya değersin."
Belki bir sabah,
Yıldızların suskun ışığında
Parçalanan umutlarım birleşir,
Ve ben,
O yığıldığım yerde,
Sessizce yeniden doğuşu beklerim.
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.