Tevfik Tekmen
364 şiiri kayıtlı

Bak Yaralandık Gene

Tevfik Tekmen
  5,0 / 1 kişi ·2 beğenme · 2 yorum · 127 okunma

Bak Yaralandık Gene


Neler neler yaşamıştık yarım asır, tam elli sene
O günden bu güne
Alavere, dalavere, çirkeflikler
Ne bitmez geceler, gelmeyen gündüzler, çileler, pireler
Neler neler
Ne düzmeceler
Sinsice ve kalleşçe kesmeceler, ezmeceler
Korkular da vardı, tarifsiz endişeler
Dertler, elemlr, kederler
Ne acılardı yüreklerde, sinelerde silsileler, titremeler
Payımıza düşenler hep kepçe kepçeydi de
Tekelinden çaldığımız mutluluklar gıdım gıdım, yarımşar, birer
Soysuzca saklamışlardı hepsi belki
İçimize atmıştık birçok şeyi, yaşamıştık gene de

Yazmıştık sonra bunları bir yerlerde
Bu sebeptendi isyanımız
Yaralıydık belki
Ve sızlanışlarımız dantel dantel, hikâye ve şiirlerde
Kimi aleni, kimi saklı, gizli
Dize içlerinde, satır diplerinde, hece hece kelimelerde
Kimi coşkun bir selde, kimi de hüzün çiçeklerinde
Kutuplardaydık kimikereler, buz gibi
Yorgan yok, çul yok
Üşümüştük, donmuştuk
Kimi kere kuru çöllerde yanmıştık cayır cayır
Kavrulmuştuk
Sırılsıklam ıslanmıştık yaz baharlarda çırçıplak
Hazan mevsimlerindeki deli yellerdeydik bazen
Kelebekler gibi savrulup çalınmıştık yerlerden yere
Çaresizce
Ve çaresizlik üretenlerin inisiyatifinde
Zifiri karanlıklar içinde, kör kuyular dibinde
Bir ışık aramıştık hep; yol, iz olmayan bu ıssız yerlerde
Göz yordamıyla düşe kalka
Bir ışık diye yalvar yakar insafsızlara

Bağırmıştık…
Haykırmıştık dar sokaklarda, boş alanlarda ya onlar duymazlarda
İsyanlardaydık bazı bazı evet
Prangalarda, mahpuslarda, falakalı dayaklarda
Kimi zamanlar ağlamıştık da
Anlatamamıştık…
Anlaşılamamıştık…
Anlamamışlardı…
Oysa, dilimiz döndüğünce anlatmış, kelimeler yettiğince yazmıştık
Tükenmez kalemle yazmıştık da özen bezene
Kimi zamanlar da kan ve gözyaşı katmıştık dizeler içine
Ama niye
Yeter demiştik sonra bir gün, birden bire
Gözyaşı niye, ciğer yarası niye, kime
Yürek yangınları alev alev
Beyhude
Hep boş yere
Böyleyken
Acıları allayıp pullayıp baş tacı etmek niye
İsyan kime, şefaat kime, yalvarmak kime
Yara senin, merhem ötekinin
Şu, bu
Kiminse kimin
Seninki sana, onunki ona
Hayat işte
Ölüye değil, yaşayana
Kimden kime ne, gerçekler böyle
Yetsin gayrı demiştik sonra
Hepsine
Yeterin be
Bu ne
Böyle demiştik kendi kendimize
Bıktık, usandık, yorulduk
Halsiz, mecalsiz
Takatsiz kaldık, dermansızdır dizlerimiz
Ve yırttık o sayfaları, fırlattık attık
Kara kaplı defterleri bir bir yaktık
Sonra yeni bir sayfa açtık ak yapraklı defterlerden
Ve
Kara değil, ak yazılar yazdık

Yeni, yeni bir dünya yarattık kendimize hayal ve düşlerde
Bir başka bağırdık bu sefer de gülen yüz, gülen gözle
Haykırdık dağlara
Haykırdık taşlara, uçsuz bucaksız ovalara
Yüreğimizden, ciğerimizden, içimizin en derin yerinden
Güzelin en güzeline en güzelinden, gönül telimizden
Merhaba dedik, kurtlara kuşlara
Yerdekilere, göktekilere, ara yerdekilere
Merhaba dedik derelere, tepelere
Kelebeklere, sineklere, böceklere
Yüksek ve alçak yerdekilere
Merhaba dedik otlara, ağaçlara
Ve sulara ve topraklara
Yedi başlı ejderi değil, peri masalları anlattık mutlu çocuklara
Bebeklere meme verdik, sağırlara dört kulak
Dinledik
Ses verdik sessizlere
Şiirler yazdık nice güzel sevdalara, sevdalılara
Sevgilere selam yolladık, sevgililere oyalı mendil
Kucak açtık
Sarıldık, sarmaştık, kucaklaştık
Susuzlara su verdik, suladık
Çatlayan dudakları dilimizle ısladık
Saygılar sunduk dostlara, arkadaşlara
Komşularla merhabalaştık
Ninniler söyledik uykusuz gecelere, yorgun gündüzlere türküler
Yazdık insanlığı satır satır
Pembe renkli hikâyelerde, nakış nakış gergeflerde, gül kokulu şiirlerde
Kin ve nefreti öldürüp gömdük
Temizledik irinleri
Diktik yaraları
Sardık, sarmaladık, kanatmadık
Okları, bıçakları, kasaturaları savaş alanlarında bıraktık
Silahları duvarlara astık, sandıklara sakladık
Sattık
Baruttan toprak yapıp saksılara attık
Kurşun askerlerle çocukça oyunlar oynadık
İşte böyle dedik
Böyle bir dünya
Böylesini istedik
Çalıştık, çabaladık, başardık
Yedi cihana seslendik, sesimizi dinlettik
Söyledik, ikna ettik, cümle âlemi tek yürek ettik
Ve
Kurdu kuzuyla arkadaş ettik
Tavşanı tilkiyle, kuzgunu civcivle gezdirdik
Kimseyi kimseye yem etmedik, yedirtmedik
Yerdegezeni ürkütmedik, göktekinin kanadını kesmedik
Karıncayı çiğnetmedik
İşte böyle dedik, böyle bir dünya düşledik

El ettik yıldızlara
El ettik aya
Güneşi baba ettik, toprağı ana
Böyle seslendik bulutlara, sesimizi dinlettik yedi cihana
Yürekteki sevgiden, bal damlayan dilden, güzelin güzelinden
Yılan dayanamadı çıktı deliğinden
Köstebek yerin dibinden
Endişeleri, kaygıları yerle bir ettik
Çiğnedik, ezdik
Bütün korkuları yendik
Geberttik
Yalnızlıkları cehennemlere gönderdik
Ümitsiz ümitleri çayır çimen ettik, yeşerttik
Cennet ettik her yeri, mutluluk ürettik
Merhaba dedik dağa taşa
Merhaba diye haykırdık dört bir yana
Merhaba ota, ağaca, havaya, suya
Işığa
Merhaba hayvanlara ve insanlara
Duyanlara, duymayanlara
Konuşanlara, konuşamayanlara
Merhaba dedik
Ve
Yıldızlar yere indi tek tek sevincinden
Ay da mavi denizin üstüne
Yel, amber çiçeğinden kokular getirdi
Güneş gülümsedi ve merhaba dedi
Nurdan bir ışık
Bulutlar gürlemeden terledi, silkelendi de
Zemzem suları döküverdi
Toprak ana bire bin verdi, bolluk bereket geldi
Soysuz iblis korkudan ürperdi de hep mora kesti
Ve yanımızdaki ak kanatlı meleklerden korkup titredi
Azrail gelmişti hani
Zamansız
İkna ettik onu
Gönderdik ve gitti
Ölümsüzlüğün sırrına ermiştik çünkü
Baykuş bile bülbülle gül çiçeğindeydi ki
İncitmedik, yücelttik ve bu sebepten kimseleri öldürmedik
İşte biz
Dönmeyen düş dünyasında böyleydik

Lakin unutmuşuz bir şeyleri bir yerlerde
Belki birilerini de
Galiba görememiştik ölüleri mezar içlerinde
Düşlerdeki bu güzellikte onlar yoktu nedense yeryüzünde
Ilık yağmurlar yağmış toprak kabarmıştı da çıkmamışlardı
Birisi sarıçiğdem, birisi beyaz lale, mor menekşe, sümbül misalinde
Hayvanları bile getirmiştik de güzellikle dize
Ne fayda ki
Sökmezdi bunların hiç birisi biz olamamış bizlere

Aaaahh nene
dinlemedik bak gene seni
Evrimleşemediğimiz nasıl da belli, hala eskisi gibi
Dur demiştik dünyaya
Artık dönme
Hâlbuki ne haddimize
Neyimize
Belki paranoyak bir gecede, ya da saçma bir düşün içinde
Güpegündüz
Devran içinde ve hayalperestçe
Hep gündüz kal
Gelmesin artık karanlık geceler demiştik hayat dene dönenceye de
Hâlbuki ne haddimize

Neydi yanlış olan
Eksiklik kimde ve nerde
Unutmuşuz
İşte, insanız ya enikonu
Bir ses duyduk bir yerlerde
Ve akrep, ateş çemberinin içinde
Ve çaresizce
Onu gördük; o zalimce çevrilmiş dar yerde
Umutsuzdu
Kuyruğunla oynuyordu bir ikilem içinde
Ve kurtuluşu yoktu
Su döküp söndürdük ateşi
Umut olup yanına koşmuştuk
Ve kördük belki
Görmemiştik
Yeşil zehir kuyruğunun ince yerinde, kin ve nefret ciğerinde
Kötülük bu ya
İşte ta öz benliğinde
Kim bilir
Suçu, günahı yok
Bilmiyordu belki
Dünya durmuştu ya
Hani dönmüyordu, hani devran sürmüyordu
Hani
Kuzu, kurt memesi emiyordu
Ceylan aslanla geziyordu da haberi mi yoktu
Belki korkmuştu
Belki haberi yoktu
Yani suçu ve günahı yoktu

Aaahh nenem ah
Bileydin
Bileydin de söyleyeydin
Diyeydin
Diyeyedin de
Bırak oğul
Kalsın akrep, ateş çemberi içinde

Yanıldık, aldandık
Düşler içinde kaldık
Uykulardaydık
Galiba hazırlıksız yakalandık, gafil avlandık
Hâlbuki ne güzel söylemiştin yıllar öncesinde
Hani demiştin;
Önde giden pusuya düşer
Geriden geleni kurt enseler
Ne oldu can nene
Orta yerde akrepler oynuyordu da haberin mi yoktu

Ama ne yapsaydık nene
Ateş çemberindeki akrep umutsuzdu
Gerçek bu ki kurtulunca unuttu
Kim bilir
Belki de korkmuştu
Ve gelip bizi soktu
Demek vefa buydu
Anlayamadık
Gaflet uykusundaydık
Zehirlendik de uyandık
Düş yatağımızdan kalktık
Ve
Baktık ki, gerçekle kucak kucağıyız
Aynayı, Konya’yı anladık

Geç mi kalmıştık
Ya da gün doğmamış, daha erken
Herşey düş veya hayalde
Oysa duran bir şey yoktu
Dünya hala dönüyordu ve gerçek olan buydu
Ama yer ve mekân
Ve akrep ve yelkovan
Ve mefhum bir zaman
Oysa gene
Başı ve sonu olmayandı gerçek yaşam
Ve
Düz bir çizgiydi hayat denilen kavram
Dünya dönecekti
Durdurmak kimin haddine
Ama
Hayat düz bir çizgiydi ve buydu süregelen
Dünya hep dönecekti
Devran bildiği gibi sürecekti
Gittiği yere kadar
Dur demek ne haddimize

Öldük mü
Bak ölmedik
Böğrümüzde iki kurşun, belki bir hançer, canevimizde yumruk
Soluksuz kalıp öldük mü
Kaç kez söylemiştik oysa gafillere
Bin kere öldüysek, bin kere dirildik biz
Kim bilir
Belki de ölmüş gene dirilmiştik
Bu yüzden biraz bekledik
Özeleştirideydik ve sonra gerçeklerle yüzleştik
Ey gafil
Ve döndük
Kendimize böyle seslendik
Ey gafil dedik
Kurt kuzuyla gezmez
Tilki et sever, tavşanla yarenlik etmez
Akrep akreptir
Arı değil o, kuyruğunda bal üretmez
Ya insanoğlu
O, doyumsuz oğlu doyumsuzdur
Dünyaları versen eyvallah demez

Ve döndürmüştük duran dünyayı yeniden
Durdurmak ne haddimize
Köylü köyüne, evli evine, tatlı düşler gül yüzlü çingeneye
Yolcu yoluna dedik
Kuzgunu gönderdik leşe, civcivi kümese
Köstebek, yedi kat yerin dibine
Yılanı deliğine
Zehirli akrebe dedik;
Sen de ateş çemberinin orta yerine

Gök alçalmıştı
Ta başımız üstüne
Yükselttik yeniden
Yer temizlenmişti
Kirlettik bilerekten
Dünya zaten yuvarlak; dönsün dursun
Devran sürsün bize ne

Yıldızlar ağladı bu çirkinliğe, gittiler yükseklere
Ay kalktı denizden
iki gözü iki çeşme, olup biteni bilemeden
Bulutlar hiddetlendi
Gürledi, gümbürdedi sinirinden
Yıldırımlar, şimşekler
Kapkaranlık
Kar, boran, tufan

İşte böyle
Ateş bile isyan etti
Sitem etti akılsız akrebe de faydası kime
İblisi azat ettik, saldık gene böylece
Git dedik ; isli baca içlerine, pis kokulu çöplüklere
Hain pusular kur dedik
Güzel , çirkin dinleme, herkese
Ötsün dedik gamlı baykuş viranelerde ölmüşlerin üstüne
Ve
Bu yüzden sustu bülbüller
Soldu çiçekler, soldu sevgiler, bütün güzellikler

Akrepti ateş çemberi içinde, biz değildik
Kuyruğunda zehirli iğne ve can derdinde
Merhamet dilemiyordu belki ya biz verdik
Candı onun canı da, acıdık
Yardım ettik
Ölümü görmüştük kendi gözümüzle
Su döktük gönül tasından, ateşi söndürdük
Bir düş dünyasıydı ya bu; dost sanıp yaklaştık, sarıldık, okşadık
Sokmaz diye kaçmadık
Galiba yanıldık, gafil avlandık
Ve yaralandık
Ölmedik ama beyhude yaralandık
Ve galiba
Kötü yaralandık

Ve yazık oldu
Bunca seneyi boş hayale harcadık

***
ah nene!
Seni hiç dinlemedik. Zavallı yaratıklardan çok şeyler bekledik.
Kanatları yok ki onların, melek olsunlar istedik. Göz göre göre şeytan oldular da
İşte ona yanarım nene; üzgünüm, engelleyemedik...

Tevfik Tekmen. 2008/Lüleburgaz
Şiiri Değerlendirin
 
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir.
Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Bak Yaralandık Gene şiirine yorum yap
Okuduğunuz şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?

Bak Yaralandık Gene şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
resulcivcik , 5 puan verdi
12 Ekim 2019 Cumartesi 22:18:18
☾✫Merhabalar Değerli Şairimiz.
Güzel Eserinizi,canı gönülden kutlarım,
İlhamınız bol Kaleminiz Kavi olsun.İnşallah.
......................................... Selam ve Duâ ile.
Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
Şiirin sahibiTevfik Tekmen , şiirin sahibi
13 Ekim 2019 Pazar 17:52:24
eyvallah dost. selam ve dua ile bizden de...
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.