8
Yorum
42
Beğeni
0,0
Puan
2767
Okunma

sormayın bana Çiğdem in kimliğini
nerede yatıp nerede kalktığını sormayın
gözlerinin rengini
boyunu posunu sormayın
sormayın yüzü çirkin mi güzel mi
yaşıma uygun mu değil mi sormayın
bana çiğdemin kokusunu nasıl aldığımı sorun
anlatmayın bana demode olmuş masalları
gerçekleri görün yaşayın
söylemeyin bana içinde sevgi sözcüğü geçmeyen şarkıları
gündem dışı konuşmalar yapmayın
arada bir içtiğim iki kadehin hesabını lütfen sormayın
hatalarımı yüzüme vurup ağlatmayın beni
her ağzımdan çıkanı sorgulamayın
yargılamayın beni iki de bir yargılamayın
asabımı bozmayın
bahsetmeyin çiğdeme benden
selamımı söylemeyin
söylemeyin yüksek sesle kendisini sevdiğimi
düşüncelerine değer verin
onu rencide etmeyin
bekleyin benim gibi
biraz daha bekleyin
bilmesin sevildiğini
içimde tutuşan ateşi bilmesin
bilmesin bu satırları ona yazdığımı
boşuna ümitlenmesin
yine Çiğdem siz bir akşam
Çamlıca da oturmuş
yapa yalnız içiyorum
boğaz köprüsünü seyretmek bir başka oluyor buradan
yakamozlar in köprünün ışıklarıyla seviştiğini fark ediyorum
gemilerin karanlığa kilitlendiği an
Çiğdem i görür gibi oluyorum bir kaç adım ötede
kollarını açmış Tanrıya yakarır gibi
sanki beni istiyor
yaklaşmak istiyorum yaklaşamıyorum
seslenmek istiyorum seslenemiyorum
utkum tutuluyor
yeise düşüyorum
arkamdan bir el omzuma vurup beni uyarıyor
boşuna hayaller kurma dostum üzülürsün
yükü ağır gelir yorulursun diyor
birden kendime geliyorum
gözlerim fal taşı gibi açılıyor
yanıldığımı anlıyorum
kendimi suçlu addediyorum
sevmek senin neyine diyorum
kadehim tekrar aklıma geliyor
içiyorum ve rahatlıyorum
bu arada umduğum başıma geliyor
gözlerime inanamıyorum
Çiğdem palmiyelerin gölgesinde ki masada
bir başkasının kollarında kilo veriyor
sanki yaza hazırlanıyor
sanki paslarını siliyor